kapat
29.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

SOLİ ÖZEL


Son on yıla bakış

Geriye dönüp bakıldığında Türk-Amerikan ilişkilerinin 1 Mart'a giden müzakere sürecinde oylama sonucundan daha fazla hasar gördüğü anlaşılıyor. Amerikan tarafındaki Türkiye'yi çantada keklik olarak görme eğilimi belli ki Türk yetkililerde büyük alerji yaratmış. Buna karşılık da Amerikan tarafı Türk tarafının kendilerine gösterdiği güvensizlikten rahatsız olmuş.

"Stratejik ortaklık" içinde oldukları söylenen iki yakın müttefikin ilişkileri açısından bu denli derin bir güven bunalımı hayli şaşırtıcı. Bunun kökenlerini son on yıl içindeki ilişkileri kısaca gözden geçirerek anlamak mümkün olabilir. Soğuk Savaş'ın bitişi herkesi gafil avlamıştı. Türkiye bu işten en çok rahatsız olan ülkelerden de biriydi. Batı ile güvenlik eksenli kurduğu kurumsal ilişkilerin zayıflamasından hatta Batı'dan dışlanmaktan kaygılanıyordu. Önce Körfez Savaşı ardından Yugoslavya'nın parçalanması ve Sovyetler Birliği'nin çökmesi Türkiye'yi daha farklı bir şekilde stratejik açıdan önemli ülke konumunda tuttu.

Kürt meselesini hatırlatıyordu
Bu dönemde ABD Rusya'yı fazlasıyla kolladı. Gene de Türkiye hem Soğuk Savaş sonrası yeniden yapılanmalarında avantajlı bazı koşulları elde etmeyi başarabildi hem de genelde ABD'nin ciddi desteğine sahip oldu. Balkanlar ve Kafkaslar'da istikrar unsuru olması PKK ile mücadelesinde ABD'den genelde anlayış ve yardım görmesine yol açtı. Ancak ilişkilerin stratejik olarak çok güçlendiği 1990'ların ikinci yarısında bile her iki ülkenin arasına Kuzey Irak'ın gölgesi düşüyordu.

1990'ların sonlarına doğru Balkanlar'daki durumun yatışması, Kafkaslar'da göreli bir istikrarın sağlanmasıyla ilişkideki aciliyet boyutu da azaldı. Bu arada Türkiye'nin düşük yoğunluklu savaşı da sona eriyordu. Ağustos 1998'de PKK askeri açıdan yenildiğini kabullendi. Türkiye o yılın Ekim ayında Suriye'yi tehdit edip Abdulah Öcalan'ın Şam'dan ayrılmasını sağladı. Ardından da ABD Öcalan'ı paketleyerek Kenya'da Türk yetkililerine teslim etti.

Clinton yönetiminin Irak politikasında değişikliğe giderek Saddam Hüseyin'i bir şekilde iktidardan uzaklaştırmaya karar vereceği sıralarda Öcalan'ın teslim edilmesi anlamlıydı. Bir bakıma Clinton yönetimi Türkiye'ye PKK sorununu çözdükten sonra Kürt meselesine de eğilmesi gerektiğini hatırlatıyordu. O güne kadar yetkililer savaş bitmeden siyasi adım atılamayacağını söylemişlerdi. Öcalan'ın hapsedilmesiyle savaş artık fiilen bitmiş sayılırdı.

Gerginlik artıyordu
O yılın Kasım ayında Clinton Türkiye'ye geldi. Meclis'te konuşan Clinton 21. yüzyılın en önemli ülkesi olacağını söylediği Türkiye ile ülkesi arasında bir stratejik ortaklığın varlığını vurguladı. Gene aynı konuşmada Meclis çatısı altında Kürt meselesine siyasi çözüm gerektiğini ihsas etti. O ziyaret sırasında AGİT zirvesi de yapıldı. Türkiye ile ABD'nin gündemindeki en başat konulardan birisi, Türkiye'nin stratejik önemini perçinleyecek Bakü-Ceyhan boru hattı anlaşması imzalandı. Clinton Türkiye'den daha demokratik bir ülke olmasını ister ve gelecekteki stratejik önemini bununla ilişkilendirirken ABD'nin Irak politikası da yeni bir evreye giriyordu. Foreign Policy dergisinin son sayısında Gencer Özcan'ın detaylı şekilde anlattığı gibi bu dönemde ABD'nin Kuzey Irak politikalarının Türkiye'nin stratejik çıkar anlayışına ters düşmeye başlamasıyla ilişkilerde gerginlik artmaya başlıyordu.

Irak Savaşı'na giderken yaşanan yönetim krizi bu zemin üzerinde şekillendi. Bu arka planın etkisiyle kimilerinin hata diye gördükleri, ABD ile ilişkileri hayli geren 1 Mart sonucuna varıldı. Ancak son tahliller yapıldığında 1 Mart'ı Türkiye'yi zihnen özgürleştiren ve stratejik parametrelerini genişleten bir dönüm noktası diye de görmek mümkün olacaktır..


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır