kapat

Melodi
10.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Güçlü kızlar
Candan Erçetin'in, "Ama o öbür yanım / Var ya korkak yanım," diye giden şarkısı biz kadınları ne de güzel anlatıyor. Neler neler söylemek isteriz, içimizden provalar yaparız ve söyleyemeyiz! Neler neler yapmak isteriz, hayaller kurarız ve yapamayız! Görünmez bir el hep eteğimizi çekiyordur sanki.

Hayatımızda önceliği daima başkalarına tanırız. Kendi isteklerimiz, programımız hep diğerlerininki yapıldıktan sonra gerçekleşebilir. Kalabalık önüne çıkıp konuşamayız, ödümüz kopar. Fikrimizi söyleyemeyiz, ya alay ederlerse diye aklımız çıkar. Hata yapma hakkını bile kendimize tanımayız, sürekli bir suçluluk duygusu içinde mükemmel olmaya çabalarız.

Bunu sadece benim kuşağımda değil, kızlarımın kuşağında da görüyorum, bana yazılan mektuplarda da... Hele bir mektupta, "Bu huyumu, bu çekingenliğimi nasıl yenebilirim," diye öylesine içten bir yardım isteme vardı ki... Elbette her yaşta, her zaman yapılabilecekler var. İnsan bir huyunu değiştirmeyi aklına koyarsa, pekâlâ da bunu başarabilir. Ama bu sözünü ettiğim davranış biçimi, toplumun ve ailenin kız çocuklarına uyguladığı baskılı eğitim biçiminden kaynaklanıyor. Ve bu sadece bizim toplumumuzda değil, derece derece Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de halen yaşanmakta olan bir sorun.

Kadın haklarının, diğer pek çok ülkeye kıyasla, çok daha ileri olduğu ABD'de bu konuda tartışmalar sürüyor. Ve kadınların ezik davranmamaları için, onlar daha hayatın başındayken yani küçük bir kız çocuğuyken nelere dikkat edilmeli, nasıl eğitilmeli diye araştırmalar yapılıyor, seminerler düzenleniyor, kitaplar yazılıyor. Güçlü bir genç kadın yetiştirmek isteyen anne babalar için işte bu kitaplardan derlediğim bazı öneriler...

Şöyle bir düşünün. Bizler dikkat çekmeyi hiç sevmeyiz. En ön sırada oturmaktan, bir konferansta soru sormaktan hoşlanmayız. Görünmez kadın olmaya çabalarız sanki. Bu halimiz dile getirilince de, "Ne yapayım, medeni cesaretim yok benim," deriz. Çok da doğrudur. Ve bunun kökü taa çocukluk yıllarımıza, evimizden ve toplumumuzdan aldığımız mesajlara dayanır. İşte o nedenle kızlarımızın bizlerden daha özgüvenli olmalarını istiyorsak, işe okul öncesi ve ilkokul yıllarında başlamamız gerek.

1) Örneğin, kızlarımızı sınıfta, bir konferansta veya herhangi bir toplantıda en önde oturmaya teşvik etmeliyiz. En önde oturan kişiyi hem öğretmeni hem de konuşmacı fark edecektir. O da fark edildiğinin bilincinde, anlatılanları daha dikkatli dinleyecektir. Ayrıca, en önde oturmanın getirdiği psikolojik etkiyle olayın dışında değil içinde hissedecektir kendini.

2) Okuldan eve geldiğinde ona derslerde elini kaldırıp kaç kez soru sorduğunu ya da kaç kez öğretmenin sorduğu soruya cevap verdiğini sorun. Kızınızın derse aktif olarak katılmasını teşvik edin. Fikirlerinin önemli olduğunu vurgulayın. İyi düşünülmüş akıllı soruların çok değerli olduğunu ona anlatın. Böyle davrandığında öğretmenlerden olumlu tepki alacağından bir süre sonra dinleyip, düşünüp; sorular sorarak, fikrini söyleyerek katılımcı olmanın keyfine varacaktır.

3) Kızınızı erkek çocukların ilgi duyduğu konulardan uzak tutmayın. Tam tersine, onu yüreklendirin. Diyelim arabalara ilgi duyuyor; bu kızlara göre değil, demeyin, bırakın arabalarla ilgili bir şeyler öğrensin.

Bana gelen mektupların birinde, genç bir kız trompet çalmak istediğini ama babasının buna izin vermediğini anlatıyordu. "Piyano dersi almak istersen, olur. Bu, bir kıza yakışır ama trompete asla izin vermem," diyormuş babası.

"Kızlara göre", "erkeklere göre" diye ayırım yapmak yerine, erkeklerin ilgi duydukları konulara onların da pekâlâ katılabileceklerini anlatmalıyız kızlarımıza.

4) Kızımızın ilgi duyduğu bir konuyu sınıfta, evde, bir toplantıda anlatmasını sağlayın. Bu tür konuşmalar onun kendine güvenini arttıracaktır. Örneğin bu, gazetede okuyup ilginç bulduğu bir haber olabilir. Ya da gerçekleştirmek istediği bir proje. Yine bana yazılan bazı mektuplarda, "Bu Hayat Sizin" adlı kitabımdan esinlenerek bir okuma kulübü, bir müzik kulübü, okulu güzelleştirme derneği kurmak istediklerini anlatıyorlardı. Çoğunlukla okul idaresi, öğretmenler, aileler gençleri destekliyorlar. Ve bunu yaparak onların gelecek yılların etkin birer bireyi olarak yetişmesini sağlıyorlar. Ne kadar sevindirici...

Tabii, "Aman, işin mi yok," diyenler de var. Dileriz onların bu tavrı en kısa sürede değişir.

5) Kızınızın düşüncelerini, gazetelere, dergilere, televizyonlara ve ilgili kişilere yazması için yüreklendirin. Önce çekingen davranabilir ama siz ilk başta ona yardımcı olursanız, gerisi gelecektir.

Mektubunu bırakın kendi üslubuyla yazsın ve yaşını da belirtsin. Bu, mektubu alanı etkileyecektir. O mektubu göndermek bile özgüven konusunda bir derstir. Hele bir de cevap alınca, demek ki oluyormuş, bir yerlere ulaşmayı başarabiliyormuşum, diye düşünecek ve kafasının içindeki engellerden birini daha kaldırmış olacaktır. Kendi açımdan, onca kıt zaman içinde onca mektuba teker teker cevap verme gayretimin temelinde işte bu düşünce yatıyor.

Bu yazıda verdiğim örnekler aslında önemsiz gibi görünen davranışlar ama durup bir an düşünürseniz, o küçük davranışların nerelere kadar uzanabileceğini göreceğinizden eminim. Haftaya birkaç örnek daha...

e-mail: ipekongun@yahoo.com


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır