kapat

25.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İsrail ekibine 'Toda Raba'
Türk ve İsrailli subaylar, askerler, enkaz arasında birbirlerine sarılıyor, el sıkışıyor

Tören birazdan başlayacak.. Bir vince asılmış Türk ve İsrail bayrakları altında toplanan iki ülke askerleri ve halk, büyük depremde hayatını kaybedenler için, askeri ve dini tören düzenlemişler..

Etrafımız, tamamen yıkılmış ve içersinde belki de yüzlerce ceset olan 8 katlı apartmanların enkazı ile dolu.. Arkamızda ise zeytin ağaçları ve çadırlar.. Havada çok ağır bir koku var..

Önce dini tören
Ve tören başlıyor.. Türk askerleri İstiklal Marşı'mızı okuyor.. Ardından İsrail askerleri kendi ulusal marşları Hatikva'yı okuyorlar.. Ardından ateş yakılıyor.. İsrailli bir asker dua kitabını açıp, tüm ölenler için okuyor.. Ve nihayet iki ülkeyi simgeleyen iki çelenk ve iki buket çiçek, enkazın hemen yanına bırakılıyor..

Türk ve İsrailli subaylar, askerler el sıkışıyor, kimileri birbirlerine sarılıyor.. Çünkü onlar günlerdir, omuz omuza, yaralı kurtarmak ve ceset çıkartmakla uğraşıyorlar.. Telefon ve adresler alınıp veriliyor.. Yeni dostlukların temeli atılıyor.. Türkler, İsrailliler'e "Toda Raba" yani "çok teşekkürler" diyor.

5 saatte hazırlar
Bu törenden sonra, gerçekten bir mucize yaratan, büyük işler başaran ve tüm Türkiye'nin sevgisini kazanan İsrail kurtarma ekibinin komutanı albay Udi Ben Uir ile, deprem alanında kurdukları komuta merkezi halindeki çadırda konuşuyorum..

Nasıl eğitildiklerini, nasıl çalıştıklarını ve köpeklerin özelliklerini anlatmasını istiyorum..

Sarışın albay çok yorgun.. Bu yorgunluk gözlerinden, yüzünden ve sesinin tonundan hemen belli oluyor..

Depremden sadece 5 saat sonra, emrindeki 200 kişilik kurtarma ekibi ile, Tel Aviv Ben Gurion havaalanında Türkiye'ye gelmek üzere tam teçhizatlı olarak hazırmış..

Erken gelebilirdi
Bu noktada şunu size duyuralım:

İsrail ekibi depremin ertesi günü gece gelebildi Türkiye'ye.. Oysa gündüz saat 11'de burada olabilirlerdi.. Çünkü hazırdılar.. Peki neden geciktiler?

Çünkü Ankara ancak onay verebildi de ondan.. Sabah saat 11'de gelebilselerdi kimbilir kaç hayat daha kurtaracaklardı..

Dönelim İsrail kurtarma ekibine:

Bu ekip yılda iki kere tatbikat yapıyor. Birincisi 10 gün süren bir tatbikat. Bu klasik bir tatbikat. İkincisi ise aniden verilen bir alarmla yapılıyor. Ekip gideceği olayın ne olduğunu da bilmiyor. Yani bir deprem alarmı mı, bomba alarmı mı, sel baskını mı.. Bu yüzden her türlü doğal afete göre eğitim görüyorlar..

Ve hazırlanan senaryoya göre, büyük bir ciddiyet içinde yapmaları gerekeni yapıyorlar. Sanki gerçek bir depremdeymiş gibi çalışıyorlar hazırlanan yerlerde..

Sonra köpekleri sordum:
"Ne gibi özellikler arıyorsunuz bu köpeklerde ve nasıl eğitiyorsunuz?"

İşte İsrailli albayın anlattıkları:

Köpeklerin eğitimi

"Köpeklerde üç şey arıyoruz. Bunlar, cesaret, atletik yetenek ve soğukkanlılık.. Genelde eğitime aldığımız 10 köpekten sadece biri işimize yarıyor. Bunları önce açık alanda eğitiyoruz. Koku yeteneklerini artırmak için toprak altına saklanan askerlerimizi veya bir gömlek, bir pantolon bulduruyoruz. Sonra sanki doğal afetteymiş gibi hazırladığımız yıkıntılarda çalıştırıyoruz.

Bakana rağmen burdalar
Bu yıkıntıların altına giren ve yaralı gibi yatan askerleri arattırıyoruz.. Bunlar o kadar yetenekli hale geliyorlar ki, örneğin bir enkazın üzerinde çalıştıkları zaman, enkazın üzerinde bulunan insanlar veya orada makineyle yapılan çalışmalar bunları hiç etkilemiyor. Onlar sadece enkazın altı ile ilgileniyorlar.. Bazıları yaralı bulduğu zaman havlıyor.. Bazıları başka türlü yerini belli ediyor.. Her köpeğin tepkisi değişik oluyor.."

İsrailli Albayla konuşmamızda, dün sabah ülkelerine döneceklerini öğreniyorum..

"Artık kurtarılabilecek kimse kalmadı. O yüzden gidiyoruz. Ama sağlık hizmeti için gelen ve tam teşkilatlı hastane kuran 200 kişilik diğer ekibimiz burada kalmaya ve Türkler'e hizmet etmeye devam edecek" diyor..

Aklıma bizim Sağlık Bakanı Osman Durmuş geliyor.. Kendisi hakkında bütün Türkiye'nin duyduğu öfkeyi ve hakkında neler söylediklerini, neler düşündüklerini bir öğrense, 1 dakika bile bakanlık koltuğunda kalmaz.. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde belki de hiçbir bakan, tek başına, onun Türkiye'ye verdiği kadar zarar vermedi..

İsrail hastanelerinin bakana rağmen burada kalmaları, son derece önemli bir başka jest..

Yüzbinler sokaklarda
Sonra enkazların üzerinde ve etrafında toplanmış halkla konuşuyorum.. İsrail ekibine onlar adına da teşekkür etmemi istiyorlar yaşlı gözlerle.. Kimileri gidip sarılıyor..

Yağmur yağıyor.. İzmit, Gölcük, Değirmendere, Yalova, Çınarcık.. Hepsi hayalet kentler haline gelmiş.. İnsanların hepsi sokaklarda.. 100 binlerden söz ediyorum..

5 yılda toparlanır
Ve görüyorum ki öyle 5-10 bin kişiyi çadırlara yerleştirmekle bu iş çözülemez.. Görebildiğimiz kadarı ile evleri hasar görmeyen, ancak içeri giremeyenle birlikte, 2 milyon insanımız sokaklarda..

Böyle enkaz kaldırmaya devam edersek de 5 senede kaldıramayız bu enkazı.. İzmit-Yalova arasını sivil trafiğe kapatıp, bütün iş gücünü bu bölgeye yığmalıyız.. Millet enkazı seyretmeye geliyor arabaları ile..

Saatler durmuş gibi
Çınarcıklılar aşı ihtiyacı içindeler.. Çocukları için korkuyorlar öncelikle.. Kolera ve Tifo aşısı istiyorlar.. Bir de hastalık depremi yaşamak istemiyorlar.. Üstelik bunu söyleyenler, bölgedeki birkaç doktordan biri.. Sağlık Bakanı'nın kulakları çınlasın...

Hava kararıyor.. Yağmur sağanak halinde.. Ortalık zifiri karanlık..

Sanki burada saatler o meşum gece, 03.02.11 de durmuş.. Saatlerle beraber hayat da..

İnsanları ayakta tutan ise ruhları.. Ve eğer ruhlarını da kaybederlerse.. Düşünmek dahi istemiyorum...

SEDAT SERTOĞLU


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır