kapat

23.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Prof. Dr. BAYRAKTAR BAYRAKLI(bayraktar.bayrakli@sabah.com.tr )


Çocuk hakkı-III

Geçen makalemizde çocuk haklarından yetiştirilme hakkını açıklarken korumak ve dengeli bilgi vermeyi ele almıştık.

Bu makalemizde ise, yetiştirilme hakkının üzerinde oturduğu diğer konuları izah edeceğiz.

C- Helal süt ve helal lokma
Çocuğun yetiştirilme hakkının temellerini, helal süt ve helal lokma teşkil etmelidir. Yirmibirinci asra girerken, çocukların ana-babaları öldürdüğüne şahit oluyoruz. Çocukların ana-baba katili olmasının diğer bir adı, insanlığın kirlenmesidir. Çocuklar, ana-babalara savaş açmış durumdadır. Kimi çocuklar, ana-babam ölsün de mirasına konayım ve istediğim gibi yaşayayım niyetini beslemekte; kimileri de bu beklentiye sabredememekte, öldürme eylemine girişmektedir. Babasının ölümünü bekleyen; beklentiye dayanamayıp öldürenler neyin kurbanı olmuşlardır?

Ana-babalar çocuklarını büyütürken ve onları yetiştirirken, "haram ve helal" kavramlarına hiç dikkat etmemektedirler. Kısa zamanda köşe dönme tutkusu, "haram" kavramını unutturmaktadır. Haram lokmanın zamanla kendilerine mermi olarak döneceğini hiç düşünmemektedirler.

"Yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenler, şüphesiz karınlarında ateş yemiş olurlar. Zaten onlar alevlenmiş ateşe geçirileceklerdir." (Nisa,10)

Haram lokma yiyen insan, midesine ateş indirmektedir. Başka bir ifadeyle onun, gıdası ateş olmaktadır. Gıdası ateş olanın çocuğu da ateş olacaktır. Tahrim suresinin yukarıda verdiğimiz 6. ayetini buraya getirerek şu gerçeği ortaya çıkarabiliriz: Para haramsa, insan sahıyetini tahrip eden ateş yanmaya başlamış demektir.

Haram lokma ateş olarak mideye inmekte ve ateşin çocukları da, ana-babalara ateş etmektedir. Ateşin çocuğunun, ateş etmekten, ateş yakmaktan başka yapacağı bir şey var mıdır? Nisa Suresi'nin 29. Ayeti'nde, haram lokma yiyenlerin, kendi kendilerini öldüreceklerini söyleyen yüce Allah, haram lokmanın mermiye dönüştüğüne de işaret etmektedir. Eski cahiliyet çağında babalar çocuklarını öldürüyordu, şimdi ise çocuklar babalarını öldürmektedir. Eşekten inip uçağa bindik ama, maneviyatta bir arpa boyu yol alamadık. Eğer Hz. Muhammet'ten sonra bir peygamber gelseydi ve onun da bir kutsal kitabı olsaydı, Kur'an'ımızda Firavunun anılması gibi, babalarını öldüren çocuklardan bahsedecekti.

Çoçuklarına haram süt içiren ve haram lokma yediren insanlar, çocuklarının yetiştirilme hakkını çiğnemektedirler. Haram lokmanın nesillere hangi zararlar vereceğini, asaleti ve erdemi nasıl tahrip edeceğini öğretmenin zamanı geldi geçiyor. Yirmibirinci asra, ana-baba katilleriyle mi merhaba diyeceğiz?

Eğitimin ekonomiye yapacağı en önemli yardım, helal lokmanın önemini ve haram lokmanın yapacağı kirletmeyi net bir şekilde öğretmesinde yatmaktadır. Haram lokma, hem insanın ruhunu, hem ekonomiyi ve hem de toplumsal hayatı kirletmekte, diğer taraftan yetişmekte olan neslin erdemini alıp götürmektedir.

D-Dua
Çocuklarımızı iyi yetiştirebilmek için bütün imkânlarımızı sarfettikten sonra, ilahi yardım için dua etmemiz gerekiyor. Çocuklarının iyi insan olabilmesi için dua eden peygamberlerin örneklerini Kur'an vermektedir.

"Adem'in zevcesi hamile kalınca, Rableri Allah'a şöyle dua ettiler: Andolsun bize iyi evlat verirsen, muhakkak sana şükredenlerden olacağız." (Araf,189)

Hz. Adem ve hanımı, daha ebelik anından itibaren Allah'a dua ederek hayırlı çocuk istediler.

"Doğrusu ben arkama köle ruhlu insanlar bırakmaktan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana sağlam şahsiyetli bir çocuk ver." (Meryem,5)

Zekeriya Peygamber de sağlam şahsiyetli çocuğu yetiştirebilmek için Allah'ın yardımını istemektedir.

"Rahmanın kulları derler: Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve çocuklar bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl." (Furkan,74)

"Göz nuru" çocukların yetiştirilmesi için dua etmek, müslümanın bir özelliği olarak takdim edilmektedir. Aynı duanın bir benzerini de Hz. İbrahim yapmıştır. Duasız eğitim susuz çeliğe benzer. Dua, eğitimde hiçbir şey yapmamaya sevk etmemelidir. Yan gelip yatılan duanın hiçbir faydası yoktur.

İnsan takatının yapacağı her şey denendikten ve uygulamaya konduktan sonra, Allah'a yalvarılmalıdır.

Çocuklarımız fitne haline gelmeden, onları bir ilahi emanet olarak kabul edip yetişmelerini en iyi şekilde yapmalıyız. Aksi takdirde Teğabun suresinin 14. ayetinde Yüce Allah'ın dediği gibi, çocuklarımız bizim düşmanlarımız olacaktır.

Yüce Allah Kur'an'da ana-babaya ihsandan bahsederken, Hz. Peygamber kız çocuklarına yapılacak ihsandan bahsetmektedir. Hz. Peygamber özellikle kız çocuklarının üzerinde çok durmaktadır.

"Kim, üç kız veya üç kız kardeş veya iki kız kardeş veya iki kız, yetiştirir, terbiye eder ve eğitimlerinde eksik yapmazsa, onlara iyi davranır ve evlendirirse cenneti hak etmiş olur." (Ebu Davud, Edep, 130; Tirmizi, Birr,13)

Demek ki, ana-babalar kız çocuklarına verecekleri eğitimle cenneti kazanmış olacaklardır. O cennet, hem bu dünya cenneti ve hem de ahiret cennetidir. Dikkat edilirse ana-babanın cenneti haketmesinin dinamikleri verilmektedir. Yetiştirmek, terbiye etmek, eğitim ve evlendirmek. Cennete giden yol, eğitimden geçmektedir. Çocuğun bedenen öldürülmesi kadar; terbiye edilme hakkı ve evlenme hakkı vardır. Bunlar toplumu ve insanlığı cennete çevirecektir. Çocuğun bedenen öldürülmesi kadar; terbiye edilmemesi de günahtır. Yetiştirmemek, onları yaşayan ölüler haline getirmektir. Yaşayan ölü ile yaşamayan ölünün farkı var mıdır?

BİR SORU BİR CEVAP
Kur'an'ın öne çıkardığı ilk beş değeri sıralar mısınız?

Kur'an'ın önce çıkardığı en önemli değer akıldır. Akıl olmazsa, din de olmaz, iman da. Akıl temel değerdir. Onun için aklını kullanamayanı Allah necis olarak kabul etmektedir. Allah, Kur'an'ı, aklın masafiri olarak göndermiştir.

İkinci değer imandır. Aklın, kainatın bir yaratıcısı olduğu fikrine ulaşmasıdır. Zatını görmediği halde, eserlerinden Allah'a varma eylemini gösteren insan, iman etmiş demektir.

Üçüncü değer bilgidir. Bilgi nur, yani ışıktır. İnsanın önünü aydınlatır, kendine kendisini tanıtır, cehalet kararlılığının bulutlarını dağıtır, insanı yüceltir; insanın hayatını kolaylaştırır ve nihayet bilgi amele dönüşünce dünya ve ahireti cennete çevirir.

Dördüncü değer sevgidir. Mevlana'nın dediği gibi, akılla akılı birleştirirsek, bundan sevgi doğar; tekrar akılla sevgiyi birleştirirsek ilahi aşk doğar.

Beşinci değer adalettir. Adalet hem mülkün hem ahlakın, hem insan ilişkilerinin temelini teşkil eder. Adalet bir manasıyla denge, bir manasıyla hakların korunması, bir manasıyla da yetişmekte olan neslin mükemmel yetiştirilmesi, yani tüm insani değerlerin onlara kazandırılmasıdır.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır