kapat
29.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

banner
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

"Yenilik yeni yüzler demek değildir"


Murat Karayalçın, Erdal İnönü'nün önderliğindeki yeni siyasi oluşumda yer alıyor.
'Yeni parti' eylüle hazırmış. Ama Karayalçın "Siyasette yeni yüzler olmalı tabii de, Türkiye'nin yeniden çok güvenilir insana ihtiyacı var" diyor. Murat Karayalçın siyasete ilk atıldığında kara bıyıkları, asla kilo almayan fiziğiyle Ecevit'i hatırlatıyordu. Ona "Siyasetin yeni Karaoğlanı" diyenler olmuştu. Ankara Anakent Belediye Başkanı olduğunda, "Başbakan Karayalçın" sloganı kısa sürede benimsendi; o da kendini belediye başkanlığından parti başkanlığına yürüyen yolda buluverdi.

SHP başkanlığında fazla oturamadı, çünkü taban CHP çatısı altında birleşme istiyordu. Karayalçın parti başkanlığı bayrağını teslim etti ama bu arada dışişleri bakanlığı, başbakan yardımcılığı da yaptı. Gümrük Birliği anlaşmasını imzaladığımızda karşımıza çıkıp, "Bıyıklarımı kesmeden AB'ye gireceğiz" demişti.

Baykal ile yolunu ayıran ve CHP'den ayrılan Murat Karayalçın şimdi Erdal İnönü'nün oluşumunda. AB konusunda umutlarını yitirmemiş. İnönü'nün kuracağı parti için konuşurken çok dikkatli davranıyor. Türkiye için çıkış yolunu Fransa tarihinde bulan Karayalçın, 1958'de beşinci cumhuriyeti kuran De Gaulle'ün yarattığı değişim rüzgarına ihtiyacımız olduğu görüşünde.

LİDER DEĞİL GÜVENİLİR İNSAN
* Liderliğin tanımı size göre nedir?

Amacı ortaya koyup bunun için çaba sarfedecek iradeye sahip olmak, amaç doğrultusunda örgütü, ekibi harekete geçirme becerisinde olmak, bütünlüğü sağlamak, eşgüdüm yapmak... Bence bunlar liderlik tanımının temel parametreleri olmalı.

* Liderlerimiz koltuklarına sıkı sıkıya bağlı, yeni liderler de çıkmıyor. Bir yandan yeni lider arayışlarından söz ediyoruz, diğer yandan kolektif yönetimden. Bu çelişmiyor mu?

Her şeyin temelinde bir değişiklik oluyor. Önderlik teknolojisinde de değişiklik olduğu kanısındayım. 1930'ların örgüt anlayışı artık geçerli değil. Aynı biçimde 1930-40'ların önderlik anlayışı da geçerli değil. Tek ses, tek nefesle özetlenen anlayış bence kökünden değişti.

* Sosyalist enternasyonele bağlı partilerde bu değişimi görüyoruz da Türkiye'deki partilere baktığımızda galiba bunu oturtamıyoruz...

Sosyalist enternasyonele üye partilerde farklı anlayışlar var. Örneğin, Alman sosyal demokratları son birkaç seçimdir ilginç bir anlayış sergiliyor: Genel başkan ile genel başkan adayını ayırıyorlar. Devlet yönetiminin tepesindeki 5-6 pozisyon için aday çıkarıyorlar. Vatandaşlarına kimin dışişleri bakanı, kimin savunma bakanı olacağını söylüyorlar. Bizdeki anlayışı değiştirmek gerekiyor.

* Uzun bir dönemden beri "Türkiye yeni liderlerini çıkaramıyor" deniliyor. Siz yeni bir oluşumun arifesindesiniz ve yine eski liderinize geri döndünüz...

Aslında ben bu sıralarda önder arayışı değil, güvenilir insan arayışı olduğu düşüncesindeyim.

* Lider var da güvenilir olanı mı yok?

Güvenilir olmak yeni olmaktan önemli. Ben burada arayış farklılığından söz ediyorum. Türkiye'de güven bunalımı var. TESEV'in araştırma sonuçları çarpıcı. Türkiye'de insanlar kendilerinden başkalarına yüzde 10 oranında güveniyor. Bu oran Çin'de ve Japonya'da yüzde 60'lara çıkıyor, sanayi toplumlarında yüzde 40'larda. Türkiye bu anlamda en düşük düzeye sahip. Türkiye'de yeni bir lider arayışından çok güvenilir insan arayışı var.

* Kuşkusuz, Sayın İnönü çok kıymetli, deneyimli biri. Ama çevresindekilerin ısrarıyla politikaya tekrar girmesi sizce doğru mu?

Sayın İnönü'nün çevresinde çok isim olabilir ama kendisi şu anda Türkiye'nin ihtiyacı olduğu için yeni bir oluşumun çalışmalarını yürütmektedir.

LİBERAL SOLA KARŞIYIM
* Yeni oluşumunuza baktığımızda yeni isimler göremiyoruz. Hep partilerinden ayrılmış, bulundukları partide de aralarında çatışmış olanlar var. Siz 'deneyimli isimler olmalı' diyenlerden misiniz?

Çalışmayı Sayın İnönü yürütüyor. Kimlerin yeni kurulacak partide olacağını ben bilmiyorum. Ama düşüncem şöyle; yeni oluşumun üç yenisi olmalı: Kadroları, örgüt yapısı ve program anlayışı. Kurucular arasında ben de yer almayabililirim. Ama bu parti için yapmakta olduğum ve yapacağım çalışmalara engel değildir.

* Kemal Derviş'in partinize katılacağı söylentisi var. Sizce Kemal Derviş'in aranıza katılması iyi olur mu?

Söylentileri ben de duyuyorum. Ama bir görüşmenin olup olmadığını bilmiyorum. Sayın Derviş'in bir sorumluluğu var. Kendisi siyasi açıklamalarda da bulundu. Ben partinin liberal sol şeklinde tanımlanmasına karşıyım.

* Antony Giddens Tony Blair'in "yeni sol"unun ideoloğuydu. Sizin kuracağınız yeni partinin de bu anlamda yararlanacağı kişiler var mı?

Tony Blair ülkesinde başarılı oldu diye onun söylediklerini taklit ederek başarılı olmayı beklemek mümkün değildir. Özel uzmanlık alanlarından destek görmek gerektiğine her zaman inanırım, ama dediğim gibi orası İngiltere, burası Türkiye. Toplumun karşısındaki en büyük sorun iktisadi sorunlardır. Yoksulluk arttı, gelir dağılımı bozukluğu var. Bunlar ideolojiye ihtiyaç olmadığı anlamına gelmez. Ama şu anda sizin söz ettiğiniz konumda biri yok.

* Yeni partinizin öncelikle yapması gerekenler neler?

AB'ye sahip çıkılması, Türkiye'nin ekonomik sorunlarına çözüm getirecek planlamalar yapılarak halka güven verilmesi.

n Kürt sorunu? HADEP ile bir ortaklık yine söz konusu olabilir mi?

Kürt sorununu yıllar önce bugünkü konuşulduğu biçimiyle dile getiren bizlerdik. Kürt kültürünün yaşama hakkı bulması ve ana dilde eğitim hakkının verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak bunlar benim şahsi düşüncelerimdir, parti toplantılarında dile getiriyorum.

* Parti ne zaman hazır olur?

Eylül diyeceğim. Siz şimdi 1 Eylül sabahı saat 07.00'de ararsınız... Şunu söylemek isterim; yeni bir anlayışla ortaya çıkıyoruz. Yenilik demek yeni yüzler demek değildir. 1958 yılında Fransa'da Charles De Gaulle iktidara geldiğinde Fransa'da çok önemli değişiklikler yaptı. Yarı başkanlık sistemini getirdi, yasalarda büyük değişiklikler yaparak ülkenin önünü açtı. Bizim de ülkenin önünü açmamız gerekiyor.

BAĞIŞLAR AÇIKLANMALI
* Yeni parti kurmak çok pahalı değil mi?

Maddi kaynağa ihtiyaç var. Burada önemle altının çizilmesi gereken nokta, partiye yapılan bağışların Amerika'daki gibi açıklanmasıdır.

* Şeffaflık için başka ne yapacaksınız?

Partiye katılan isimlerin, yeni-eski fark etmeden mal varlıklarını açıklamaları gerekir.

BURAYA KADARMIŞ
* CHP'den neden ayrıldınız?

CHP'nin tükenişini yaşadım. Parti hukuku ihlalleri yapıldığı için parti dışında kalmayı tercih ettim. Siyasi olarak karşı olduğum anlayışlar vardı. 17 Şubat 1995 tarihinde gerçekleştirdiğimiz birleşme benim için tamamlanmış oldu. Yeni süreçte CHP'nin tutması mümkün değil. Biz başka bir biçimde siyaset yapacağız. Buraya kadarmış.

'Anadolu solculuğu' tatlandırıcı

* Türkiye'de solun son yıllarda aldığı oylara bakıldığında "Sosyalist Enternasyonel solculuğu Türkiye'de tutmadı" denir. Bunun nedeni ne?

Biz iki kaynaktan besleniyoruz. Biri sosyalist enternasyonel diğeri de Atatürk ilkeleridir. Türkiye'de sol oylarda bir düşüş olduğu gerçek ancak belki de siyaset yapma biçimindeki nedenlerden dolayı, sol partilerin Türkiye'nin sorunlarını ortaya koyuş biçimlerinden kaynaklanan nedenlerle böyledir. Şunu söylemek gerekiyor: Şabloncu solculuk yapmamak lazım.

* "Şabloncu solculuk" diyorsunuz ve Türkiye'de sürekli solun tanımına bir yenisi ekleniyor. Demokratik sol, ortanın solu, liberal sol, bir de Anadolu solculuğu... Nedir bu solu çeşitlendirme merakı?

Ben sol sözcüğünün önüne başka sözcükler eklenmesini doğru bulmuyorum. Solun bizatihi kendisi bu yaptığınız tanımların tümünü kapsıyor. Biraz önce de söylediğim gibi şabloncu solculuk bizi başarıya götürmez. Ama solun önüne bir sözcük daha ekleyeceğiz diyorsanız, bence bu Türkiye için 'iktisadi sol' olmalı. Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı olan budur.

* CHP şimdi Anadolu solculuğu diyor. "Anadolu solculuğu" ters mi geliyor size?

Bu kaçıncı yoldur bilemiyorum. "Anadolu solu" kulağa hoş geliyor ama sosyal demokraside kavramlar içine dalmak tehlikelidir. Türkiye'de insanların karnı aç, bu yüzden de şimdi insanların tatlandırıcıya ihtiyacı yok. Açlığı giderecek ana yemeği vermek lazım. Anadolu solculuğu tatlandırıcı gibi, halkın buna ihtiyacı yok.

* Neden iktisadi sol?

3 bin dolardan 2 bin dolara geriledik. Bu çok önemli bir kayıptır. Türkiye çok sıkıntılı bir dönem geçiriyor.

TÜRKİYE'Yİ ZORLU BİR 10 YIL BEKLİYOR
* Hastalıkların tedavisine nereden başlanmalı?

Sosyal adaletin sağlanması ve tarım politikalarının oluşturulması gerekir. Bu Türkiye'yi tedavi edecektir. Planlı davranmamız gerektiğinin altını çizmek isterim. Beş yıllık yatırım planı oluşturmalıyız. Türkiye'yi çok zor bir 10 yıl bekliyor.

Elif ERGU

www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır