|
 |
|

YAVUZ SEMERCİ
Hortumlanan para geri dönecekmiş!
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan, Komisyon'da görüşülen yeni bankacılık yasa tasarısına işaret ederek "Bu kanunla, bankalar aracılığıyla hortumlanan ve yaklaşık 50 milyar dolar olarak hesaplanan para, devlete yani millete geri dönmüş olacak" demiş.
Şaşırıyorum.
Toptan ya bilgi sahibi olmadan yorum yapıyor ya da gerçeği abartarak, mevcut tasarının yasalaşması için kamuoyu desteğini artırmaya çalışıyor.
İki şık da vahim...
Görülüyor ki, AKP'nin bazı temsilcileri "hortumlama" olayını "siyasi bir kazanç" malzemesi haline getirme, suyunu çıkarma konusunda birbirleriyle yarışıyor.
AKP, geçmişte yaşanan bankacılık krizlerine ve skandallarına hiç bulaşmadı. Bu yüzden Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel'in tespiti çok yerinde
"Enflasyonun ağırlığından, gelir dağılımının bozukluğundan, krizlerden, geçimini nasıl sağlayabileceğini düşünmekten bitap düşmüş halk, bu sıkıntıların hıncını çıkaracak yer ararken, banka hortumcularını keşfetmesi politikacıların işine yaramıştır."
İmar Bankası skandalının, toplumun "suçlular cezalandırılsın" baskısını daha da artırdığı bir gerçek.
Zonguldak ve Bartın'dan son 4 dönemdir milletvekili seçildiğine göre çok sevilen, belli ki politik manevra kabiliyeti de yüksek olan Toptan, toplumda mevcut hassasiyeti yakalamış, umut dağıtıyor "50 milyar doları geri alacağız."
Ne mevcut yasalar, ne çıkacak yeni yasalar, ne demokrasiyle, ne de diktatörlük rejimi altında, böyle bir paranın tahsilatı mümkün değil. Çünkü ortada 50 milyar dolar hortumlanan para yok.
Olmayan bir alacağı tahsil etmeye kalkan siyasetçiler, ne yazık ki, gerçekleşmeyecek vaatlerle toplumu kandırmaya çalışan siyasi ekolün temsilcileri olmaktan öteye geçemiyor.
BDDK, Ekim 2003 tarihinde "Gelişme Raporu"nu açıkladı. İmar ve Adabank haricinde Fon'a devredilen bankaların hakim ortaklarının kendi bankalarından ve Fon'a devredilen diğer bankalardan kullandıkları kaynağın toplamı 11 milyar dolar.
Yani BDDK, Fon ve savcılar 50 milyar doların değil, toplam 11 milyar doların peşinde. Bahsedilen 50 milyar dolar, bankacılık krizlerinin Hazine'ye maliyeti.
Bu maliyetin önemli bölümü ise Ziraat ve Halk Bankası'ndan oluştu. Geçmiş hükümetler, bu bankaları babalarının malı gibi kullandıkları için yaklaşık 25 milyar dolar görev zararı birikmesine yol açtı. Kamu bankalarına sermaye desteği olarak konulan paralar, Fon'un devraldığı bankaların mevcut faaliyetleri sırasında oluşan zararla birlikte, maliyet 50 milyar dolara yaklaştı.
Toptan'ın bu raporu edinmesinde fayda var.
Aslında bu tip soyut kavramlar ile öcü yaratmak yerine banka sahiplerinin bankalarından kullandığı kaynakları tek tek sorgulamaya başlasak daha iyi değil mi?
Otorite "hakim ortakların kullandığı kaynak" dediğine göre, ortada çuvallara konularak götürülen para yok. Herşey defterlere kayıt edilmiş ve kredi olarak çekilmiş, karşılığında teminatlar verilmiş. (İmar Bankası'nı ayırıyorum. Çünkü bu bankanın kayıtları ortada yok.)
Batık banka sahiplerinin çektikleri kredilerin ana para miktarını tespitle işe başlayabiliriz. Sonra bu kredilere çeşitli dönemlerde işletilen faiz ve temerrütleri ortaya çıkaralım.
Sizce 11 milyar doların ne kadarı ana paradır?
Hakim ortakların, bankalarından çektikleri ve tek tek nereye kullandıkları belli olan kredilerin ana parası, birkaç milyar doları geçmez.
Nabza göre şerbet vermeye çalışan siyaset esnafı gerçekleri bilerek abartıyor...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|