kapat
22.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


EMRE AKÖZ


Başka dünyanın kadınları

Geçenlerde İstiklal Caddesi'nde yürüyorduk. Önümüzde bir çift gidiyordu. Kızın üstünde kırmızı bir elbise vardı. Eteği dizinin üstündeydi. Vücudu zayıf ve gayet biçimliydi. Kumral, düz saçları sırtına doğru iniyordu. Topuklu açık ayakkabıları vardı. Özetle güzel ve çekici bir genç kadındı.

Yanındaki erkek sağ elini kızın omuzuna atmıştı. Üstünde zımbalı deri bir mont vardı. Saçları ensesindeydi. Blucini biraz boldu. Yan tarafında kalın bir zincir vardı. Ayağında ise siyah, kaba botlar.

Tuhaf bir durumdu. Nispeten sıcak bir havada bu adam niye böyle giyinsin ki?

Birden ampul yandı. Zevcenur Hanım'a, "İddiaya girerim, bunlar lezbiyen" dedim. İnanmadı "Hadi canım, nerden anladın?" Adımlarımızı hızlandırdık. Ve gördük Bir 'butch' ile 'femme' sevgilisiydi. 'Butch' dişisini koruyan bir kartal gibi, dik ve diklenmeye hazır yürüyordu. 'Femme'in ise sokulgan, kırılgan, korunmaya muhtaç bir hali vardı.

****

Lezbiyenler yani eşcinsel kadınlar 1980'lerde ortaya çıktı. 12 Eylül 1980 darbesi hemen her türlü siyasete son vermişti. O tarihe kadar ülkeyi kavuran sağ-sol karşıtlığı bastırılmıştı. Ardından Özal iktidara geldi. Hatırı sayılır bir kitle onun liberal reformlarını destekliyordu. Meclis'te değil de sokakta siyaset yapanları birbirine bağlayan ideolojiler buharlaştı. Yeni arayışlar başladı. Ve ilk filizler belirdi Çevrecilik, feminizm, İslamcılık ve Kürtçülük. 'Sınıf'a dayalı siyasetin yerini 'kimliğe' dayalı siyaset alıyordu.

İşte lezbiyenler bu ortamda kendilerini göstermeye başladı. Feministlerle dirsek temasları vardı. Hatta feministlerin 'erkek düşmanı' damgasını yemesinde sanırım önemli bir rolleri oldu.

Biz lezbiyenleri ancak Attila İlhan'ın kitaplarından okuduğumuz kadar bilirdik. Sonra gece kulüplerinde öpüşen ünlü burjuva kızlarının haberleri gelmeye başladı. Magazinci arkadaşlar şarkıcıların, mankenlerin lezbiyen ilişkilerinden söz ediyordu. Derken lezbiyen cinayetleri ve 'kız kaçırma' olayları gündeme girdi.

****

Ancak bunların hepsi 'haber'di. Yani olup bitene dışarıdan bakıyordu. Peki ama geri planda neler oluyordu? Bir lezbiyen, kadınlara ilgi duyduğunu ilk kez nasıl fark ediyordu? Ailesinden, arkadaş ve iş çevresinden ne gibi tepkiler alıyordu? "Evet, ben bir lezbiyenim" diye ortaya çıkma cesaretini ne zaman buluyordu? İkili ilişkiler nasıl ve nerede kuruluyor ve yürüyordu? Ne tür bir 'örgütlenmeleri' vardı? Giysi ve bedenlerinde hangi işaretleri taşıyorlardı? Lezbiyen aşkı nasıl bir şeydi? Hayalleri neydi? Kendilerine has kelimeleri, terimleri var mıydı?

İki genç araştırmacı, Cenk Özbay ve Serdar Soydan önemli bir kitaba imza attılar 'Eşcinsel Kadınlar 24 Tanıklık' (Metis Yayınları). Bu kitapta yukarıda ortaya attığımız soruların cevaplarını buluyoruz.

Heteroseksüel bir erkek gibi giyinip, erkek gibi davranan lezbiyenlere 'butch' ya da 'dyke', kadınsı olanlara 'femme' dendiğini öğreniyorsunuz.

24 lezbiyen kadın hem iç dünyalarını, hem de ilişkilerini gayet ayrıntılı bir biçimde anlatıyor. Sonuçta lezbiyenliğin bir 'cinsel ilişki biçimi'nden ibaret olmadığı ortaya çıkıyor. Aksi halde 27 yaşındaki 'İrem', "Bir varoş kadınıyla beraber olmam mümkün değil. Kendim gibi varlıklı bir aileden gelen, kent merkezinde yaşayan, yüksek lisans yapmış, yurtdışında yaşamış, iyi bir şirkette çalışan bir kadını tercih ederim. Aynı dili konuşabilmeliyiz" der miydi?

'Lap top'lı iş köleleri
Bir süre önce Bodrum Türkbükü'nde kısa bir tatil yaptık. Bazı gözlemlerimizi buraya taşıdık. İşte bir tane daha...

Divan Palmira'da kalırken üzerinde 'No-W' yazan tabelalar gördük. Otelin müdürü Bülend Berker'e bunun ne olduğunu sordum. Meğer otelin de dahil olduğu Koç Grubu'nun bilişim bölümü buraya kablosuz internet düzeneği kurmuş.

Mekanizma şöyle çalışıyor

Diz üstü (lap top) bilgisayarınızı alıp otele geliyorsunuz. Eğer arzu ederseniz küçük bir cihaz veriliyor. Bunu bilgisayara takıyorsunuz. Sonra da, diyelim ki iskelede güneşlenmeye gidiyorsunuz. Bilgisayar da yanınızda. O cihaz seyesinde internete bağlanıyorsunuz. Hem de kablosuz (No-W) ve kesintisiz olarak...

Bu hizmet Divan Palmira gibi lüks bir otele yakışıyor elbette. Böylece burada kalan üst düzey yöneticiler, patronlar ya da mesela finans sektöründe faaliyet gösterenler iş dünyası ile sürekli temasta olabiliyor. Bilgisayar ve internet bağlantısı sayesinde bir yandan güneşlenirken, bir yandan da çalışıyorlar.

Evet harika bir hizmet... Ama paranın bir de öteki yüzü var. Diz üstü bilgisayarlar, cep telefonları ve internet bağlantısı "tatil" ile "çalışma" kavramları arasındaki sınırı kaldırıyor. Eskiden hiç olmazsa 15-20 gün işlerden, sorunlardan uzak bir tatil yapılırdı. Şimdi ise "iş" sürekli hale geldi. Sadece ortam farklı.

Tatilin insanı deşarj eden, rahatlatan, stresini atan özelliği giderek azalıyor. Barda içkinizi yudumlarken ya da lokantada deniz börülcesi yerken de işi düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Çünkü amiriniz ya da elemanlarınız sadece bir 'tık' ötenizde.

Belki insanın insana köleliği bitti ama yeni teknoloji insanı işin kölesi haline getirdi.

Gözüm Erdal Şafak'ın üstünde
SABAH'ın Başyazarı Erdal Şafak'ın kaleme aldığı 'Neo Con' (Yeni Amerikan Muhafazakarları) dizisini takip ediyor musunuz? Çok önemli ve çok yararlı ABD hegemonyasında bir Yeni Dünya Düzeni yaratmaya çalışan ekibin zihinsel röntgenini çekiyor. Ancak... Dizi şimdilik öyle bir tarzda sürüyor ki bu takımın petrol ve silah tröstleriyle olan organik bağlantısı es geçilecek gibi... Onca ayrıntıya girip de işin trilyon dolarlık 'çıkar' yönü unutulursa... Kendisine de söyledim Erdal Abi'yi 'Turkish Neo Con' olarak teşhir ederim!


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır