| |
|
|
Papa kalbinin yanında aklını da İstanbul'da bıraktı mı?
Papa İstanbul'dan ayrılırken, kendisini uğurlayan İstanbul Valisi Muammer Güler'e "Kalbimin bir kısmı İstanbul'da kalıyor" demiş. Aslında "Aklımın bir kısmı da İstanbul'da kaldı" diyecekti ama herhalde bunu açıklamayı unuttu. İstanbul'da kısa süre de olsa yaşayan bir kişinin, bu kentten ayrılırken aklının bir bölümünü burada bırakmış olmaması adeta imkansız gibidir. Bu gerçeğin ışığında Papa Benediktus'un, Vatikan'a İstanbul'da ve Türkiye'de edindiği alışkanlıkları taşımış olması muhtemeldir. Herhalde Vatikan'a girerken önce sağ ayağını atacak ve Sultanahmet Camii'nde İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı'dan öğrendiği şekilde "Bismillah" diyecektir. "Olur mu böyle şey" demeyin. NTV-MSNBC'den Yasemin Arpa'ya Papa ziyaretini değerlendiren Prof. Dr. Niyazi Öktem şöyle demiş: - Mustafa Çağrıcı'yı yürekten kutluyorum. Çağrıcı'nın Papa hazretlerini alıp mihraba kadar getirmesi ve orada 'kıyam' duruşu içerisinde bırakması -bilinçli veya bilinçsiz- haç çıkarması gereken Papa'nın bir de dua etmesi, Mustafa Çağrıcı'nın bunu bu hale getirmiş olmasını kutlamaya değer görüyorum. Papa neredeyse Müslüman olacaktı. Kendisi İstanbul'da bir yerden bir yere giderken bütün İstanbulluların yollarda durdurulduğunu bilmiyorsa, Papa Roma trafiğine girince çok şaşıracak ve "Neden Roma'da da yollar İstanbul'daki gibi açık değil" diye şikayet edecektir.
LAİK VATİKAN Ankara'da Cumhurbaşkanı Sezer'le yaptığı görüşmeden de etkilenmiş olması kuvvetle muhtemel olan Papa, Vatikan'da kardinalleri ile sohbet ederken "Dini siyasete alet etmeyin" içerikli konuşmalar yapacak ve "Dünyasal yaşamı din kurallarının etkisinden kurtarıp bilim ve aklın egemenliğine bırakan laiklik anlayışını biz de benimsemeliyiz" diyecektir. Hatta belki bu tutumunu kabul ettirmek için, "Türkler bizden Latin alfabesini aldı, biz de onlardan laikliği alalım" gibi bir mantık yürütecektir. Papa'nın sürekli değiştirdiği cüppeleri konusunda da, Türkiye ziyareti sonrasında bazı zevk değişiklikleri geçirmesi muhtemeldir. Örneğin Diyanet İşleri başkanı Bardakoğlu'nun cüppesinden etkilendiyse, ilk pazar ayininde giymek için, Ankara'ya Olgunlaşma Enstitüsü'ne "Bindallı" bir cüppe sipariş etmesi beklenebilir. Ayakkabıda ise, "Prada"dan "Yeşil Kundura"ya dönerse, buna şaşırmamalıyız. Gerek Fener Patrikhanesi'nde, gerekse Vatikan temsilciliğinde ve St. Esprit Kilisesi'nde sohbet ettiği Türklerden, geleneklerimiz, törelerimiz hakkında bilgi alıp, bunlardan da etkilendiyse, bundan böyle sağ eli kaşındığında para gelecek, sol eli kaşındığında para gidecek, ayağının tabanı kaşındığında da yola çıkılacak beklentileri içine girecektir.
ÇETİN ALTAN Tabii ki bütün bunlar birer şaka. Önemli olan şey Papa'nın beklenenin aksine bizim kubbemizde bir hoş seda bırakıp gitmiş olmasıdır. Türkiye'ye ve inançlarımıza gösterdiği özen ve saygı, Regensburg konuşmasıyla yarattığı olumsuz havayı dağıtmıştır. Papa bundan sonra bir daha ne zaman Türkiye'ye gelir bilemeyiz. Ama dün Milliyet'te Çetin Altan'ın hayal ettiği tablo, bundan sonraki ziyarette gerçek olsa, gerçekten evrensel bir "Bilen kazanıyor"a da vesile kılınabilirdi. Çetin Altan'ın yazısından bu bölümü alıntılayalım: - Ekranlardan taşan ayin görüntülerini izlerken, inanç tahtlarının ruhani imparatorlarını da ola ki öfkelendirecek, kahkahalı şimşeklenmeler geçiyordu içimden. Örneğin HOCA'sını, PAPA'sını, PATRİK'ini, HAHAM'ını; ayaklarında birer mayo, çıplak vücutları ve sakallarıyla bir plajda buluşmuş olarak düşünüyordum. Acaba sadece sakallarından hemen anlaşılabilir miydi, hangisinin hangi inancın temsilcisi olduğu?
|