kapat

08.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr )


Merve'den çıkardığımız ders!

Sistem üstün tepkisini ve kendini koruma refleksini az rastlanır bir hızla gösterdi... Meclis'e türbanıyla gelmek isteyen Merve Hanım'ın gerçek derdinin "inanç özgürlüğü..." değil, Kur'an'ı Anayasa yapmak isteyen bir düzen değişikliğinin peşinde olduğu sergilendi.

Merve Hanım tamam...

Partisi de iç kanamada...

"Pazara kadar değil, mezara kadar Refahlıyım..." diye samimi, içten, yürekten ve keskin söylevler vererek RP-FP saflarına geçen Aydın Menderes de günah çıkartarak istifasını verdi.

Anlamaktayız ki...

Bu savaşı Merveciler yitirdi...

Ve "Türkiye'de türban giyerek inancını yaşamak isteyen milyonlarca hanımın bir teki dahi Meclis'e giremez. Çünkü türban takmak bir inançtır. İnançlar tartışılamaz, sorgulanamaz, eleştirilemez. Meclis ise sadece temsil yeri değil, sorgulama, eleştirme, şüphelenme yeridir. Dolayısıyla inancı simgesiyle meclise sokmak bela çıkartır ve inancı da zayıflatır" diyenler kazanacaklar.

Anlamaktayız ki...

Türbanla Meclis'e girilsin demenin de demokratlıkla, insan haklarıyla bir ilgisi, ilintisi, bağlantısı yoktur...

***

Anlamaktayız ki...

Faziletçiler hata yaptılar...

Kendi kendilerini vurdular...

Kendilerini dışardan yöneten Erbakan Hoca'nın söylediklerine karşı çıkabilecek bir demokratlığı göstermeden Merve'nin türbanı için demokratlık oynamaya kalktılar. İnandırıcı olamadılar.

Anlamaktayız ki...

Fazilet keskinleştikçe....

Radikalleştikçe...

Uca gitmeye yeltendikçe..

Ona oy verenler de onun arkasından gitmiyor. Laikler, sistem yanlıları, derin devletçiler, düzenin görünen ve görünmez güçleri de "Fazilet şeriat düzeni kurma savaşçısı olup iyice radikalleştikçe ona oy verenlerin saygısını, sevgisini yitirdiğini, oylarını kaybettiğini" gördüğü için partiyi köşeye sıkıştırmaya karar verdi..

Başsavcı harekete geçti...

Fazilet'i kapatacak..

Aslında dürüstçe bakarsak şu anda toplumun laik kesiminden büyük bir beğeni, alkış, hayranlık toplayan Başsavcı Vural Savaş, aynı gerekçelerle ANAP'a baksa...

ANAP'ı da kapatmak gerekir...

MHP'ye baksa...

MHP'yi de kapatmak gerekir...

DYP'ye baksa...

DYP'yi de kapatmak gerekir..

***

Ve hatta Gaffarlama ve Fetullahlama yaparken yakalanan DSP'ye baksa...

DSP'yi de kapatmak gerekir...

Dolasıyla anlamaktayız ki...

Allah inancını sömürü aracı yaparak oy toplamaya ve yoksul, cahil, çaresiz kalmış insanları "sizi kurtaracağız..." diye kandırmaya çalışan tek parti FP değildir. Bütün partiler din sömürüsü yapmaktadır ve bunun en keskinini FP yaptığı için şimdi o köşeye sıkışmaktadır.

Anlamaktayız ki...

Dini alet ederek, yoksul, cahil, çaresiz kalmış insanları "sizi kurtaracağız..." diye kandırmak alçaklıksa aynı şekilde milliyetçiliği ya da Atatürkçülüğü de alet ederek yoksul, cahil, çaresiz kalmış insanları "sizi kurtaracağız...." diye kandırmak o kadar alçaklıktır.

Anlamaktayız ki....

Yoksul, cahil, çaresiz insanları gerçekten kurtulabilecekleri ekonomik, ruhsal zenginliğe ulaştıracak önlemler alınmadıkça, çareler bulunmadıkça, reformlar yapılmadıkça parti kapatma hiç bir işe yaramayacaktır. Dünyada hiç bir düşünce mahkemelerde eriyip, yok olmamıştır.

***

Anlamaktayız ki...

Türbanlı, Merveleşip, Meclis'e de gireceğim, Meclis'i de kullanarak dine dayalı düzen getireceğim diyen kırılma noktasını zorlamadıkça, diğerleri de laikliği kitabı yazılmamış bir din haline getirip bağnazlaşmadıkça bu ülkede "türbanlılarla küpeliler kardeş kardeş..." yaşayabilirler. Zaman içinde birbirlerini etkileyerek, birbirlerinin iyi yanlarını yücelterek iyi yolu bulurlar.

İspanya demokrasisinde; okullarda kara tahtanın üzerinde çarmıhta İsa tasviri bulunuyor. Fakat hiçbir İspanyol, dinciler gelecek diye korkmuyor.

Danimarka demokrasisinde; öğrenciler her sabah derslere, mezmur (Zebur'un surelerinden biri) okuyarak başlıyorlar. Hiçbir Danimarkalı, dinciler iktidara yürür diye korkmuyor.

Amerikan demokrasisinde; mahkemelerde sanıklar şerefleri üzerine değil, kutsal kitapları İncil üzerine yemin ediyorlar. Fakat hiç bir Amerikalı korkuya, paniğe düşmüyor.

İngiliz demokrasisinde; milli marş Allah'ın kralı koruma duası diye okunuyor. Hiçbir İngiliz gericiler gelir diye paniklemiyor.

Alman demokrasisinde; Allah'a hakaret ceza kanununda ağır müeyyidesi olan bir suçtur. Hiç bir Alman şeriatla mı yönetiliyoruz diye bağırmıyor.

Anlamaktayız ki...

Germezsek, gerilmezsek...

Bizim ülkemizde de türbanlılar türbanını kamuya ait olmayan alanlarda istediği gibi takabilir, başı açıklarla beraber Türk demokrasisini İspanya, Danimarka, Amerika, İngiliz, Alman demokrasileri olgunluğuna taşıyabilir.!

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır