kapat
18.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

Eminönü, Hasırcılar, bürokratik oligarşi, yazı serüvenleri

Ne Bağdat Caddesi, ne Nişantaşı, ne Tarabya tam yansıtır İstanbul'u. Bir de Eminönü meydanı vardır, Hasırcılar vardır.

Tahtakale vardır, Mısırçarşısı vardır...

Yan yana dizilmiş ayakkabı tezgâhları; pantalon, tişört, blucin tezgâhları; meyve satıcıları, sebze satıcıları; simitçiler, köfteciler, piyangocular...

Bağırmalar, çağırmalar ve korna sesleriyle; kaynaşması bitmeyen bir kalabalık... Takkeli, beyaz sakallı ihtiyarlar; başörtülü, çarşaflı kadınlar; sönük giyimli genç kızlar; yıpranmış ayakkabılı, rengi kaçmış gömlekli delikanlılar...

Küçük döner dükkanları, kasetçiler, tatlıcılar...

Oralara uğradığımda; yüreğimin kulaçları, günlük yaşam dağdasının köpüklü akıntıları içinde kaybolduğunda; oraları yeterince yansıtamamışlığın öksüzlüğü çöker içime...

Ahmet Rasim'i, Hüseyin Rahmi'yi, Osman Cemal'i falan düşünürüm.

Oraları yansıtmaya çalışanların dahi, oralara bir türlü yansıyamamış olduğunu düşünürüm..

Orhan Kemal; Yeşiltulumba'yla Ayvansaray'dan, çok daha fazla ilgi görmüştür Maçka'da da, Moda'da da...

Ercüment Ekrem'in "Kodaman"ı da öyle; Peyami Safa'nın "Fatih-Harbiye"si de öyle..

Anadilimizin "yazılı" boyutundan oluşan kalıcı potası içinde, bir türlü bütünleşip, bir türlü ortak bir "yazıp okuma" orkestrası kuramadık..

Yazı adamlarıyla halk yığınları, bir türlü yeterince kucaklaşamadı.

Kendi özerk burjuvazisini yaratamamış toplumlarda, oligarşik bir bürokrasi soyunuyor toplum mühendisliğine...

Ve o oligarşi, karar veriyor; kimlere yeşil ışık yakılacağına, kimlerin gözardı edileceğine...

Son yüzyılda yazarların, hangi kaynaklardan geçimlerini sağladıklarının bir dökümü yapılsa..

Salt yazıyla geçinmeye çalışmış olanların serüvenleri, şaşkınlıktan ayaklarını ağızlarından çıkartır insanların..

Tiyatro yazarlarının, Avrupa'yla Amerika'da ne kazandıklarına bir bakın; bir de Türkiye'de ne kazandıklarına..

Türkiye, bu tür araştırmalarla süzgeçlemeler düzeyine henüz gelmedi..

Şayet bir gün gelirse... Tüm yaşamını salt yazıyla bütünleştirmiş nice kalemin, nasıl bir yazı fabrikası gibi çalışmış olduğu; çok insanı öylesine afallatacaktır ki...

Sinsi talan ve iri yalanlarla siyasal vitrinleri doldurmuş olanlar da dahil; çoğunluğun, doğru dürüst bir bayram kartı bile yazamadığı bir dünyada; bürokratik oligarşinin elinden geldiğince gözardı etmeye çalıştığı nice yazı fabrikaları..

Ve onların ödenmesine yeterince titizlik gösterilmeyen telif hakları...

Bürokratik oligarşi, Türkiye'yi yeterince tanıdığına inanır. Salt yazıyla geçinmeye kalksalardı; asıl o zaman anlarlardı Türkiye'nin ne olduğunu ve kendilerinin neleri, fark bile edemeden gelip geçtiğini..

Ve neden Türkiye'nin, "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın bile 65 basamak altında kaldığını...

Çiçekleri yazıyla da açan, beyinsel bir aristokrasiden yoksun olunduğunda; salt sinsi talan ve iri yalanlarla çağdaşlaşma gerçekleşemiyor.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır