|
|
 |
|
 |
Dünkü çocuk, ağabeyleri sinirlendirdi
AB'ye girmeye hazırlanan Polonya'nın veto "uyarıları", ABD'ye Irak'ta destek vermesi ve anayasada değişiklik ısrarı, Fransa ve Almanya'nın tepkisini çekti.
Brüksel zirvesine sadece bir gün kala halen AB'nin 15 üyesi ve Mayıs 2004'te üye olacak 10 ülkesi arasında her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Ancak bu sesler arasında biri, AB'nin "büyük ağabeyleri" İngiltere, Fransa ve Almanya'yı oldukça rahatsız ediyor. O da İngiliz basını tarafından "yeni çocuk" olarak tanımlanan Polonya... AB ailesine genişleme sürecinde katılacak olan Polonya'nın liderleri, ortak savunma politikasından oy hakkına, din ifadesine kadar birçok konuda "ağabeylerle" ters düşüyor. Ters düşmekle kalmayıp bu maddelerin kendi istekleri doğrultusunda ya da en yakın haliyle değiştirilmezse ortak anayasayı veto edecekleri "uyarısında" bulunuyor.
"BOMBA GİBİ GİRECEĞİZ" İsmini vermek istemeyen bir Polonyalı hükümet yetkilisi, İngiliz Guardian gazetesine yaptığı açıklamada "Büyük bir patlamayla bomba gibi gireceğiz. Ve Almanlar bunu asla unutamayacak" diyor. ABD'nin askeri operasyonlar için oluşturulacak geçici ortaklıklar tanımına tersten gönderme yapan Polonya Dışişleri Bakanı Wlodzimierz Cimoszewicz'in şu sözleri ise AB'deki gerginlik ve karmaşayı çok iyi özetliyor: Buna isteksizler koalisyonu demeliyiz. Şu anki durumu bu çok daha gerçekçi ve net şekilde anlatıyor... Polonya'nın Irak savaşı döneminde Amerika'ya destek vererek, hatta asker göndererek birliğin politikasına da bir anlamda "karşı gelmesi"; Fransa ve Almanya liderlerinin tepkisini çekiyor.
"EN BÜYÜK BAŞBELASI" Avrupa basını, "Kulübe henüz girmemiş olmasına karşın Polonya, AB'nin şimdiden en büyük başbelası" yorumu yapıyor. Polonya, ülkelerin AB karar mekanizması içindeki oy hakkının nüfusa orantılı olarak verilmesini istiyor. Almanya ise birliğin adeta "kasasının" kendileri olduğunu söyleyerek sonradan üye olan bir ülkenin sadece nüfusu kalabalık diye söz hakkını paylaşmasını kabul etmiyor. 38 milyon nüfuslu Polonya'nın Başbakanı Lezsek Miller, "Çatışma zirvesi fiyaskoyla bitebilir" diyerek taleplerinden ve ısrarlarından geri adım atmayacaklarının sinyalini verdi. Ülkenin önde gelen akademisyen ve siyasetçileri ise İkinci Dünya Savaşı sonrası verdikleri mücadeleleri anımsatarak "Biz bağımsızlığımızı geri vermek için kazanmadık" diyerek her alanda ülkenin kontrolünü AB'ye veren yasal düzenlemelere karşı çıkıyor.
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|