kapat

08.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İPEK CEM(ipek.cem@netwisecorp.com )


Acısız eğitim

Devletin vatandaşına verebileceği en önemli hizmet ne diye sorarsanız, fırsat eşitliği derim. Vergilerin, yol, su elektrik olarak sahibine geri dönmemesinden şikayet eder dururuz. Peki ya eğitim? Eğitim, Türkiye ekonomisin, kalkınmasını, genç nüfusumuzun geleceğini belirleyecek bir numaralı anahtar mesele.

2 Mayıs'taki Öğrenci Seçme Sınavı'nın aniden iptali, genç insanlarımızın ruh ve beyin sağlığını ne denli umursamadığımızın bir göstergesidir. Böyle bir hatanın önleminin alınmış olması gerekirdi. Ancak sorun yalnızca iptalde değil. Belki de tüm sistemin, öncelikle de eğitim anlayışının değişmesi gerekiyor.

8 yıllık eğitimi ele alalım. Zorunlu eğitim süresinin uzaması elbette önemli bir adım. Ancak, hangi koşullarda eğitim? Öncelikle öğretmenlerin yetiştirilmesi, bu mesleğin özendirilmesi gerekiyor. Okul ve sıranın yanısıra, spor alanı, kütüphane, bilgisayar da olmalı. Eğitimdeki bu gelişme, zengin ve fakir arasındaki uçurumu artıran değil, azaltan bir mantık yaratmalı.

Şimdiki durumda, maddi koşulu müsait aileler, çocuklarını iyi bir ilköğretim okuluna, iddiali bir liseye yollayabiliyor. Dershane ve özel öğretmenlere para harcayabiliyor. Böylelikle ayırım, daha ilkokulda başlıyor. Bir bakıma, çocuğun geleceğinin üst limiti, büyük ölçüde gelir dağılımı yelpazesindeki yerine göre sabitleniyor. Bu çocuğun iyi bir üniversiteye girme imkanı, o henüz 6 yaşındayken elinden alınmış. Manzara, belli istisnalar dışında genellikle böyle.

Oysa, gönül ister ki, özel okullarla yarışabilen devlet okulları, aynı nitelikte eğitimi, 8 yıllık eğitim kapsamında versin. Özel sektör, eğitime destek vermeyi sürdürsün, başarılı öğrencilere burs için katkılar büyüsün. Üniversite eşiğindeki gençlerimiz, zaten elenmiş olarak sınav odalarına girmesinler. ÖSS'ndaki eleme sisteminin elden geçirilmesi önemli. Üniversite eğitiminin yaygınlaşması ve kalitenin artması da öyle. Ancak, fırsat eşitliği yaratmanın yolu, ilköğretim çağında başlıyor.

Ağustos 1997'de yürürlüğe giren ve 8 yıllık ilköğretimi zorunlu kılan yasa, okullarla ilgili fiziki kapasitenin artırılması, okulöncesi ve yetişkin eğitimin yaygınlaştırılması, teknolojiden faydalanılması gibi hedefler doğurdu. Bu çalışmaların yapılması için, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bir Temel Eğitim Programı (TEP) hazırlandı. Ağustos 1998'de ise, 55. Hükümet ve Dünya Bankası bir anlaşmaya vardı ve TEP'e 600 milyon dolarlık fon sağlandı.

Dünya Bankası'nın sağladığı ilk 300 milyon doların kullanım alanları arasında 2450 okulda bilgisayar laboratuvarı oluşturulması, okullara video, TV gibi görsel eğitim materyalleri sağlanması, özellikle kırsal kesime eğitim araç-gereçlerinin tedariki bulunuyor. TEP'in toplam bütçesi 11.7 milyar dolar. Şimdiye dek, devlet bütçesinden 4.9 milyar dolar, vatandaş, özel ve kamu kuruluşlarınca bağış olarak da 1.6 milyar dolar toplanmış. Yani 5 milyar dolarlık bir açık sözkonusu.

ABD'nin lider pozisyonunun nedeni tartışıldığında, ekonomik ve askeri gücünden söz edilir. Oysa bu ülkenin başarısının en temel nedeni, eğitimde büyük ölçüde fırsat eşitliğinden faydalanan insanlarıdır. Ekonomik, politik veya askeri güç, bu birimin yansımasından başka birşey değildir. Türkiye için de buradan çıkarılacak dersler var.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır