İhracat alarm vermeye başladı
2004 yılı sonu itibariyle cari işlemler açığı 15.4 milyar dolar olarak açıklandığında, birçok ekonomist krizler nedeniyle ertelenen talebin bu açığa neden olduğunu, 2005 yılından itibaren büyüme hızının yavaşlayacağı ve buna bağlı olarak cari işlemler açığının azalacağı görüşünü savunuyordu. Merkez Bankası'nın açıkladığı beş aylık cari açığın 11.2 milyar dolar olması, turizm ve ihracata dair öncü göstergelerin beklenin altında kalması, ekonomistlerin yıl sonu cari açık tahmini 20 milyar doların üzerine çıkardı. Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin açıkladığı temmuz ayı ihracat rakamları ihracatçılarımızın zorlanmaya başladıklarını göstermektedir. 2005 yılının ilk altı ayında önceki yılın aynı dönemine göre %21 artan ihracat hacmimiz, temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre sadece "%1'lik" bir artış göstererek 5.7 milyar dolar olmuştur. İthal girdi tüketimi düşük olan tekstil ve giyim ihracatındaki yavaşlama ihracat rakamlarımızı olumsuz etkilemektedir.
Kur ithalatı artırıyor Değerlenen YTL nedeniyle imalat sanayinde ithal girdi kullanımının artması, dünya borsalarında ham petrolün fiyatının yükselmesi ithalat faturamızın kabarmasına neden olmaktadır . Ham petrol fiyatlarının şimdiki yüksek seviyesini koruması, yıl sonunda petrol faturasımızın 2.2 milyar dolar artmasına neden olacaktır. Diğer taraftan ülkemizin dış dünyayla yaptığı her türlü mal ve hizmet ticaretinin genel muhasebesi manasındaki cari işlemler açığının artıyor olması piyasalar üzerinde hiç bir olumsuz etki yaratmamaktadır. YTL diğer ülke para birimlerine karşı değer kazanmaya devam etmektedir. Bu mucizenin arkasında global likidite bolluğu, Türkiye'nin AB ile üyelik görüşmelerine başlayacak olması, Hükümet ve Merkez Bankası tarafından uygulanan dezenflasyon süreci yatmaktadır. Yabancıların bono ve hisse senetlerimize yatırım yapmaları, doğrudan Türk şirketlerini satın almaları veya Türkiye'de şirket kurmaları ve vatandaşlarımızın yastık altındaki döviz cinsi tasarruflarını sistem için sokmaları YTL'nin değer kazanmasını sağlamakta, faizler ve borsayı olumlu etkilemektedir..
Finansmanda sıkıntı yok Ancak sermaye hareketleri ve doğrudan yatırımlar yoluyla giren dövizlerin YTL'nin değerlenmesine neden olması ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda rekabet gücünün azalmasına neden olurken, imalat sanayimizinde daha fazla ithal girdi kullanmasına neden olmaktadır. Merkez Bankası'nın yılbaşından bugüne kadar döviz alım ihaleleri ve doğrudan müdaheleler yoluyla 13 milyar dolar almış olması, YTL'nin değerlenmesinin önüne geçememiştir . Olumlu ekonomik gelişmeye rağmen yüksek olan borç seviyemiz ve hizmetler sektöründeki fiyat katılığı ise Merkez Bankası'nın döviz ve faiz üzerinde şimdikinden daha sert politikalar uygulamasına engel olmaktadır. Global faizler ve likidite koşullarında çok önemli değişiklikler olmadığı durumda cari açığımız artmayı sürdürecektir. Hükümetin önümüzdeki dönemde yapacağı büyük özelleştirmeler ve yabancıların doğrudan şirket alımları cari açığın kısa dönemde finansmanı açısından bir sorun olmadığını gösteriyor . Bu durum yatırım için "kuru baskı altında olmayan" ülke arayan spekülatörleri ülkemize çekmektedir. Merkez Bankası'nın hizmetler sektöründeki fiyat katılığının ortadan kalkmasıyla yapacağı faiz indirimleri, 2006'dan itibaren yabancıların bono yatırımlarına uygulanacak %15'lik gelir vergisi stopajı ve FED'in faiz arttırımları YTL üzerindeki baskıyı hafifletecektir. YTL üzerindeki baskının kalkması tek başına ihracat rakamlarımızın düzelmesine yetmeyecek, kalite ve markalaşma konusunda Türk firmalarının üzerine çok fazla iş düşmektedi.
Cari açık artıyor Aylar 2004 - 2005 Ocak 948 - 1,524 Şubat 2,216 - 2,282 Mart 2,187 - 2,573 Nisan 1,708 - 2,462 Mayıs 1,332 - 2,370
|