|
 |
|
 |
Ya 'tam' ya da 'hiç'
Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Sezer'in başkanlığında yapılan AB zirvesinde Türkiye'nin 17 Aralık stratejisine son nokta konuldu. Zirvede AB'nin yükümlülüklerini yerine getirmesi istendi.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirilen zirvede, Türkiye'nin 17 Aralık stratejisine son nokta konuldu. Toplantıda, Türkiye'nin kırmızı çizgileri, devletin zirvesi tarafından bir kez daha belirgin hatlarla çizildi. Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Dışişleri Bakan Abdullah Gül ile Dışişleri bürokratlarının katıldığı zirvede, "Türkiye ile müzakerelerin koşullu başlaması ve karar metninde imtiyazlı ortaklığa atıfta bulunulması" gibi önerilerin kabul edilemez olduğu vurgulandı.
KIRMIZI ÇİZGİLER Toplantıda, Türkiye'nin daha önce de çizdiği kırmızı çizgiler, bir kez daha devletin zirvesi tarafından ortaya konuldu:
TAM ÜYELİĞE ALTERNATİF DÜŞÜNÜLEMEZ: Türkiye'nin AB hedefi tam üyeliktir. Müzakere süreci - ucu açık olsa da- Türkiye'nin de AB'nin de amacı bu süreci tam üyelikle noktalamak olmalıdır. Birlik ile imtiyazlı ortaklık, özel statü gibi hiç bir alternatif ilişki kabul edilemez.
KALICI KISITLAMALAR UYGULANAMAZ: Tarım politikaları ve serbest dolaşıma getirilen kalıcı kısıtlamalar birliğin ruhuna aykırıdır. Kısıtlamaların hayata geçirilme şansı yok.
MÜZAKERELER 2005'TE BAŞ- LAMALI: 17 Aralık'ta AB kesin tarih vermeli ve müzakereler 2005 yılında başlamalıdır. Kararın bir sonraki zirveye bırakılması ya da müzakere tarihinin 2006'ya sarkması kabul edilemez.
KIBRIS İÇİN KARŞILIKLI ADIM: Kıbrıs konusunda AB ve Türkiye'nin atacağı adımlar paralel olmalıdır. Öncelikle KKTC'nin izolasyonuna son verilmesi gerekir. 17 Aralık'ta olumlu bir sonuç çıkarsa Ankara Anlaşması'nın Rumları da kapsayacak şekilde genişletilmesine imza atılabilir. AB'nin de, Rum tarafının KKTC için mali yardım ve doğrudan ticaret tüzüğünün kabul edilmesini engellemesine izin vermeyeceğini taahhüt etmesi gerekir. Çözüm AB'de değil, BM'dedir. Türkiye, sadece Birleşik Kıbrıs'ı tanıyabilir.
ASKI ŞARTLARI MUĞLAK OLMAMALI: Müzakere süreci sürdürülebilir olmalı. Avrupa Birliği, müzakerelerin askıya alınabileceği yönünde bir karar alırsa askıya alma şartlarını da net bir ifadeyle belirtmeli. Menfi öneriler doğrultusunda bu yönde bir karar alınması kabul edilemez.
HAKLI BEKLENTİ Zirveden sonrakaleme alınan bildiriye Kıbrıs'ın yansıtılmaması dikkat çekti. Bu durum, Ankara'nın AB üyelik süreci ile Kıbrıs'ı ilişkilendirmek istememesinden kaynaklandı. Bildiride şu ifadelere yer verildi: "AB üyesi ülkelerin, görüşmelerin 2005 yılında gecikmeksizin açılmasına yönelik herhangi bir koşul içermeyen karara varmaları, Türk ulusunun haklı beklentisini oluşturmaktadır. Alınacak karar kadar, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin sürdürülebilirliği de büyük önem taşımaktadır. 1999 Helsinki Doruğu'ndan bu yana AB tarafından doğrulanan üyelik perspektifimizin herhangi bir kuşkuya neden olmayacak biçimde 17 Aralık Doruğu'nda açıklıkla korunması, AB'nin Türkiye'ye yönelik yükümlülüklerinin bir gereği olmaktadır."
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|