kapat

19.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kaybettim gitti
Tavsiye üzerine gitmiş bulunduk. O tavsiye edenleri şimdi burada ifşa edesim geliyor ama hadi arkadaşlığın hatrına yapmayayım. Söz konusu film "İçimdeki Çocuk".

40 yaşına basmasına üç gün kalmış bir adam var. Bruce Willis. Sevimsiz, agresif, düzenli, pimpirikli, alaycı, tepeden bakan... İmaj danışmanlığı gibi saçma sapan bir işi olan... Aşırı çalışan, günde sadece dört saat uyuyan, alçakça işler yapan, yalan söyleyen, sekreterini sürekli azarlayın... Zengin... Şahane bir evi olan... Yakışıklı... Kısacası her haliyle iğrenç bir adam. (Geçirmediğim herhangi bir meslek grubu ve sosyal statü kaldı mı? Kaldıysa hatırlatın, bir dahaki yazımda telafi edeyim...)

İşte bu iğrenç adam, kendine aşırı güvenir, önüne gelenin kalbini kırar, her tür romantizme karşı koyarkeeeeen... Karşısına bir çocuk çıkar. Kim bu, kim bu derken aaa! Meğer kendi çocukluğu değil miymiş! Yaa, yaa. Zamanda bir karışma olmuş, sekiz yaşındaki hali karşısına gelivermiş. Fakat adamımız bu çocuğu hiçbir surette tanımıyor! Hiçbir şeyi tanıdık gelmiyor. Bir saniyecik olsun "Aa bu ne kadar benim çocukluğuma benziyor" demiyor. Kim, hangi salak, sekiz yaşındaki halini bu kadar hiç mi hiç hatırlamaz? (Hakkı Devrim bey. Buyrun. İstediğiniz yerden yakın. Felaket bir cümle oldu farkındayım...)

Buna rağmen, bu saçmalığa karşı şaşkınlığı ve direnci topu topu bir saatçik sürer. Ertesi gün dost olurlar. Bu sefer de bir merak sarar, bu çocuğun burada ne işi var diye.

Fakat çocuk tam bir asap bozma makinası. N'olup bittiğini anladıktan -ki bu beş dakikada olup bitiyor. Çocuk tam bir dahi!- sonra gelecekteki halini, yani Bruce Willis'i inceler. Veeee büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Neden? Çünkü adamımız ne evlidir, ne dizi dizi çocukları vardır ne de bir KÖPEĞİ.

Yani?

Yani o bir hiçtir! O "kaybedendir"!
Çocuk, salya sümük, geleceğine yani Bruce Willis'e, bakar ve bunu der: "Ben gelecekte bir "kaybeden" mi olacağım?" Zenginlik çocuğun umurunda bile değildir. O, huzur, güven ve aile sıcaklığı aramaktadır!

İnanılır gibi değil! Filmin bütün mesajı bu! Evlenin, çocuk yapın, köpek bakın! Mutluluğu başka türlü yakalayamazsınız, boşuna uğraşmayın. Gerisi boş. Boş beşik, boş hayat. Ortada temizlenecek bir bok yoksa, siz insan bile sayılmazsınız. (Bebek ve köpek bakmayı başka türlü yorumlamayacaksınız herhalde??!!) Milyonlarca dolar bu gerzek mesaj için harcanmış ve bu film çekilmiş. Adeta nüfus planlama dairesi özel sipariş filmi. "Beyaz ve protestan nüfus! İspanikler, Asyalılar ve pis zenciler bizi geçiyor, geçmekte. Çoğalıııın!" Hem neyi kaybediyoruz bu arada? Ne demek kaybeden Ğ kazanan? Hangi yarışmadayız? Hayatta böyle bir şey mi var? Ya kaybedersin ya kazanırsın diye? İnsan bekâr olunca neden mutlu olamıyormuş? Ya da evli ve çocuklu olunca neden mutlu olacakmış? Kim veriyor bunun garantisini?

Tabii bu kadar aptal bir derdi olan film haliyle komik falan da olmamış. Bütün espriler fragmanlarda verilmiş. Geriye de işte bu nereye koyacağımı bilemediğim mesaj kalmış. Bozdur bozdur harca.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır