kapat

05.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Şampiyonu belirlerim

Ah Hıncal ah! Senden çok iyi bir senarist olur. Sen bu gazeteciliği falan bırak, o işe soyun. Nasıl olsa gittiğin maçlarda sakatlanarak, elini kaldırıp oyundan çıkmak isteyen oyuncuyu bile görmüyorsun.

Bak, G.Saray bandrollü Cimbom yazarı Hıncal, bazı şeyler afaki olmaz. Sana hep söylüyorum, şu "Düşman" kelimesini yazma diye... Hep sevgiden bahsedersin ya, kalemine yakışmıyor. Herhalde el kasların da yalama oldu.

Hıncal, hep bir şeyi söylüyorum, "Hakemler bütün takımlara aynı davransın, tayinler her takıma adaletli olsun..." Sen işin afaki yönüne bakıyorsun. Teknik konuyu bilemediğin, öğrenemediğin için de bu tarz yazı yazmaya mecbursun. Anlamayanlar yer. Ama sen böyle bir yazı yazacağına deseydin ki, "Ey MHK, niye İstanbul Şükrü Saracoğlu Stadı'na Mutlu Çelik'i iki defa gönderdin? Başka hakemin yok muydu? Yine Fener'in içerdeki bir maçına Yılnur Önen'i gönderdin? Bu seyirci baskısına bu iki hakem de dayanabilir mi, karşı koyabilir mi?"

Yine desen ki, "Ey Yılnur Önen, F.Bahçe lehine verdiğin o afaki iki penaltıyı niye Samsunspor lehine çalamadın? Niye F.Bahçe bu kadar penaltıdan gol atmış da, kendi kalesine penaltı atılmamış? Niye F.Bahçe'nin deplasmandaki maçlarına etkili hakem gönderiyorsunuz da, yavru kuşları Şükrü Saracoğlu'nda yediriyorsunuz?" Bunları söylesen tamam.

Ben de diyorum ki MHK'ye, "Neden bu hakemler her statta aynı düdüğü çalmıyor? Neden bu hakemler üç büyüklerde oynayan oyunculara ayrı, küçük takımlarda oynayanlara ayrı muamele ediyorlar? Neden MHK büyük kulüplerin altında eziliyor? Neden Hagi'yi atan bir hakem 1.5 yıl G.Saray maçı yönetemiyor? Neden Denizli maçında Bülent'in attığı gol verilmiyor. Neden aynı maçta Denizli'nin 3 penaltısı verilmiyor. Neden Beşiktaş, F.Bahçe ve G.Saray'ın istemediği hakemler kara listeye alınıyor, iki hafta sonra yeniden görevlendirilmiyor?"

Bak ben yıllardır bunun mücadelesini verdim Hıncal, vermeye de devam ediyorum. Ama senin hala bir takıntın varsa, onu bilemem.

Bir ara Fatih Terim de beni kastederek Show TV kameralarına bir cümle sarfetmişti ve şöyle demişti, "O sizde bir çok bilen var ya, hakemleri etki altına alarak G.Saray aleyhine düdük çaldıran..." Bak Hıncal, mantığım oldukça iyidir. Eğer bu yönden yola çıkarsak, Fatih'in bu cümleyi söylediği zaman G.Saray üçüncü şampiyonluğuna gidiyordu. Yani iki defa şampiyon olmuştu. Dolayısıyla Fatih'in ve G.Saray'ın şampiyonluğunda benim de payım büyüktü. Eğer Yılmaz Vural mantığı ile olaya bakarsak, Fatih'in başarısında ve İtalya'da olmasında da en büyük pay benim! Ben olmasam, Fatih Terim şimdi İtalya'da olmazdı!

Senin mantığına göre bakarsak yani bu işi ben yönlendirip, idare ediyorsam, o zaman benimle iyi geçinmeye mecbursunuz. Kimi istersem onu şampiyon yaparım! Sen de haddini ve kapasiteni bil eski Fenerbahçeli dönek Hıncal, köşende otur.

Ankara'nın taşına bak...
Ankaralı'nın Ankaralı'ya ettiğini kimse yapamaz. Basın camiasından bahsediyorum. Bu şehirden kim yükseldiyse, "Nasıl öldürürüz" diye yıllarca ellerinden geleni yaptılar. Sonunda da Futbol Federasyonu, MHK İstanbul'a gitti. Ankara'da bir şey kalmadı.

Ankara'dan kaçıp kendini kurtarmak isteyen spor yazarları birşeylere sahip oldular. Kalanlar birbirlerini vura vura nesillerini tükettiler.

Erol Yaşar Ankara'da kalanlardandı. Bu alemde tanıdığım en iyi üç haberciden biriydi. Haber için en yakınlarının bile üzerine giderdi. Babasını tanımazdı. Onun için de çok kesim tarafından sevilmezdi. Hakem camiasını da iyi bilirdi. Ama olacağı kadar olamadı. Tek hatası Ankara'da kalmasıydı.

Cenazesinde, yaşarken aleyhinde konuşan çok insan gördüm. Demek ki yiğidin hakkını öldükten sonra da olsa verdiler. Yazık oldu, çünkü bildiği çok şeyi de beraberinde alıp götürdü. Nur içinde yat, iyi haberci Erol.

Dersimiz gazetecilik
Beşiktaş'ta olay netleşti; "Mehmet'i istemeyen Scala değil yönetimdeki bir kaç kişi..." Aferim Scala'ya, Ertuğrul olayında düştüğü gibi burada çukura düşmedi. Demek ki Türkiyeyi ve insanını anlamaya başladı.

Olayı geç haber alan veya alamayan bazı gazeteler dedikodu üreterek, gündemi belirlemek istediğimi yazmışlar. Hoş, aynı yazının altında kendilerini de tekzip etmişler.

Bakın arkadaşlar, Sayın Serdar Bilgili bana telefon açıp, "Mehmet'in Antalya kampına götürülmeyeceğini, elinden kaptanlığının alınacağını, sırada Tayfur'un olduğunu, ama ona bir süre daha tanınması gerektiğini" kimin söylediğini öğrenmek isterse, ona yer, zaman ve şahit bildirerek iletirim. Ama gazetecilik ahlakı açısından bunları sütunlarımda yazmam. Onlar açıklamamı isterlerse de, o zaman yazarım, hiç merak etmeyin.

Rastgele Tanman
Cüneyt Tanman ne alemde.... Benim tanıdığım Cüneyt, yaş tahtaya basmaz. İnce eler, sık dokur. Zaten ateşten gömlek giyecek, hemen teslim olmaz. Eğer menacerliği yaparsa da geniş kapsamlı yapar. Yalnızca uçak bileti alıp, otel rezervasyonları yapmaz. Gece bekçisi olarak da onu düşünemiyorum. Onun için de sonradan karşısına çıkacak fotoğrafları bence şimdiden belgeliyor. Bu nedenle de iş biraz uzadı. Ama yine de onun Galatasaray'daki bu görevinde çok yıpranacağını sanıyorum. Rastgelsin.

Anlı şanlı F.Bahçe
"Sağlık en önemli şey" deriz. Ama anlı şanlı kulüplerimizde bile bu iş yandan tutuluyor. Bu işte özellikle büyüklerde Galatasaray doğru gidiyor.

İşte Andersson olayı... İki yönlü bir ayak filmi çekeceksin, trilyonlar verdiğin santrforun bir ay önce hazır olacak. Şimdi gazetelerde boy boy fotoğraflar... Adı da büyük takım Fenerbahçe, anlı-şanlı Fenerbahçe... Ama hala büyük kulüp olamamışlar.

Garantili başkanlık
Türkiye'de başkanlık yapmak ne güzel değil mi? Hergün televizyonda, gazetelerde röportajlar, görüntüler...

"Ben olmazsam bu kulüp yaşamaz" diyenler.

"31 milyon dolar verdim, 10 milyonu bağışlıyorum, 21 milyona temlik koyuyorum" diyenler. Sonra da "Başkanlık yaptım" diyenler. Herkes yapar. Nasıl olsa paran garanti.

İşte Türk futbolunu yıllardır bu zihniyetten kurtaramadık. Şahıslara bağlı götürdük. Sonra da Avrupa ile mücadeleye kalktık. Takımlarımız var da, kulüplerimiz yok.

Federasyon derseniz, zaten bu işlere bakmıyor, onlar seyahatlerle uğraşıyorlar.

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır