Ne yazık ki, dediğim çıktı.
Cezaevlerindeki açlık eylemlerine yaklaşımda, Türkiye kamuoyu, yani gazeteler, yazarlar ve onların seslendirdiği insan yığınları, esas olarak olumlu bir tavır sergilemişlerdi.
Hiç kimse, ölüm istemiyordu.
Fakat, eylemi yönlendiren terör örgütü, söz dinlemiyordu.
Hatta gördük ki, aracı olarak cezaevlerine giren gazeteci ve yazarların çabasının da örgüt nezdinde bir değeri yoktu.
Örgüt, o kadar söz dinlemiyordu ki, sonunda kamuoyunu tamamen karşısına aldı.
Zaten hapishanede sıkışmış kalmış bir örgütün, son koz olarak ölümü tercih etmiş olması, stratejisinin son etabına gelmiş olduğunu gösteriyordu da...
Sadece bir nokta daha, bir çılgın adım daha kalmıştı.
Birkaç hafta önce yazdığım gibi, çılgınca terör öylemlerine girişmekti, bu çılgın adım!
Çünkü, devletle giriştiği bilek güreşinde örgüt kaybetmişti.
Bu kayba karşılık mutlaka bir şeyler yapacaktı. Yaptı da...
Vaziyeti yeniden analiz edersek...
Ölüm oruçlarında, örgütün çizgisi, hakettiğinden fazla gazetelerde yankı bulmuştu.
Bir yönüyle örgüt, bir daha asla bulamayacağı bir propaganda olanağı bulmuştu.
Fakat bu güçlü propaganda sonunda, yenilgiye uğrayınca, yani ne olduğu bir türlü anlaşılamayan "zaferi" elde edemeyince, belli ki öfkeden deliye döndü.
Çıldırma noktasına geldi.
Emniyet Müdürlüğü'ne düzenlenen "canlı bomba" eylemi işte bul çılgınlığın kanıtıdır.
Bir terör örgütünün bu derece çılgınlaşmış olması, alınacak güvenlik önlemleri açısından büyük bir anlam taşır.
Yoksa, ne politik ne de ideolojik bir değeri vardır, bu çılgınlığın...
Yine de biz şunu biliyoruz:
Bir terör örgütü, her türlü çılgınlığı yapabilir. Buna yenilerini de ekleyebilir.
Meseleyi bu kadar uzatmamın sebebi, okurların, insanların, ailelerin dikkatini çekmektir.
Kendinize ve ailelerinize dikkat edin...
Gittiğiniz yerlerde, gözünüzü tuhaflıklardan, acayipliklerden, kontrolsüzlük ve denetimsizliklerden ayırmayın...
Özellikle toplu taşım araçlarında, metroda, büyük alışveriş merkezlerinde, sinema ve tiyatrolarda, okul kapılarında, mümkün olduğunca dikkatli ve tedbirli olmak gerekiyor.
Emniyete saldıracak kadar gözüdönmüş ve öfkelenmiş bir terör, herşeyi yapabilir.
İşte bunu kabul etmekte güçlük çekiyoruz.
Bir toplum, bütün yazarları ile, aydınları, entellektüelleri ve sanatçıları ile ve dinamik halkı ile...
Hep bir ağızdan ve kesin biçimde terörü lanetleyemiyorsa, terörden daha çık çekeceği var demektir.
Şunu artık kabul etmeliyiz:
Türkiye, yürümeyen siyaseti, çarpık ekonomisi ve bozuk sosyal dengeleri ile terörü besleyen bir alt yapıya sahip!..
Bugün ortalıkta cirit atan türlü çeşit çetelere yeni "askerler" kazanmak, çocuk oyuncağı...
Bunun bilincinde olarak, her türlü terörü lanetlemekten başka çıkar yolumuz yok.
Şunu haykırmaktan çekinmemeliyiz:
Bir terör örgütü, hangi iddia içinde olursa olsun, toplum tarafından asla dinlenmeyecek, savunulmayacak ve reddedilecektir.
Ben daha fazla analiz yapmadan, ülkeme ve halka hizmet etmek istiyorum:
Bunun için çok uyanık olun...
Evinize girip çıkarken, şehirde gezerken, seyahate giderken, yürürken, alışveriş yaparken, eğlenirken, her ama her yerde dikkati elden bırakmayın...
Bir terör ortamında yaşadığınızı asla unutmayın!
Terör örgütlerinin çıldırdığını unutmayın!