kapat

06.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
iku
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MURAT BİRSEL(mbirsel@sabah.com.tr )


Kemal Sunal ve toplumsal bilinçaltı

Barselona'da televizyon kanallarını karıştırırken, bir Fransız kanalında, toplu hipnoz programına takıldım kaldım...

Hipnotizmacı salondakilere sesleniyor:

- Televizyonda hayatınızda gördüğünüz en komik film oynuyor. En çok güldüğünüz filmi düşünüyor, gülmekten yerlere yatıyorsunuz.

Salondakiler -hipnozun etkisinde- kasıklarını tuta tuta gülüyorlar.

Program sonunda hepsi ayıldı, benim aklıma takıldı...

Acaba hangi filmleri düşünüp güldüler?

***

Sonra kendi kendime bir oyun oynadım, hipnoz şart mıydı?

İnsan kendi kendine güldüğü filmleri aklından oynatıp o keyfi yaşatamaz mıydı?

Denedim ve "Komik film" dediğimde gözümün önüne ilk gelen "Kemal Sunal portresi" oldu!

Bırakın hipnozu, bizlerde bilinçüstü "komik, neşe, gülme" deyince Kemal Sunal'ı bulup getiriyor.

Bize milletçe toplu hipnoz yapılsa, "En komik film" deseler, eminim bilinçaltımız film olarak mutlaka bir Kemal Sunal filmi seçecek.

***

Bu deneyimden iki gün sonra vefat ettiği haberi geldi.

Çok üzüldüm ve uzun uzun düşündüm...

Ne büyük bir başarı, toplumsal bilinçaltına böyle bir imza atmış olabilmek.

Öyle ki "Kemal Sunal" deyince beyin bir neşelenme, gülme, eğlenme, hayatı tatlı tarafından yakalama hormonu salgılıyor.

Hepimiz çok üzüldük, neden bu kadar üzüldüğümüzü düşündük mü?

Bilinçaltı biliyor sanki, sorunca bilinçüstüne yolladığı bir mesaj var:

Mutluluk hormonunun hepimizdeki ortak düğmesi artık bizimle değil!

İçimiz ondan acıyor.

Mekanı cennet olsun!

Küçük notlar

* İnsanların gen haritalarını çıkartıyorlar ya... İspanyollar'da sanat, eğlence ve cesaret çıkacaktır. İspanyollar sanat ruhlu, havaya dahi işlemiş, teneffüs ediyorsunuz.

Gece hayatı ve eğlence burada günün bir parçası, Barcelona'da iş yemeği sonrası sokakta Flamenco yapılan "bayi toplantılarına" şahit oldum.

Cesaret -cesuru sevmek- de bir milli karakteristik, en iyi boğa güreşi izlerken algılıyorsunuz. Cesareti alkışlıyorlar, cesuru seviyorlar. Matador yüreği cüretinin ne olduğunu da canlı bir boğa güreşi izlemedikçe gerçek anlamda anlayamıyorsunuz.

* İspanyollar'a göre bütün Müslümanlar Türk! Dolaysıyla Araplar da Türk! Kordoba'yı Türkler'in İstanbul'dan sonra yarattıkları en büyük kent olarak anlatıyorlar. Sağolsunlar, Kordoba inanılmaz güzellikte.

* Galatasaray'ı, Milli Takım'ı, Fatih Terim'i, Mustafa Denizli'yi, Hakan Şükür'ü bütün İspanya biliyor. Gece barlarda Tarkan çalıyorlar. Bizim Paşabahçe ürünleri büyük mağazaların hepsinde...

Bütün bunlara rağmen biz biraz kendi içimize kapalı yaşıyoruz sanki!

* Son not, İspanya'yı görüp sevdikten sonra aklımın gerisindekini yazmamazlık etmeyeyim... Avrupa Topluluğu, bir Hıristiyan Klübü (tesirinde) olmasa biz şimdiye kadar çoktan tam üyeydik!

İspanyollaşmaya görün!

İspanya'ya gidip geldim, devlet büyüklerimiz bu ülkeden döndüklerinde "20 yıla kadar İspanya'yı yakalarız" diyorlar...

Biz kendimizi yakalayalım!

Bizim ileri tarafımız İspanya'dan ileri, geri tarafımız İspanya'dan geri, iki yakamızı bir araya getirsek bizim işimiz tamam aslında.

Ancak İspanyol modelini mutlaka incelemek gerekiyor...

Saat sabah 9-10 arası işe başlıyor, öğleden sonra 1'e kadar çalışıyorlar...

Sonra yemek ve uyku!

Öğleden sonra 5'te tekrar çalışmaya başlıyorlar akşam 8'e kadar. Sonra gece saat 10 gibi yemek, gece yarısından sonra da vur patlasın çal oynasın! İspanya, dert üstü murad üstü!

***

Oda servisine -İngilizce- peynir, ekmek, çay söyledim...

Geldi çay, ekmek ve kavun üstü jambon.

Bir daha açtım "Peynir tabağı" dedim...

Geldi, "çilekli yoğurt."

Türkiye'de beş yıldızlı otelde böyle şey olsa "İşkence var" diye laf çıkar, İspanyol tarzı hayat anlayışı "No problem!"

Sonuçta sipariş verebilmek için ben İspanyolcayı söktüm, o faydası oldu!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır