kapat

08.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Geleceğimizi adalet belirleyecek!

Türkiye 21. yüzyıla yaşamsal önemdeki yargı kararlarıyla girmeye hazırlanıyor.

Toplumsal uzlaşmayla, gelenek ve teamüllere dayanan bir konsensusla çözülemeyen ciddi sorunlar, yargı tarafından karara bağlanacak.

Bir anlamda geleceğimizi, kaçınılmaz olarak yargı kararlarına bırakmış durumdayız.

Türkiye'yi gelecek yüzyıla taşıyacak olan kadro, savcılar ve yargıçlardan oluşuyor.

En temel konu adalet!

***

Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın Fazilet Partisi hakkında açtığı kapatma davası, ülkenin yakın geleceğini belirleyecek.

Eğer Anayasa Mahkemesi, Başsavcı'nın talebi yönünde karar verirse, Fazilet Partisi'nin meclisteki 110 sandalyesi boşalacak ve Türkiye ara seçime gidecek.

Bu da siyasi tablonun olduğu gibi değişmesi demek.

Bu dava Türkiye'nin geleceğini belirleyecek.

***

Bir başka önemli dava ise, 31 Mayıs'ta başlayacak olan Abdullah Öcalan yargılaması.

Bu olanağanüstü duruşma süreci ve sonunda verilecek karar çok ama çok önemli!

Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri ve gelecekteki dış politikası bu duruşma sonunda yeniden biçimlenebilir.

Öcalan duruşması, Türkiye'nin Avrupa Birliği'den dışlanması sürecini başlatabilir mi?

Amerika'nın tutumu ne olacak?

Bu dava, iç barışı nasıl etkileyecek?

Bütün bunlar, koskoca soru işaretleri olarak önümüzde duruyor.

***

Bildiğimiz gibi siyasi mekanizmalar, yargı sürecinin işlemesini engelliyor.

Eğer bu dönemde engeller ortadan kaldırılabilirse, Türkiye gündemine oturacak başka davalar da açılabilir.

Bunların ilki Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller'i Yüce Divan'a gönderme süreci.

Ayrıca hala boşlukta sallanan ve neredeyse üstü örtülüyor gibi görünen Susurluk davası var.

***

Keşke Türkiye, savcıları ve yargıçları eliyle bir "arınma" sürecine girebilse ve 21. yüzyıla bütün pisliklerinden arınmış, yapanın yanına kar kalmadığı, suçluların mutlaka cezalandırıldığı bir ülke olarak adım atabilse.

Bu konuda ne kadar umutlu olabiliriz bilmiyorum.

Fransa'daki Alaattin Çakıcı'yı sorgulamayan tek ilgili ülke olma durumu cesaretimizi kırıyor doğrusu.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır