kapat
09.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Domatesi özlemek ve yaz

"Yazın bir kez olsun tadını tadını çıkararak domates yemişseniz, kışın domates yiyemezsiniz."

Çocuklar için yazdığı yemek kitabıyla da ünlenen Alice Waters'ın bu sözleri beni gündelik yazı çizi dünyamdan alıp başka dünyalara götürdü.

Önce çocukluğumda arkadaşlarımla birlikte anneannemin bahçesinden gizlice kopardığımız ve üzerimizdeki tişörtlere çarçabuk silip aynı hızla midemize indirdiğimiz domatesler geldi. Hep eşsiz bir lezzetteymişler gibi gelmiştir bana o domatesler. Sulu fakat sert ve en önemlisi dolgundular. Elma ısırır gibi ısırırdık. Güneşin yakıcılığıyla domateslerin tadı arasında sanki doğrudan bir bağ vardı bizim için... Sonra bu nostalji havasını uzaklaştırıp zihnimden doğrudan Waters'ın söylediklerini düşündüm.

Hangi ayda olursa olsun marketlerin ve manavların raflarında kıpkırmızı domatesler var artık. (İçlerinin "boşluğunu", kokusuz oluşlarını filan hiç açmayayım.)

Domates yaz sebzesi mi? Yetişme koşulları ve tarihsel gelişimi açısından öyle.

Ama bir de bize sorun! Yani, yok öyle bir deyim ama, hani "yeme koşulları" açısından çok zamandır 'mevsimsiz' domates... Bugün markette baktım; şubatın şu gününde sebze meyve standında en geniş yeri farklı tip ve renklerdeki domatesler kaplıyordu...

Salça ise bir ihtiyacın sonucu değil artık, bir geleneğin ve farklı bir tadın adı.

Peki, o zaman sorum şu: Domates için özlemle ipi çekilen yazlar yoksa artık, bugünün yazları eksilmemiş midir? (Her mevsim taze erik olsaydı, ilkyazın tatları yoksullaşmaz mıydı?)

Ve merak ediyorum, "domatesiyle özlenen" bir yaz mevsiminin hazlarının yerine hangi tat özlemlerini koyduk?

(Zaten deniz kenarındaki "muhteşem havuzlara" (!) girmeyi yaz tatillerinin en güzel imkânlarından sayan garip bir pazarlama dünyasında yaşıyoruz. Yalan mı?)

İhtiyar işi bir eskiye övgü yazısı peşinde değilim. Hiç istemem bunu ve bana uymaz.

Ben, en sıradan görünen tatların hayatımızdaki en kalıcı mutlulukların anahtarlarını taşıdığına inananlardanım. Biraz orayı kurcalamak istedim.

Ne yapmalı? Yoksa balkonda iki sırıklık domates (olmadı biber!) yetiştirmeye mi kalkmalı? Kendi "yaz domateslerim"i...

(Tam bunları yazarken Habertürk'te Erman Toroğlu'nun sebze meyve sohbeti başlamaz mı? Nasıl ballandırarak ve hakem hatalarını değerlendirir gibi ayrıntılarına girerek anlatıyor, neden göbek marulun 2.5 milyona satılır hale geldiğini... Bir ara elinde tuttuğu limonu gösterip "ben bunu bahçemde yeşiştiriyorum" dedi Erman hoca; sonra da ekledi: "öyle bir şeydir ki, bir gecede beş saat süren don vurdu mu, toparlanıp aynı kalitede limonu yetiştirebilmem beş yılı buluyor." Düşündüm de kentlerin kültürü ve ihtiyaçlarıyla doğanın takvimi arasındaki fark ne çok açılmış!..)

AYNA
Eski dosyalarımı temizlerken bir kağıda şu alıntıları not aldığımı gördüm. Sinemanın ünlü kadınları erkekler üzerine şunları söylemişler:

* Erkekler iyidir ama kadınlar büyülüdür. Catherine Deneuve.

* Asla erkek olmayı istemezdim. Onlar için üzülüyorum. Glenn Close

* Erkeklerle birlikte olmak ağır bir iş ve kazancı pek az. Glenda Jackson.

* Erkekler beni hep bir meydan okuma olarak değerlendirdiler ve aslında benimle yatmak değil, beni öldürmek istediler. Raquel Welch.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır