kapat

25.03.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Cumhuriyete başkan seçmek...

Yukarı düzey yöneticilerimize göre çağın dinamizmi, anayasanın değiştirilmesini gerektiriyormuş. Gerekçede böyle yazıyor.

Elli yıl önce mantık terimlerinin Türkçeleştirilmesi merakı vardı. Bugün "dinamizm" dediğimiz sürece, o zaman "gürecilik" denirdi. Osmanlıcası "kuvvaniyye" idi. Dinamizm, bir varlığın kendini yaratan sebebi içinde taşımasıdır.

Pekiyi dinamizm her zaman yorumda tutarlılık, hükümde isabet taşır mı? Yani mantıklı mıdır?

Gelin ilginç bir örnek üzerinde çağın dinamizmini deneyelim.

***

Dünya liderini seçmek durumunda olduğumuzu düşünün. Önünüze üç aday koyuyorlar.

Birinci aday, şaibeli insanlarla işbirliği içindedir. Kararsız Kasım'a benzer; falcıların ağzına bakar. Sosyal yaşamı düzensizdir. İki tane metresi vardır. İçkiye düşkündür.

İkinci aday, iki kez işten kovulmuş, uykucu, içkici, inatçının biridir. Üniversitede iken uyuşturucu kullanmış, tembel ve kavgacıdır. Evlilik dışı maceralarının sayısı bilinmez.

Üçüncü aday, onurlu bir savaş kahramanıdır. Sigara içmez, içki içmez... Okumaya, yazmaya meraklıdır; dünya olaylarıyla yakından ilgilidir. Üstelik evlilik dışı hiçbir ilişkisi yoktur. Şimdi bu adaylar arasından dünya liderliği için çağın dinamiğine uygun seçiminizi yapın. Sonucu aşağıda tartışırız.

***

Anayasa Komisyonu'nda değişiklik paketinin tartışılmasını izledim. Türkiye'de anayasa ihtiyacının ve ciddiyetinin henüz tam anlaşılmadığını gördüm. Ne DSP'nin güreciliğinde, ne Fazilet'in kuvvaniyyesinde, ne de ANAP, MHP ve DYP'nin dinamiziminde yorum tutarlılığı ve hüküm isabeti vardı. Toplantının özü, tam anlamıyla "tartışmasız itaatti". Aklı başında öneriler, üç lider anlaşmasının hiddetiyle reddedildi. Cumhuriyetin istikrarı ve seçilecek yeni başkanı için anlatılanlar işitilmeye değerdi. Şimdi yukarıdaki niteliklerine göre karar vermeniz istenen üç adayın isimlerini açıklayalım.

Birinci aday, Franklin Roosvelt, ikinci aday Winston Churchill ve üçüncü aday Adolf Hitler'di... Sizlere anlatılan gerekçelere dayanarak seçtiğiniz adayı, lütfen yeniden değerlendirin ve doğru karar yeteneğinizi vicdanınızda tartışın.

TBMM'de değerlendirmelerinin isabetli olduğuna inandığım milletvekillerine bu üç adaydan birini seçmelerini rica ettim. Değişik partilere mensuptular ve hepsi kendilerine yapılan takdimin cazibesiyle Hitler'i seçtiler.

***

Mademki çağın dinamiğindeki karar isabeti sevimsiz sonuçlar yaratabiliyor; öyleyse bir de "amprik" denilen karar sürecini deneyelim.

Soru şu: Sekiz çocuğunun üçü sağır, üçü kör, biri doğuştan kötürüm olan frengili ve ayyaş bir anne, yine kendisi gibi ayyaş, kumarbaz ve işsiz bir babadan hamile kalmıştır. Çevresindekiler bu çocuğu aldırması için ısrar ederler. Kadın direnir. Siz kadının kürtaj yaptırmasını mı, yoksa çocuğu doğurmasını mı istersiniz?

Çocuğu aldırmalı derseniz, isabetli bir karar verdiğinize inanabilirsiniz. Ama işin gerçeğine bakarsanız o çocuk doğdu ve ileride dünya müzik dahisi olacak bu çocuğa Beethoven adı verildi...

***

Şimdi iki örneği birlikte değerlendirelim. Görülüyor ki, çağın dinamiğiyle verilen, ama tecrübeyi dikkate almayan karar başımıza Hitler'i bela ediyor... Sadece tecrübeyle verilen, fakat değişimin önemini dikkate almayan karar, bizi bir müzik dehasından mahrum bırakıyor.

O halde çözüm nedir?
Çözüm, gerekçeyle hüküm arasında aklın egemenliğini kurmaktır. Felsefecilerin "yorumda tutarlılık", hukukçuların "hükümde isabet" dedikleri arayış budur.

Bu yönteme felsefede "usçuluk; hukukta "hüküm cümlesi" deniyor. Bu hüküm cümlesi, siyasi gelişmelere fonksiyonel hukuk anlayışıyla bakmayı zorunlu kılıyor.

Bu yöntem, yanlış karar alınınca, başınıza neler gelebileceğinin sezgisini öne çıkarmakta...

Gelin bir hüküm cümlesi de biz verelim: "Eğer anneniz gelişmeleri sezemiyorsa, birileri elbette bahçe bellemekle yetinmeyebilir."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır