  |
|
Aktüel'den çıkaracak çok ders var
Sabahın köründe havaalanına geldik. Yolculuk Dalaman üzerinden Bozburun'a... Emre Aköz anlata anlata bitirememiş. Sabrina's Haus ve Orfoz diyor, başka bir şey demiyor. O ve eşi Nur Çintay da oradalar. Hem kendime hem de onlara İstanbul gazeteleri alacağım. Bir de Aktüel'i merak ediyorum. Uçağa son anda binmeyi göze alıp gazete bayiine koştum. Gazeteleri aldım. Aktüel yok. İkinci baskısı gelmiş. O da bitmiş... İçime bir heyecandır doldu... Neden mi, anlatayım: Sadece gelişmiş ülkelerde değil, başta Hindistan olmak üzere dünyanın dört bir yanında dergicilik TV'lerden de gazetelerden de daha kârlı bir yatırım alanıdır. Yani durum bizdekinin tam tersinedir. Bizde dergiciliğin rüştünü ispat edememiş olmasının nedenlerini yatırımcının sabırsızlığında ve bu alana sonradan hakim olan batı taklitçiliğinde aramak gerekir. 'Sonradan' diyoruz; çünkü Türkiye'de geçmişte, Yelpaze, Ses, Hey, TV'de 7, Gong, Hayat, Akis, Kadınca, Erkekçe gibi tirajları bugünkülerin katlarına ulaşmış dergiler vardı.
Batı'da tutan bizde tutmadı 80'lerde Özal'ın başlattığı transformasyon döneminde Türkiye'ye pahalı yabancı ürünlerin girişi ve bunların hedef kitlesinin 5-10 bin kişiyle sınırlı kalmasıyla birlikte az kârlı, düşük yatırımlı, adları gibi kendileri de 'ecneb' olan dergilerin furyası başladı. Nişantaşı-Caddebostan-Etiler üçgeni dışındaki okur da bu dergilere itibar etmedi. "Batıda tutan her şey bizde de tutar" zihniyeti tutmadı. Tutmayınca da bütün dünyada en önemli reklam mecrası olarak görülen dergiler, bizde cılız reklam potansiyelleri ile kalakaldılar. Oysa dergiler reklamı çok iyi taşımaları, TV'den de, gazeteden de uzun sürede tüketilmeleri, baskı kaliteleri, çok daha net tanımlanmış hedef kitleleri ile reklam verenin hedefi 12'den vurmasına çok daha iyi hizmet ediyorlardı. Ama Türkiye'de içine düşülen durumda reklam veren de haklı olarak dergileri bir tür 'stepne' gibi görüyordu. Bu kısır döngü bir iki istisna dışında -ki onlar da yerli dergilerdir- bugünlere kadar sürdü gitti. Şimdi Aktüel'in başlattığı yepyeni bir anlayışla dergiciliğin ufku açılmış, 'makus talihi' değişmeye başlamış gibi görünüyor.
Olay sadece fiyatı değil Aktüel ne yaptı? Olayı sadece fiyatını 1 YTL'ye çekmesine bağlamak çok yanlış olur. Bu adımı rakipleri de zaten hemen izlediler. Bu, tabii ki bütün dergiler hatta iş dünyası adına önemli ve örnek bir adımdır. Gelişmiş dergicilikte nüsha satışından kimse kâr etmez. Tirajı yüksek tutmak için fiyat makul seviyede tutulur. Genelde dergi fiyatları bir çok ülkede 3-4 gazete veya dörtte bir kitap fiyatına falan eşittir. Oysa bizde bir derginin fiyatı 20-30 gazete ya da pahalı bir kitap fiyatına eşitti... Okur bu devrime yanıtını hemen verdi. Aktüel'in satışı 75 bini geçti... Diğerleri de benzer olumlu yanıtlar aldılar okurlarından. Yalnız Aktüel bir şey daha yapmıştı. Kadrolarını değiştirmiş ve yayın politikasını çok daha yerli ve aktüel bir çizgiye çekmeyi başarmıştı.
Hak ettiği reklamı alacak İçinde haftalıktan çok aylık bir dergiye daha uygun düşecek yazılar yok muydu? Vardı tabii, ama değişim büyük ölçüde başlamıştı. Şimdi Aktüel hak ettiği reklamları alacaktır. Bizim gördüğümüzü reklam veren de görecektir mutlaka. Ve üst yönetim biraz sabreder, dergiciliği de bir 'yatırım' alanı olarak görür, tirajları uluslararası denetim kurumu ABC aracılığıyla reklam verenlerin dikkatine sunarsa, hem reklam sektörü rahat bir nefes alır hem de Türk dergiciliği...
|