kapat

06.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
iku
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Kemal'e hakkını dün de veremedik..

Türkiye'nin iki gündür neşesi yok.. İnsanlar bir araya geldiklerinde laf hemen Kemal'in vakitsiz kaybına geliyor ve ortak bir hüzünü seslendiren nidalarla, hayıflanma işaretleri ile cümleler tamamlanıyor..

Kolay değilmiş Kemal Sunal'sız bir hayatı düşünmek..

Dile kolay.. Otuz yıl sinemada rüzgâr gibi eseceksin.. Filmlerin hep iş yapacak, hep zirvede dolaşacaksın.. Kimse senin özel hayatına kulp takamayacak.. Skandal avcılarından biri bile yanına yanaşamayacak.. Adın saygın, ismin saygın kalacak..

Bütün bunların üstüne bir de sevgi göreceksin.. Hem de başarının suç sayıldığı bir toplumdan..

***

Artık aramızda yok, sağlığında başarısına dudak bükenler de alkışlıyor.. Çünkü ölüden zarar gelmez.. Alkışlamakta ne zarar var ki.. Peki ya sağlığında söylemedikleriniz?

"Propaganda" filminin galasında karşılaştık.. Gri simli bir smokin giymişti.. Yanında sevgili eşi, çocukları.. O kadar mutluydu ki!

Filmin Antalya'da yarışacağını ve kendisinin büyük ödülü alacağına o kadar inanıyordu ki..

Doğrusu ben de inanıyordum, çalışma arkadaşları da.. "Bunu Kemal'den esirgeyemezler.." diye düşünüyorduk..

Çok kırdılar Kemal'i..

Bir Akşam Cihangir'de, Plato'da buluştuk.. Sevgili oğlu Ali'den çıkma bir fikir üzerine çalışmak, senaryosuna kafa yormak için.. Sinan'ın Amerika'da çekmeyi düşündüğü bir proje "pat" diye masaya düşüverdi..

Sinan birdenbire "Kemal n'olur şu filmde sen oyna! O rol sana ne yakışır ama!" deyiverdi..

Kemal Amerika'ya gitmeyeceğini, uçağa binmeyeceğini söylediğinde çok şaşırmıştım..

Uçaklara olan güvensizliğinin fobi boyutlarında olduğunu bilmediğimden bahanesine inanmamış, filmde oynamak istemediğini sanmıştım.. Hani "Bahanem şeritlendi.." derler, öyle bir maazeret gibi geldi bana..

Gecenin bir saaatinde çıktık dışarı.. Ben de arabayı cehennemin dibine park etmişim.. Kemal'i de Sıraselviler'e bırakacağım.. Kendisi kimseye yük olmak istemeyen bir yaradılışta, olağanüstü kompleksiz bir insandı..

"Ben yürürüm.." dedi.. Bırakmadım, yön bulma özürlüyüm ya! "Seni keyfimden yanımda taşımıyorum, yolu sen bulacaksın.." dedim..

Arabayı bulduk, yanıma otururken "Bu yıl Antalya'da beni alkışlayacaklar.." deyiverdi.. Belli ki başarısının hak ettiği karşılığını görmemiş olmak içine işlemiş.. Aklı daha yedi sekiz ay öncesinden Antalya'daydı..

***

Vermediler hakkını..

Anlamsız diyaloglar, sıkıcı boş bakışlar, gerçek olmayan dünyadan kesitler aramaya meraklı enteller Kemal'i çok "insan" buldukları için o yıl da es geçtiler..

Kırıldığını bütün arkadaşları biliyordu.. İçinden birşeyler kopmuştu.. Ama onurlu bir adamdı.. Şikâyetini dillendirmedi, dedikodusuna itibar etmedi.. Lafı edildiğinde "Olur böyle vak'alar.." dercesine gülüp geçti, acısı tebessümünden taşırarak..

Sinemada bire bir insan olmayı, insanı insan gibi oynamayı suç sayanların ödüllendirdikleri filmlerin listesini bulsanız da bir göz atsanız.. Bir tanesi bile iki sezon yaşayamamış.. O filmlerin bir teki dahi iki hafta afişlerde kalamamış..

Oysa Kemal televizyon mahremiyetimize girdiği dakikadan beri her hafta karşımızda..

Ol mahiler ki deryayı..

Ondan ödül esirgeyenler; sıradan bir filminin otuz kere, kırk kere ekrana gelmesini, insanların her seferinde reyting aletini çatlatırcasına karşısına geçip seyretmesini anlayamıyor..

Ne vardı Kemal Sunal denilen fenomende? Neden on kere, yirmi kere gördüğümüz bir filmi ekrana geldiğinde; karşısına çakılıp kalıyorduk.. Bunun bile muhasebesini yapamadılar..

Bakın otuz yıldır rüzgâr gibi esen bir sanatçının medyadaki terekesine.. "Kemal-mani üzerine" bir tane doğru dürüst araştırma yoktur.. Bırakın araştırmayı, dişe gelir yazı yoktur..

"Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler.." misali, dinamiğini anlamadan baktıkları bu başarıyı kucaklamak yerine, işin kolayına kaçıp dudak bükmekle yetindiler..

İşin içinde halkın sevgisi vardı.. Eh halk dediğin de Erbakan'ın deyimi ile "Pazar yerinde toplanmış ahalidir.." ve de sıcakta terleyip, koktuğundan ayrıca "marka tüketicisi" olmadığından makbul birşey değildir.. Büküver dudağını gitsin..

Hatta rahvan gitsin..

***

Cenaze törenini canlı yayında verdiler, bilmem izlediniz mi?

O canlı yayın bantlarını gelecek kuşakların "meraklısı için" için saklamalı.. Ortalama üçyüz kelime ile konuşan bir toplumun aczine dair birşey çiziktirmek istediklerinde dönüp baksınlar diye..

Ali Kırca'ya, Reha Muhtar'a, Uğur Dündar'a sesleniyorum.. Elinizin altında bir tane bile ağzı laf yapan, acıyı imbikten süzerek dillendiren adamınız yoktu ki o konuşma özürlülerini cami avlusuna saldınız..

- "Kemal Sunal'ı herkes severdi.. Bütün dünya severdi.. Dünyanın her tarafında Türkler var.. Onun filmlerine koşarlardı.. Dünya çapında bir sanatçıyı kaybettik.." diyen..

Yukarıda dizili cümleler arasında onar, onbeşer saniye düşünüp yeniden başa dönen.. İki saat boyunca bu cümleleri yüz kere, iki yüz kere tekrarlayan sunucuları işitebilse, daha da kırılırdı..

- "Arkamdan söyleyecekleri bu muydu?" diyerek..

Sıradışı bir adamın otuz yıllık başarısının sırrını merak etmeyen, hakkında bir tek ciddi araştırma yapma zahmetine bile girmeyen bir toplumun TV'cileri de Kemal Sunal'ı böyle uğurlar işte!

Bir kamu kuruluşu sağlığında filmlerin primetime'de yayınlanmasını yasaklar, onun başı olan devlet adamı da "O bir öğretmendi.. Ben ondan çok şey öğrendim.." diye vicdan yapar..

Kirpikte ışık, gözde mânâ..

"Filmleri ile yaşayacak.."

Bunu kendisi de söylemiş zamanında, aklı erenler de söylüyor.. İfade özürlü televizyon ağıtçıları da bin kere söyledi..

"Balalayka" filmine çok inanmıştı.. En başında öldü.. Ali Özgentürk yıkıldı.. Bu acıyla bu filmi çekemeyeceğini düşünüyordu.. Ama ailesi, yakınları Kemal'in hesabına Ali'yi zorladılar, yüreklendirdiler..

Ali filmi aslanlar gibi çekecek.. Ben kendi hesabıma "en iyi filmini" yapacağına inanıyorum.. Üstelik o filmde Kemal'i seyredeceğiz..

Ruhu zaten projenin her satırına işlemişti.. Kendisini filmin karelerinde de göreceğiz..

Dijital efektler harikalar yaratıyor..

Ali dolar zengini değil ama arkadaş.. Kemal için gözünü karartmış bir kere.. Dijital efektle onun anısını perdeye taşıyacak ve biz Kemal'in son filmini aylar sonra göreceğiz..

Üstelik ölümünden sonra başrol oynayan ilk sanatçımız olarak onu bir kez daha alkışlayacağız..

***

Eski fotoğrafları, filmlerinin görüntüleri ve dijital efekt marifetiyle oynayacağı son başrol..

Sevenlerini teselli eder mi bilemiyorum.. Şairin rubaisi aklıma geldikçe boğazım düğümleniyor..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır