kapat

22.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr )


Faizle şahıstan borç almanın avantajı

Aslında bu konuyu geçtiğimiz yılın ortalarında yazmamız gerekirdi ama bilerek yazmadık çünkü devletin on trilyonlarca liralık vergi kaybı olurdu...

Şimdi yazmamızda fazla bir sakınca yok, yazalım ki önlem alınsın ve bir boşluk kapatılsın.

Konuyu hiç bilmeyenler için basit bir şekilde açıklayalım. Herhangi bir firma, ticari faaliyetinde kullanmak amacıyla, bankadan kredi kullanıp, faiz ödediğinde, bu faizi gider yazıyor. Peki, herhangi bir şahıstan yine faiz karşılığında borç para alsa, ödediği faizi gider yazabilir mi? Evet, borç aldığı parayı ticari faaliyetinde kullanması koşuluyla, ödediği faizi gider yazabilir. Burada, borç veren şahıs açısından da "alacak faizi" olarak gelir elde etmiş sayılır (Gelir Vergisi Yasası Md.75/6). Alacak faizi gelirleri, stopaja tabi olmadığı için, faiz gelirini elde eden şahıs tarafından, tutarı ne olursa olsun, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi ve vergisinin de ödenmesi gerekiyor.

Vergi çıkmıyor
Şimdi diyeceksiniz ki burada avantaj nerede? Firma şahıstan borç alıyor ve ödediği faizi gider yazıyor ama şahıs da, elde ettiği faiz gelirini "menkul sermaye iradı" olarak beyan edip, gelir vergisini ödüyor... Kağıt üzerinde haklısınız ancak uygulamada ilginç bir durum ortaya çıkıyor ve faiz gelirini elde eden şahıs hiç vergi ödemiyor. Daha doğrusu ödemek istese bile ödeyemiyor. Gelir Vergisi Yasası'nın 76. maddesine göre, alacak faizi gelirinin, beyan edilirken, indirime tabi tutulması yani enflasyondan arındırılması gerekiyor. 2000 yılı enflasyondan arındırma oranı da yüzde 151 olarak açıklandığı için, kaç milyar ya da trilyon lira alacak faizi geliri elde edilmiş olursa olsun, beyana tabi bir gelir çıkmıyor.

Daha açık bir anlatımla, vergi yasalarımız, faiz karşılığı borç para veren kişiye, "senin elde ettiğin faizin tamamı, net gelirin değil. Bu gelirini enflasyondan arındır, kalan kısmı beyan edip vergini öde..." diyor. Peki, size göre enflasyondan arındırma oranı 2000 yılı için yüzde kaç olur? Örneğin yüzde 40, 50 bilemediniz 60 olur. Böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Maliye Bakanlığı'nın belirleyip ilan ettiği 2000 yılı enflasyondan arındırma oranı; tam yüzde 151 evet yanlış okumadınız yüzde 151. Bize inanmayanlar, 23 Aralık 2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 240 No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliğini bulup baksınlar...

Hatadan dönülmeli
Tüm bu sakatlıklar, 1998'de çıkartılan ve kamuoyuna "vergi reformu" olarak takdim edilen 4369 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemeden kaynaklanıyor. Gelir Vergisi Yasası'nın 76. maddesine, bu yasa ile eklenen tanıma göre "indirim" yani enflasyondan arındırma oranı yüzde 151 çıkıyor... Sadece alacak faizinde de olsa haydi neyse. 2000'de trilyonluk Hazine bonosu faizi, Devlet tahvili faizi, TL. cinsinden offshore hesap faiz geliri, borsa kazancı ve daha birçok gelirden, hem bir kuruş stopaj yapılmadı hem de yüzde 151 enflasyondan arındırma uygulandığı için, 2001 yılında beyan edilmiyor ve bir kuruş vergi ödenmiyor.

Şimdi böyle olunca, adam tutsa bir şahıstan firmasına 2000 yılında 100 milyar lira borç alıp, 40 milyar lira faiz ödemiş olsa, ödediği ya da ödemiş gösterdiği faizi gider yazıp, daha az vergi ödeyecek. Karşı taraf da, yıl içinde birden fazla borç vermediği sürece, yüzde 151'lik enflasyondan arındırma oranı nedeniyle, bir kuruş vergi ödemeyecek.

Asgari ücretten dahi vergi alındığı, ücretlinin, esnafın, tüccarın ve şirketlerin enflasyondan arındırma ya da enflasyon muhasebesinden yararlandırılmadığı şu andaki sistemde, rantiyeye yüzde 151 enflasyondan arındırma uygulanması, adil olmuyor. Ayrıca, Anayasa'mızın 73. maddesinde yeralan "verginin ödeme gücüne göre alınması gerektiği" ilkesiyle de çelişiyor.

Trilyonluk gelirde ödeme gücü yoksa, diğerlerinde hiç yoktur. Hatalı madde biran önce düzeltilerek hatadan dönülmeli...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır