Bir kadın, onuru uğruna can verdi Almanya'da karısını ve çocuklarını öldüren Hasan Kösedağ'ın, cinayeti kıskançlıktan işlediği saptandı. "Çocuklar benden değil" şüphesiyle test yaptıran baba haksız çıktı. Eşi karşısına geçip, "Onurumla oynadın, ayrılalım"deyince de onu ve iki çocuğunu kesti Yaz ayı geldi mi ya da Noel tatili, gurbetçiler yollara düşerdi. Avrupa'dan Anadolu'ya akan karayollarında, çoğunluğu Mercedes marka araçların teybinde, hüzünlü bir kadın sesi yükselirdi. "Almanya acı vatan, adama hiç gülmüyor" diye başlayıp uzayan şarkı, ne çok şey anlatırdı. Uyumsuz birinci ve ikinci kuşaktan sonra üçüncü kuşak artık Avrupalı oldu. Oraları benimsedi ama gelenek ve töreler hâlâ yerli yerinde. Kösedağ ailesinin dramı, bin yıllık geleneklerin bir türlü terkedilemediğinin kanıtı adeta. Özgüler Özçelik, Almanya'nın Bebelsdorf kentinde büyümüştü. Arkadaş canlısı, herkesle kolay iletişim kuran biri olarak tanınıyordu. Pek çok Türk ve Alman arkadaş edinmişti. Geziyor, sosyal faaliyetlere katılıyor, kısacası hayatı doyasıya yaşıyordu. Babası Hıdır Özçelik biricik kızının üstüne titriyordu. Oraları ise pek tekin değildi. Gençler uyuşturucu başta olmak üzere, birçok kötü alışkanlıkla yoldan çıkıyordu. Başına bir hal gelmesin, bir an önce sorumluluğunu bilsin diye kızını kendi eliyle evlendirmeye karar verdi. İŞ SAHİBİ YAPTI Daha öncelerden akrabaları Hasan Kösedağ'ı gözü tutmuştu. Kızına iyi koca olurdu. Kendileri gibi Nevşehir'liydi. 6 yıl önce kalktı, Türkiye'nin yolunu tuttu. İstanbul'da eşinin yeğeni olan Hasan'la anlı şanlı bir düğün yaptılar. Her zaman gelin alıp giden gurbetçi aileleri, bu kez tersini yapmış bir damat alıp Almanya'ya dönmüştü. Baba Hıdır Özçelik, işi gücü olmayan damadı Hasan'a bir iş bile bulmuştu. Dayısının oğluyla evlenen Özgüler başlarda çok mutluydu, herşey yolunda gidiyordu. Çiftin iki de çocuğu oldu. Adlarını Senem ve Hünkar koydular. Kuaför dükkanında çalışan Özgüler, işini de bırakmıştı. Kocası Hasan, çocuklarla daha çok ilgilenmesini istemiş o da tereddüt bile etmeden kabul etmişti. Ancak, insanoğlunu kemiren kendisiyle birlikte etrafını da yok eden hastalık hortlamıştı. Hasan, Almanya'ya ilk geldiği günden itibaren karısının çevresini kıskanmaya başlamıştı. Özgüler'in rahat tavırları ve çok sayıda erkek arkadaşı bulunması genç adamı günden güne hırçınlaştırıyordu. Sık sık, kıskançlık krizlerine girmeye başladı. Kocasındaki bu değişime anlam veremeyen Özgüler ise, eşine olayları abarttığını söylüyordu. KORKUNÇ ŞÜPHE Bİr gün yine krize giren Hasan Kösedağ, karısıyla yaptığı tartışma sırasında yıllardır içine kemiren şüpheyi söyleyiverdi. "Çocukların kendisinden olmadığını" düşünüyordu. Genç kadın bu sözler üzerine çılgına döndü. Artık, ok yaydan çıkmıştı. Hasan çocuklara babalık testi yaptırmak istiyordu, Özgüler de kabul etti. Çift, DNA testi için Alman makamlarına birlikte başvurdu. Çocuklardan ve babadan kan örnekleri alındı. Ancak, Hasan birden bire test yaptırmaktan vazgeçti. Ama genç kadın kararlıydı. Kesinlikli testi yaptıracak ve kendisini aklayacaktı. Ve nihayet Essen kentindeki bir enstitü raporu verdi: Senem ve Hünkar'ın babaları Hasan Kösedağ'dı. Genç kadın, raporları aldı ve kocasının karşısına dikildi, "Artık seninle yaşayamam, boşanalım"dedi. Bu sefer de Hasan Kösedağ yıkıldı. Karısı "Nuh diyor, peygamber demiyordu" boşanmakta kararlıydı. Çok dil döktü, karısını ikna edemedi. Sonra tehdite başladı, ayrılırsa O'nu ve çocukları öldüreceğini söylüyordu. Tarihler 15 Ağustos 2002'yi gösteriyordu. Almanya'nın üstüne gece çökmüştü. Hasan Kösedağ, mutfaktan aldığı ekmek bıçağıyla yataklarında uyuyan karısı Özgüler ve iki çocuğunu delik deşik etti. Sonra da gidip, polise teslim oldu. Alman polisi olayı önce cinnet olarak değerlendirdi. Ancak Kriminal Laboratuvarı Şefi Axel Pütter'in verdiği rapor, herşeyi ortaya çıkardı. Olay günü Hasan Kösedağ'ın cinnet geçirmediği ve cinayetleri işlediği sırada bilincinin yerinde olduğu ortaya0 çıktı. Hasan, ailesini planlayarak öldürmüştü. Şimdi cezaevinde vicdanıyla hesaplaşıyor. Türkü ise tekrar tekrar çalıyor: "Almanya acı vatan, adama hiç gülmüyor." 
Ali BALCI - SABAH HABER AJANSI 
HEP AYNI DRAM Bir hiç uğruna bu güzel çocuklar ve hayat canlısı bir kadın toprağa girdi. Anne Özgüler ve çocukları Senem ile Hünkar'dan geriye bu fotoğraflar kaldı. Ya elini kana bulayan, sevdiği üç insanın canına kıyan Hasan, acaba bu fotoğraflara nasıl bakacak? Vicdanını nasıl susturacak? |