kapat
26.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Ali ile ayrılan yollarımız..

Ali Bayramoğlu Sabah'tan ayrılmış.. Ayrılmak zorunda kalmış.. Üzüldüm.. Fena halde üzüldüm.. Ali yakından tanıdığım, çok sevdiğim bir arkadaşım.. Fikirlerimiz asla uyuşmaz.. Ama fikirlerin ayrı olması, insanların dost olmalarına engel değildir.. Yazdıklarını okurken, bazan kızdığım, hatta öfkelendiğim bile olmuştur.. Ama bu ona sevgimi zerre etkilemedi bugüne dek..

Ali'nin en yüce tarafı, yazılarının kendi samimi fikirlerini yansıtmasıdır..

Ali kendi düşündüklerini yazar.. Kalemi hiçbir kurum, gurup, ya da düşüncenin esiri değildir. Doğrusu da kendisinedir, eğrisi de.. Bana ne kadar ters gelirse gelsin, başkasına alet olmadan, karanlık bir amaç gütmeden, sadece kendi fikirlerini içten içten yazanlara, kızsam da saygı duyarım..

Günümüzde, sadece kendi düşündüğünü yazan bağımsız kalem bulmak giderek zorlaştığı için, Ali gibi kalem enderdir.. Bu Ali'yi sevmemin bir başka nedenidir..

Samimi fikirlerden kimseye zarar gelmez.. Ya doğrudur, okur, kendinizi düzeltirsiniz. Ya yanlıştır, o, bir gün yanlışını anlar.. Ama maksatlı yazılar.. İnanmadan, körü körüne, emirle, ya da belli amaçla, bir kurumu, bir kişiyi yıpratmak, ya da yüceltmek için ısmarlama yazılar.. İşte bunlar felakettir. İşte bunlar önce medyayı, sonra ülkeyi çürütmeye başlar..

Ali, eskilerin deyişi ile "Nev-i şahsına münhasır" bir adamdır. Yazdıklarına bakarsanız, onu kapanık, yaşamayan, ne bileyim, çok değişik düşünebilirsiniz.. Oysa Ali yaşam dolu bir adamdır.. Onu Nupera'da içkisini yudumlar, Ece'de şarkı söyler, ya da Sezen Aksu ile flört ederken görebilirsiniz.. Yaşamın ta göbeğindedir. Fevkalade keyifli, neşeli, sevimli, çok cana yakın bir insandır..

Ali, düşünceleri ile Sabah ailesinin tamamlayıcı bir unsuru idi aslında.. Önemli bir unsuru..

Bizim gençliğimizde, gazeteler belli bir partinin, ya da görüşün etrafında toplananlar tarafından çıkarılır, her yazar ayni şeyi savunurdu. Basınımızda gerçek düşünce özgürlüğünü getiren, sayfalarında her görüşe yer veren ve bugünkü medyanın öncülüğünü yapan gazete Sabah oldu..

Öncülük yapmak yetmiyor.. Bir de ülkenin koşulları var.. Bu koşullar bugün Ali ile yollarımızı ayırmamızı zorluyorsa eğer..

Herşey elinizde değil.. Hele Sabah gibi zor günler yaşıyorsunuz..

Ama ben umudumu hiç yitirmem.. Türkiye de, Sabah da bugünleri geride bırakacak..

Ali'nin nerdeyse topuna karşı olduğum fikirlerini kendi gazetemde öfke ile okumanın keyfini bir gün gene yaşayacağım.. Güzel günlere Ali.. Güzel günlere!..

Niye asker!..
Halkın bu ülkede en çok güvendiği kurum, ben kendimi bildim bileli değişmedi.. Hep asker..

Niye değişmedi, niye asker?..

İşte minik bir örnek..

"Ne demek bu 'Askeri araç çıkabilir' uyarısı" diye yazdım. Gazeteler sabah kente dağıldı. 9.00'da mesai başladı ve 11.27'de bana e-mail ile yanıt geldi:

"Komutanımız konunun incelenmesi için emir verdiler. İlgili birimler incelemeyi bitirince, gereği yapılacak ve o zaman sizi de bilgilendireceğiz. Hassasiyetinize ve gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz."

Genel Kurmay Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Personel Kurmay Albay Halil Kalkanlı'nın inceliğine bakar mısınız?..

Yanıt için, incelemenin sonunu bekler, ne bileyim, 20 gün sonra yazardı.. Öyle yapmıyor.. "Yazınızı okuduk, gerekeni yapıyoruz" diye hemen haber veriyor.. Bu nüansı yakalayabilen kaç halkla ilişkiler uzmanı var, sivil kurumlarda söyler misiniz?.. Hem de bu işin ne bileyim Amerikalarda tahsilini yapanlar dahil..

"Hıncal Bey, yazınızı hemen okuduk, hemen gerekeni başlattık. Sonuç alınıncaya kadar şüphe ve merak içinde kalmayın diye hemen bu ön notu yazıyoruz" kadar kolay, ama bunun kadar anlamlı, görevsel, işlevsel ve insancıl bir yazıyı bugüne dek bir sivil kurumdan veya kişiden alan varsa, buyursun!..

Ben askeri, sadece asker çocuğu olduğum için değil, işte her zaman böyle örnek kurum olduğundan seviyorum!..

Alp Yalman!..
Bugüne dek okuduğum en güzel spor yazılarından biriydi, Alp Yalman'ın Radikal'deki köşesi.. Aslında spor yazısının da çok ötesindeydi ya..

Marmara Üniversitesi'nin çok kapsamlı bir araştırmasındaki iki soruya verilen yanıtları alt alta getiriyor Yalman..

"Milletvekillerinin yolsuzluklara karıştığına inanıyor musunuz?.."

Yüzde 90: Evet!..

"Kızınızı milletvekiline verir miydiniz?."

Yüzde 90: Evet!..

Alp diyor ki.. "Benim faydalanabileceğim bir sahtekarlık varsa, ben buna evet derim. Kararlar istediğimiz doğrultuda olursa sahtekarları destekliyoruz, anlamına gelmez mi, bu yanıtlar?.."

Penaltı almak için kendini yere atan Arif'e, Fenerli Ahmet Bey, Fener maçında ise ana avrat sövüyor. Ama milli maçta boğazı yırtılana kadar alkışlıyor, mesela.. Alp "Tutumumuz, bu araştırmayı doğrulamıyor mu" diye soruyor ve ekliyor:

"Cevap hayırsa, bir kez daha aynaya bakalım. Cevap evetse, o zaman bir başka soru kapıyı çalıyor: Stad anarşisinden, ekonomik kaosa kadar her alanda asıl suçlu biz değil miyiz?.."

Alp haklı.. Ya "Evet" deyin.. Ya da gidin aynaya bir daha bakın.. Size bakan yüz, ne kadar samimi?.

***
Sabah Spor, bu çok görmüş, geçirmiş, bu çok deneyimli spor filozofunu Radikal'e bu kadar kolay kaptırdığı için çok üzülmeli..

Magazin!..
Dedikodu yazarlığı hoşuma gitti.. Günlerdir, Muazzez Ersoy, İsmet Özhan boşanmasını tartışıyor medya, yığınla senaryo ile.. Evlilikleri "Bunlar niye, nasıl evlendi" tartışmalarının sonunu bekleyemeyecek kadar kısa sürdü de.. Bana sorarsanız, tüm senaryolar masal..

Muazzez Ersoy, uzun süren aşkından yeni kopmuştu. Kadınların evlenme tekliflerine en zayıf anlarıdır bu.. Tepki evlenmesi yaparlar.. "Bak senden iyisini hemen buldum" şovu ile nispet için.. Bu yüzden kabul etti.. Ama belki de daha ilk gece, nasıl bir hata yaptığını anladı.. İlk fırsatta boşandı..

Bana kalırsa, gene ilk fırsatta eski aşkına dönecek. Ama vazo bir kez kırıldığı için, bu dönüş de artık eskisi gibi güzel olmayacak.. Ondan da kopacak. Bu defa kesin kopacak.. Ondan sonra?.. Benim adım Nostradamus değil.. Hayat boyu gözlem ve deneyimlerimin gösterdiği bu kadar?..

İsmet Özhan mı?..

O bu oyunun figüranıydı sadece!.. Figüran her zaman, esas oyuncudan dayak yemez ya.. Bazan da!..

Bir minik gülümseme..

Sabah sabah pek keyfim yok.. Sebebini de bilmiyorum..

Gazetenin önünde durduk. İndim, abus bir suratla karşıya geçecek fırsat kolluyorum.. Çünkü Teşvikiye Caddesi her zaman olduğu gibi kalabalık..

34 D 2245 plakalı otomobil durdu, yol verdi.. Yol vermekle kalmadı.. Direksiyondaki adam, eliyle önce buyrun işareti verdi.. Sonra gülümseyerek başıyla selamladı beni..

Bir sihirli dokunuş.. Bir mucize..

İçimdeki o kara hava birden dağıldı.. Herşey pırıl pırıl oldu, içim neşeyle doldu.. Elimi başıma götürerek bir selam çaktım, arabanın sürücüsüne.. Gülerek..

Gazetenin döner kapısından ıslık çalarak girdim.. Odama gelene kadar önüme çıkan herkese, neşe ile "Günaydın" dedim.. "Günaydın.. Günaydın.. Günaydın.."

***
Yazıma "Gülümse" kod adını koymuştum. Bilgisayardan itiraz geldi.. "Bu isimde bir başka yazı var, yedek listede" diye.. Hemen onu da açtım..

Bernadet Felice adlı bir yazarın satırlarını "Uygun bir zamanda yayınlarım" diye depolamışım. Bundan uygun zaman mı olur?.

Buyrun bakalım.

"Gülümseme insana hiçbir şeye mal olmaz, ama çok şey kazandırır. Vereni fakirleştirmeden alanı zengin eder.

Gülümseme sadece bir an sürer, fakat hatırası bazen sonsuza dek yaşar. Hiç kimse onsuz yaşayabilecek kadar zengin veya kudretli değidir.

Gülümseme evde mutluluk, işte başarı yaratır.

Dostluğun ve samimiyetin parolasıdır. Yorgunu dinlendirir, üzüntülüye neşe verir.

Bu sihirli ilaç, satın alınmaz, rica ve minnetle elde edilmez, ödünç alınmaz ya da çalınmaz, zorla sahip olunmaz, Zira kendiliğinden verilmedikçe hiç kimsenin işine yaramaz. Bazı kimseler size gülümsemeyecek kadar yorgundurlar, onlara siz gülümseyiniz.

Gülümsemiyenlerin güler yüz görmeye ihtiyaçları herkesten çoktur.

Sözü F.Collis Wildman'ın bir sözü ile bitirelim:

'Her zaman gülümse, dudaklarından tebessüm eksik olmasın, hatta bu bazen acıtsa bile.'"

***
Hadi şimdi gülümseyin. Karşınıza ilk çıkandan başlayarak..

TEBESSÜM
Fıkra Murat Birol'dan

Hoca sınav yapacak ve tahtada bir tek soru yazılı: "Risk nedir?"

Öğrenciler kağıtlara gömülüp riskin ne olduğunu anlatmaya girişmişler.. İçlerinden bir öğrenci kağıdını hemen verip çıkmış. Bomboş kağıdın başında öğrencinin ismi, en altında da "Risk budur" yazılıymış. Diğer öğrenciler çeşitli notlar alırken yalnızca bu öğrenci yüz almış. Derken sınav zamanı gelmiş ve tahtada yine aynı soru: "Risk nedir?"

Sınıftakı öğrencilerin hepsi "Risk budur" yazarak boş kağıtlarını vermişler. Biri hariç hepsi yüz alırken ilk sınavda yüz alan öğrenci sıfır almış. Öğrenci hemen itiraz etmiş; "İlk sınavda bu cevapla yüz almıştım. Bu sınavda bütün arkadaşlarım aynı cevapla yüz alırken ben niye sıfır alıyorum?" Cevap kısa ama çok anlamlı:

"Aynı koşullar altında aynı riski iki kere alan aptaldır."

SEVDİĞİM LAFLAR
Mal cimrilerde, silah korkanlarda, idare zayıflarda olursa işler bozulur!

Mevlana

BİZİM DUVAR
Derviş "Bu hafta güzel şeyler olacak" demiş. Türkiye'de yaşaya yaşaya medyum oldu adamcağız.

Hakan&Utku

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır