kapat

11.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
METİN MÜNİR(mmunir@sabah.com.tr )


Beyaz gömlek ve pantolon giydik

"İktidara geldiğimiz 1959 yılında temiz bir hükümet olmak üzere yola çıktık."

Yoksul bir Uzakdoğu adası olan Singapur'u 35 yılda dünyanın en zengin birkaç ülkesinden biri yapan ve bunu rüşvet ve yolsuzluklardan uzak bir düzen içinde gerçekleştiren Lee Kuan Yew'ün otobiyografisinin "Hükümeti Temiz Tutmak" bölümü bu cümle ile açılıyor.

Singapur PricewaterhouseCoopers tarafından hazırlanan Bulanıklık Endeksinde, son sırada -yani rüşvet ve yolsuzluğun en alt düzeyde olduğu- ülke. Türkiye ise Çin ve Rusya'nın ardından üçüncü durumda. Yani rüşvet ve yolsuzluğun en yaygın olduğu üç ülkeden biri.

"Asya'daki birçok liderin açgözlülüğü, yolsuzluğa bulaşmışlığı ve çürümüşlüğü midemizi bulandırmıştı," diye yazıyor Yew. "Ezilen halklarını kurtarmak için özgürlük savaşı verenler onların servetlerinin eşkıyası olmuşlardı. Yönettikleri toplumlar geriye gidiyordu...

"Bizlerde, temiz ve etkin bir yönetim kurmanın misyonumuz olduğu konusunda derin bir inanç vardı. Kişisel yaşamımızda ve yönetici olarak davranışlarımızda egemen olacak olan temizlik ve dürüstlüğü sembolize etsin diye Haziran 1959'da şehir idare kurulunda görev yemini yaptığımız gün hepimiz beyaz gömlek ve pantalon giydik."

Yew rüşvetle savaşmanın dürüst liderlerden başladığına inanıyordu. Ardından etkin yasalar ve kurumlar gelecekti.

İşe, 1952'de İngilizler tarafından kurulan (Singapur bir İngiliz sömürgesi idi) Yolsuzluk Araştırma Bürosu'nu güçlendirmekle başladı. Rüşvetle mücadele yasalarını ele aldı ve rüşvet tanımını "en ufak bir hediyeyi bile" içerisine alacak şekilde genişletti. Polisi yolsuzlukla mücadelede olağanüstü otorite ile donattı. "Nereden Buldun" kuralının tanımını genişletmek, yaptığı en büyük değişiklikti. Kazancının üstünde bir yaşam tarzı sürmek veya ev ve araba sahibi olmak rüşvet ve yolsuzluktan yaralanmış olmanın karinesi kabul edildi. (Hatırlayacaksınız. Türkiye de bunu yapmaya çalıştı ama rüşvet ve yolsuzluktan yararlananların baskısı ile vazgeçti.) Cezalar arttırıldı. Tanıklık yapmak için Yolsuzluk Araştırma Bürosu'una çağrılıp gelmeyenlere hapis cezası kondu. Hükümet, bakan bile olsa, rüşvet ve yolsuzluğa karışan hiç kimseye kanat germedi. Bir inşaat şirketinden rüşvet aldığı kanıtlanan bir bakan intihar etti.

"Rüşveti ortadan kaldırmak için yüksek ahlaki değerler, güçlü inançlar ve karalılıkla yola çıkmak kolaydır," diye yazıyor Yew. "Ama eğer liderler yasaları çiğneyen istisnasız herkesif cezalandırmak konusunda güçlü ve kararlı değillerse bu iyi niyetleri gerçeğe dönüştürmek zordur. Yolsuzluk Araştırma Bürosu'nun korkmadan, kimsenin kayrılmayacağını bilerek, çalışmasının sağlanması gerekir."

Türkiye rüşvet ve yolsuzluğu önlemeden kalkınamaz. Bunun için istisnai kahramanlar yetmez. Kurumlar ve yasal altyapı gerekir. Hükümet'in bu kurumları kurmaya veya yasaları yapmaya hazırlandığına dair en ufak bir ipucu yoktur.

Kendileri rüşvet almayan siyasiler, rüşvet ve yolsuzlukla etkin bir şekilde mücadele etmedikleri müddetçe rüşvet alanlar kadar kabahatlidirler.

Beyaz pantolon ve gömlek giyecek yöneticilere ihtiyacımız var.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır