|
 |
|
 |
Modern evlerde ruh yok
Antikaya olan ilgisi çocukluk yaşlarına dayanan Osman Gürsoy, şu anda Taksim'de bir, Horhor'da ise iki tane antikacı mağazasına sahip. Mağazalarındaki antikaları, yurtdışına yaptığı geziler sırasında tek tek seçen Gürsoy ağırlıklı olarak Avrupa merkezli parçalar satın alıyor. Fransa, Hollanda ve Belçika'daki antika fuarlarına gitmeyi ihmal etmeyen Gürsoy, evlerin klasik döşenmesinden yana. Modern döşenmiş evleri ruhsuz bulduğunu ifade eden Gürsoy, antikanın çok pahalı olmadığını da söylüyor. Gürsoy, antikaya ilgisi olan kişinin eski bir ütü ya da sobayla bile antika isteklerini karşılayabileceğini anlatıyor.
* Antika benim çocukluğumdan beri içimde olan bir tutku. Çocuk yaşlarda ilk olarak para ve pul koleksiyonları yapmaya başladım. 16-17 senedir bu işle uğraşıyorum. Taksim'deki mağazamın dışında Horhor'da da iki ayrı dükkanım var. Taksim'de böyle bir yer açmaya durup dururken karar verdim. Ardından hiç olmayacak bir yer de bu mağazayı tuttum. Burası hurda vaziyetteydi, iç dekorasyonunu tamamen değiştirdim. Dekorasyonu yüksek tavanlar ve detaylarla farklılaştırdım. 3 senedir Taksim'deyim.
* İnsanların dönem dönem zevkleri değişiyor. 5-6 seneden beri insanlar minimal tasarımlara yöneldi. Evlerinin daha düz hatlı olmasına önem vermeye başladı. Ancak geçenlerde duydum Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, evli çiftler arasında en büyük boşanma nedeni evlerin minimal ve düz renk döşenmesinden kaynaklanıyormuş. Çünkü bu evler ruhsuz oluyor. Örneğin; düz evlerde konuşacak konu bittiği zaman her şey bitmiş oluyor. Fakat klasik bir evde öyle değil. Osmanlı bir tavan göbeğini misafirlerinize saatlerce anlatabilirsiniz.
EV BİR YATIRIM
* Modern döşenmiş evler de pek ruh göremiyorum. Bana göre; antika mekanlara ruh katıyor. Modern evler hep aynı oluyor. Ayrıca bazen piyasayı dolaşıyorum da tek bir kanepe 4-5 bin euro (yaklaşık 7 bin YTL). Onu imal etmeye kalksanız en fazla bin YTL'ye mal olur. İnsanlar o evleri bu paralara dekore ediyor. Ancak evi bozup satmaya kalktığında hiçbir şey satamıyor. Hepsini ikinci el eskiciler alıyor. Bana göre yanlış yatırım. Evleri dekore ederken ben de bazen düz hatlı mobilyalar kullanıyorum. Ancak antika avize ve aydınlatma elemanları kullanarak bunu farklılaştırıyorum. Ev aynı zamanda bir yatırım mekanı. Bence eve aldığınız her şey sonrasında yatırıma da dönüşmeli. Bir tablo alıyorsunuz o tablonun değeri bir sene sonra ikiye katlanıyor.
* Dekorasyon konusunda hiçbir eğitimim yok. Ancak ben eğitimli kişilerin çalışmalarını da takip ediyorum. O kadar zevksiz evler ortaya çıkarıyorlar ki... Dekorasyon dergilerine bakıyorum da bir sürü sıradan ev var. O kişiler Amerikan dergilerinden gördüklerini mekanlara uyguluyorlar. Yanlış olan da bu...
* Mağazadaki malların hepsini yurtdışından getiriyorum. Fransa, Hollanda ve Belçika'daki birçok fuara katılıyorum. O fuarlardan alıyorum. Hatta gerektiğinde yerlerde bile satılan mallar aldığımız oluyor. Çoğunlukla Avrupa bazen de Osmanlı parçaları satıyorum. Bu işe ticari bakmıyorum ön planda benim keyfim geliyor. Ben yaptığım işten zevk almalıyım. Süreç içinde sattığım eşyayla bütünleşiyorum. O eski parçaların ruhu olduğuna inanıyorum. Yeni olan hiçbir şeyde bu ruh yok... Onu kullanan insanların yansıttığı enerjinin o eşyaya da geçtiğine inanıyorum.
* Estetik açıdan bakıp bu işi keyifle yaptığım için seçtiğim her parça da farklı oluyor. Burada varaklı doreli pahalı şık parçaların yanı sıra insanların toplamadığı Rönesans içki dolapları ve gotik parçaları da bulabilirsiniz. Detayları ve işçiliğiyle ön plana çıkan en nadide parçalar esas antikalardır.
* Antika pahalı değil. Mesela ben ilk evimde eski bir ütü, eski sobalar, eski bir radyo kullanırdım. Onlar o zaman görsellikleriyle beni mutlu etmeye yeterdi. Zamanla kazancınız arttıkça seçtiğiniz parçalar da farklılaşmaya başlıyor. Fakat antika seven insanların birçoğu eski bir ütü veya kapkacak alıyor. Aynı doğrultuda evini süslüyor.
AYIRT ETMEK ÇOK ZOR
* Bizim en büyük sorunumuz çok antikacı ancak buna karşılık da antikayla ilgilenen müşterinin az olması. İnsanlar bir antikacıya gidiyor. O kişi onlara ne derse ona inanıp ona göre hareket ediyorlar. Ancak bizim piyasamızda öyle mallar var ki... Mısır'dan getirilip burada Fransız gibi satılıyor. Bunu bilmeden ayırt edemezsiniz. İnsanların malı satın aldıkları antikacıya çok güvenmeleri ya da belli insanlardan alışveriş yapmaları gerekiyor. Mısır ve Fransız işini birbirinden ayırmak çok zor ancak profesyonel bir bakışla onun üzerinde bronz kalitesinden ya da üzerindeki mermerden anlaşılır.
* İnsanlar düz hastane renklerinden sıkılmaya başladı. Artık daha çok çiçek desenli kumaşlar var. İrili ufaklı gül ya da farklı çiçek desenlerinin olduğu kumaşlar, bu sıralar çok moda.
* Halı olarak kök boya ve mat kendi rengindeki halıları öneriyorum. Minimale bakacak olursak halı da çok tasarım ve çok tasarımcı var ki. Klasikte ise kök boyamadan yanayım çünkü orada görsellik çok farklı oluyor.
DUYGU GÖKMENOĞLU GÜNAYDIN
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|