|
 |
|

ESEN EVRAN
Restoranda mutfağı görme hakkınız var
Türkiye'nin en büyük evdışı tüketim şirketi G2M'nin patronu Şahinöz Her ürün günahsız doğar. Ama masaya gelene kadar çok şey değişir. Restoranda yağın markasını bile sorma hakkınız var
Yemek yediğiniz restoranda, yemeğin lezzeti, temiz olması ve fiyatlar dışında neyi sorguluyorsunuz? Semtini, çalan müziği ve hitap ettiği müşteri kitlesini... Peki o restorana gelen sebze, meyve, et, pirinç ya da deterjanın üreticiden restorana gelinceye kadar geçirdiği süreci merak ediyor musunuz?
Doğrusu ben etmiyordum. Ürünlerin son kullanma tarihlerini paketin üzerinde titizlikle arayan, özellikle tavuk tüketirken mutlaka günlük ürün satın alan bir tüketici olarak, eğer restoran temiz ve yemekler lezzetliyse, oraya malın hangi kamyonla geldiğini merak etmek aklımdan bile geçmiyordu. Kısa süre öncesine kadar tabii...
ŞÜPHECİ OLMALISINIZ
Evdışı tüketim konusunda Türkiye'nin ilk firması olan G2M ile röportaja giderken de, sektörün yeni bir yanını öğrenme heyecanı vardı sadece. Ama, sohbetin sonunda, bir gıda maddesinin üretim sürecinin sonunda gördüğü muamelenin, ne kadar önemli olduğunu öğrendim.
"Her ürün çocuk gibi günahsız doğar. Ama doğduktan sonra restorana gelene kadar başına neler gelmiş bilinmez" diyen G2M'nin Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şahinöz ile evdışı tüketimi ve bu konuda olması gereken standartları konuştuk.
* Evdışı tüketimin kapsamı ve sizin sektördeki yeriniz nedir?
Evdışı tüketim, tüm beş yıldızlı oteller, eğlence merkezleri, askeri tesisler, catering firmaları, turizm tesisleri, hemen hemen tüm kamu kurum ve kuruluşları gibi ev dışındaki tüm kuruluşların, gıdadan temizlik ürünlerine, dondurulmuş gıdadan bakliyata kadar tüm tüketim ihtiyacını kapsar. Şu anda bunların çoğu ihtiyaçlarını bizden sağlıyor. Son dönemde birçok ülkeye ihracata da başladık. Biz 1991'de 250 bin dolar ciro yaparak işe başladık, bugün de 75 milyon dolar ciro yapıyoruz. Son 5 yıldaki büyüme ortalamamız minimum yüzde 25 oldu.
* Evdışı tüketimin pazar büyüklüğü nedir? Sektörde kaç firma var?
Potansiyel pazar büyüklüğü 5.5 milyar dolar. 1990'lı yıllardan itibaren ev dışı tüketim gelişmeye başladı. Şu anda bizim dışımızda kurumsallaşmış, hizmeti standartlarıyla yürüten bir marka piyasada henüz yok. İrili ufaklı firmalar, üç beş çeşit ürün portföyüyle sınırlı müşteri sayısına ürün tedariği gerçekleştiriyor.
* Sistem nasıl çalışıyor?
Müşteri sipariş veriyor. Depolarımız 24 saat çalışıyor. Sabahleyin ürünlerin karakterlerine ve türlerine göre sevkiyat başlıyor. Her müşteriye her gün gidilmiyor, her gün olan da var ama bazılarına haftalık, üç günlük gidiliyor. 10 bin kayıtlı müşterimiz var.
* Tek kişilik bir ofise de servis yapıyor musunuz?
Evdışında tüketim yapılan her yere gidiyoruz. Düşük miktarda tüketimi olan müşterilerimiz için de bir call center'ımız var. Onları telefonla ziyaret ediyoruz. Ya da onlar bizi arıyor. Belli günlerde telefonla arıyoruz. İhtiyaç bu; bir kahve ya da süt olabilir. Ama örneğin beş yıldızlı oteller her akşam aranır.
* Bu organizasyon için kaç kişi çalışıyor?
Toplam 410 kişi bizim bordromuzda bulunuyor. Bunun dışında servis veren taşeronlar var.
* Dünyada sektörün durumu nedir?
Dünyada sektör çok uzun yıllardır gelişme içinde. Sözgelimi ABD'de sektörün pazar hacmi 440 milyar dolar. Sysco, US. Food Service gibi firmalar ABD "ev dışı tüketim" sektöründe lider. Aynı şekilde İngiltere'de 87, Fransa'da 76, Almanya'da 58, Japonya'da 200 milyar dolara ulaşan evdışı tüketim pazarı var.
* Peki rakipler? Bu sektörde yeni rakipler olacak mı?
Tabii ki. Büyük oyuncuların da ekonominin iyiye gitme sürecinde bu işe girmeye hazırlandıklarını biliyoruz. Bir tanesi de perakende sektörünün liderlerinden biri.
Bozuk mayonez öldürür
* Pirinci, eti, yoğurdu üreticiden alıp kamyonla restorana getirmekle, sizin gibi bir organizasyondan sağlama arasındaki fark nedir?
Piyasada klasik toptancılar ve de cash & carry denen toptan mağazaları var. Bizim en büyük farkımız ürünlerin üretimden tüketileceği yere gelene kadar, güvenliğini sağlamak. Deterjanla yiyecek maddesi aynı kamyonda taşınacaksa arada separatör olması gerekiyor. Ama daha tehlikeli şeyler var. Sözgelimi +4 derecede saklanması gereken süt ve süt ürünleri için ayrı bir araç gidiyor. Meyve sebzeyi de +8 ile 12 derece arasında taşıyoruz. Mesela pastörize yumurta çok kritik bir üründür. Bunun +8'de bile taşınması problemdir.
* Biz yediğimiz şeyin sağlıksız olup olmadığını, ancak zehirlenince mi anlayacağız?
Dışarıda yemek yediniz, mideniz bozuldu. O zaman belli ki yediğiniz şeyde standartlara aykırı bir durum var. Çok tehlikeli ve hassas ürünler de var. Tavuk gibi, mayonez gibi. Bozuk bir mayonez öldürür mesela. Çünkü yumurta da hassas bir gıdadır. Aslında dünyada içi doğuştan hijyen olan tek şey yumurta, ama kırıldığı anda bozulmaya çok yatkın oluyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|