kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
  » Aktüel Pazar
    Sinema
    Çizerler
    Teknoloji
Bizimcity
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Buz pistlerinin Türk kraliçesi
Buz pistlerinin Türk kraliçesi

18yaşındaki Tuğba Karademir, yedi buçuk yıldır Kanada'da yaşıyor. Türkiye'de buz pateni sporu yeterince bilinmediği için ailesiyle birlikte Kanada'ya göçen genç sporcu, Avrupa Buz Pateni Şampiyonası'nda 23. oldu. Karademir risk alarak zorlu atlayışlar yaptığını, kendini ileride daha iyi göstereceğini söylüyor.

-Türkiye'de buz pateni pek alışılagelmiş bir spor değildir. Siz nasıl başladınız bu spora?
Sanırım 5-6 yaşlarındaydım, Ankara'da Masallar Ülkesi Kreşi'ne gidiyordum. Kreşin öğrenciler için düzenlediği faaliyetler arasında, Ankara Bel- Pa Buz Paten Sarayı'nda buz pateni dersleri de vardı. Böylece patene başlamış oldum.

-Ailenizde veya çevrenizde patenle ilgilenen birileri var mıydı?
Hayır, ailemde de çevremde de buz pateni ile sporcu olarak ilgilenen kimse yoktu. Buz pateni zaten Türkiye'de yeni bir spor. 1990 yılında Bel- Pa'da kapalı buz paten sarayının açılmasıyla ben ve benden birkaç yaş büyük bir grup arkadaş ilk defa başladık buz patenine. Bizden önce de Kurtuluş Açık Buz Paten Pisti'nde yetişmiş birkaç sporcu ağabey ve abla vardı, o kadar.

-Türkiye'de kaç yaşına kadar kaydınız?
6'ıncı sınıftayken, yani 11 yaşındayken Türkiye'den ayrıldım. Kanada'ya geleli 7 buçuk yıl oldu.

-Neden patene Türkiye'de değil de Kanada da devam etmeyi tercih ettiniz?
Sporla ilgilenememeye başlamıştım. Çünkü Türkiye'deki ortam artık yetmiyordu. Yeterince buz sahası yoktu, buz patenine karşı ilgisizlik vardı. Bir de deneyimli antrenörlerin olmayışı ve insanı motive edecek üst düzey sprocularla kayamamak da Türkiye'de buz pateni yapmayı zorlaştırıyordu. Üst düzey yarışmacıları ancak senede bir yarışmaya gidince görebiliyordum.

-Tüm bunların çözümü Kanada'ya taşınmak oldu o zaman.
Tüm bu dezavantajlara çözüm bulmak için ailemle birlikte Kanada'ya göçmen olarak gelme kararı aldık. Ailem işini, gücünü, her şeyini bırakıp benimle birlikte buraya geldi. Buraya taşınmamızın başka hiçbir amacı yoktu.

-Türkiye'de kalsanız bugün bu konumda olamazdım diyorsunuz yani?
Türkiye'de buz pateninde başarılı olmak için anlayışın bütünüyle değişmesi lazım. Ayrıca Türkiye'de eğitim sistemi de sporda başarılı olmak için uygun değil. Benim dönemimde beraber kaydığımız birçok arkadaşım lise döneminde, üniversite sınavına hazırlık nedeniyle buzu bırakmak zorunda kaldı. Türkiye'de yaşayınca ve Türkiye'de geleceği olmayan bir sporun içinde cebelleşince, hiç değilse üniversite şansınızı yitirmemek için tercih yapmak zorunda kalarak sporu bırakıyorsunuz.

-Kanada'da durum nasıl peki?
Burada özel yetenekli sporculara, sanatçılara ayrıcalık sağlanabiliyor, eğitim programınızı ona göre ayarlayabiliyorsunuz. Buz pateni ve hokey burada bizdeki futbol gibi. Başarılı antrenörler bizim Fatih Terim, Şenol Güneş gibi devamlı basında, çok refah ve saygın bir hayatları var.

-Siz orada paten kaymak dışında ne yapıyorsunuz?
Ben bu yıl liseden mezun oluyorum. Türkiye'ye göre iki yıl geç olmasının nedeni lisenin burada 5 yıl olması. Seneye üniversiteye gideceğim inşallah. Avrupa Şampiyonası'na gitmeden iki hafta önce üniversite için başvurularımı göndermiştim, ama henüz nereye kabul edildim bilmiyorum.

-Buz pateninde şu anda hangi aşamadasınız?
Şu anda en üst düzeye çok yakın bir seviyedeyim. Üçlü jump'ın (atlama) tamamını yapıyorum, hatta geçen yazdan beri 3+3 kombine üzerinde özellikle uğraşıyorum.

-Ama şampiyonada bu konuda bir problem yaşadınız değil mi?
Normalde antrenmanlarda yapabildiğim için yarışmada da risk alıp atmak istedim, ama kombinenin ikinci üçlüsünde tam turu döndükten sonra inişte düştüm. Bu bana pahalıya mal oldu aslında. Daha az riskli bir kombineyle daha üstte yer alabilirdim çünkü.

-Neden bu riski aldınız o zaman?
Hakemler en iyilerden biri olduğumu görsünler diye riskli sıçrayışları da yapabildiğimi gösterip üst sıralara girebilmek istedim.

-Avrupa Buz Pateni Şampiyonası'na katılmanız nasıl oldu?
Avrupa ve Dünya Şampiyonası her yıl yapılan en önemli iki yarışma. Bunlara dört yılda bir Olimpiyatlar da ekleniyor. Dolayısıyla tüm hazırlıklar bunlar için yapılır sezon içinde. Yani bu sporun doğal gereği.

-O zaman hedefleriniz arasında Dünya Şampiyonası ve Olimpiyatlar da var.
2002 yılında düzenlenen Olimpiyatlar'a da katılabilirdim aslında ama tam elemelere giderken, havaalanına 10 dakika kala bir buz pistinin önünde durup ilave bir antrenman yapmak istedik. Antrenmanın son 5 dakikasında ayağımı burkup ayak bileğimi çatlattım ve iyi olmak iki ayımı aldı. Bu nedenle Olimpiyatlar'a gitme şansım da ortadan kalkmış oldu. Avrupa Şampiyonası'na gittiğimde de daha buza çıkalı iki hafta falan olmuştu.

-Avrupa Buz Pateni Şampiyonası'na katılan ilk Türk olmak nasıl bir duygu?
Yarışmaya benden önce katılan birkaç sporcu oldu, ben ilk değilim aslında. Ancak son üç yıldır elemeleri kademe kademe geçip ilk 24'te kalan ilk Türk sporcuyum.

-Şampiyona'daki performansınızdan memnun musunuz?
Aslında çok daha iyisini bekliyordum. Elemeyi geçememek gibi bir korkum yoktu. Ben riskli kayıp daha yüksek sonuca odaklanmıştım. Amaç sadece elemeyi geçmek olsaydı çok az riskli basit üçlülerle, 3+2'li kombinelerle rahat rahat hiç kendimi strese sokmadan da kayabilirdim.

-Sadece Türkiye adına mı yarışıyorsunuz, yoksa Kanada adına da yarıştığınız oluyor mu?
Uluslararası kurallara göre iki ülke adına birden yarışmak olanaksız o yüzden sadece Türkiye adına yarışıyorum. Hatta farklı iki spor dalı bile olsa iki ayrı ülke adına yarışamazsınız. Burada kendimi test edebilmek ve yeni koreografi veya atlayışlarımdaki ilerlemeyi stres altında deneyebilmek amacıyla yaz/sonbahar dönemlerinde milli nitelikli olmayan; iller, yerel/kulüpler arası yarışmalara giriyorum. Ama bunlar ülke temsil etme türünde yarışmalar değil.

-İleride Türkiye'ye dönmeyi düşünüyor musunuz?
Okulum ve antrenmanlarım burada olduğu için Türkiye'ye ancak bir, iki haftalığına tatile gidebilirim. Aslında ona bile hem zaman olmuyor hem de doğrusu bizim için büyük bir maddi külfet. Geçen yıl iki haftalığına akrabalarımı ve arkadaşlarımı görmek için gitmiştim Türkiye'ye, antrenörüm ona bile epey söylendi.

-O neden?
Tam yaz okulu başlamıştı, iki hafta kaçırdığım için pek hoşlanmadı. Ama daha başka uygun bir zaman da olmuyor. Uzun zaman gitmeyince herkesi çok özlüyorum. Türkiye'yi, basınca ayağınızı yakan kumu, denizin gözlerinizi yakan, üstünüzde bembeyaz kuruyan tuzunu özlüyorum.

Kanada'da buz pateni ve hokey bizdeki futbol gibi. Başarılı antrenörler Fatih Terim, Şenol Güneş gibi devamlı basına çıkıyor, saygın bir hayatları var

Eylem Bilgiç

DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ
 Bizim aramızda maraz çıkmaz
 İdeallerim için bekledim
 Herkes bildiği işi yapsın ben iyi baklava yaparım
 Serdar'ın karşıma çıkması sanki ilahi düzenin bir parçası
 Kansere çok kızdım çünkü vaktimi çaldı
 Mektupları okurken çok ağladım
    Aktüel Pazar Yazarlar
    Güncel
    Hobi
  » Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
Aerobikli, internetli, nargileli cami
Aerobikli, internetli, nargileli cami
Bu camide fitness yapabilir, nargile içebilir,...
Buradaki köpekler çok şanslı
Buradaki köpekler çok şanslı
Doğayı, Hayvanları Koruma, Yaşatma Derneği ve Adana Büyükşehir...
 
    Ana Sayfa | Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon
Spor | Hava Durumu | Sarı Sayfalar | Günaydın | Bizimcity | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Cumartesi | Aktüel Pazar | Sinema | Çizerler | Teknoloji | ON
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.