Çok çabuk hüküm veriyoruz.. Şimdi de, Bush'un atadığı yeni Enerji Bakanı'nın, geçmişte Ermeniler için söylediklerine bakarak, "Bakü-Ceyhan'a ABD desteği bitiyor" demeye başladık.. Hemen notu verdik..
Kuşkulanmakta haklı olmasına haklıyız.. Çünkü, çiceği burnunda bakan Spencer Abraham'ın, gerek ABD Senatosu'nda, gerekse Ermeni Enstitüsü'nde yaptığı konuşmalar, örneğin Ermenilere "Ben sizin için varım" gibi cümleler kullanması, Senato'da "Bakü-Ceyhan hayali bir projedir" demesi, tabii ki kuşku duymamızı gerektiriyor.. Ayrıca, Başkan yardımcısı Dick Cheney ve Ticaret Bakanı Don Evans'ın petrolcülerle sıkı ilişkileri de bu kaygıyı artırıyor..
Bir de bunlara, Carnegie ve CATO gibi iki düşünce üreten kurumun Bakü-Ceyhan'ın gereksizliği ile ilgili açıklamaları eklenince, karamsar olmamamız için bir neden yok gibi görülüyor..
Ama bir de, resmin arka tarafını çevirip bakalım.. ABD'de kişilerin, Türkiye konusunda, siyasetin içinde iken söyledikleri ile, yönetime gelince söyledikleri ve yaptıkları arasında, hep önemli farklılıklar görülmüştür.. Bunun sayısız örnekleri ile doludur ABD siyaset tarihi..
Biz de, kesin bir hüküm vermeden önce bekleyelim bakalım.. Hele Abraham'ın bakanlığı onaylansın, o koltuğa otursun, dosyalar önüne gelsin.. Ondan sonra kendisinin, Bakü-Ceyhan konusundaki tutumu belli olacaktır zaten..
ABD'de şahısların, devlet politikasını, tamamen kendi istekleri doğrultusunda değiştirmeleri pek görülen bir şey değildir.. ABD'nin, kendi çıkarlarına aykırı bir siyaset içine gireceğine ihtimal vermek istemiyoruz.. Böylesine kritik bir konuda Spencer Abraham'ın tek başına karar vermesi beklenmemeli.
Washington'un Ankara ile ilişkileri, öyle, bir bakanın siyasi kaprislerine veya diyet borcuna feda edilemeyecek kadar önemlidir.. Yeni yönetimi oluşturan insanlar da, sorumluluk koltuğuna oturup dosyaları okuyunca bunu anlayacaklardır.. Biz, en azından anlayacaklarını umuyoruz.. "Şimdilik" kaydı ile...
Rusya lideri Putin'in de artık bu gidişe dur demek ihtiyacı içinde olduğu belirtiliyor. The Washington Post gazetesinden öğrendiğimize göre, bu kurumda dönen dalaveraların hepsini yazsak, pehlivan tefrikası olur.. Gerçekten utanç verici, gözü karalığın en belirgin örnekleri bunların hepsi.. Yapılanlar, "hortumlama kelimesini aşıyor.."
Bu ülke, Almanya'ya olan 14 milyar dolarlık borcunu, Gazprom ve diğer devlet şirketlerinin hisselerini vererek kapatma yolunu arıyor.. Öte yandan, Rusya'daki yabancı sermaye yatırımlarını kontrol eden, denetleyen Rus uzmanlar da, Gazprom'da yapılan hırsızlıklara ateş püskürüyor..
Putin'e "Yeni Çar" dersek, oynanan filmin adı da, "Yeni Çar İmparatorluğa karşı" olabilir.. Bakalım bu filmin sonu nasıl bitecek?