|
 |
|

MEHMET BARLAS
Terörün dini olmaz ama, teröristlerin dini olabilir!..
Bütün kitaplı dinler ve tüm inanç sistemleri, özünde, şiddete, cinayete, terörizme karşıdır.
Ancak her dinin inananları ve her inanç sisteminin müridleri arasından, inançlarını şiddetin gerekçesi olarak sunanlar çıkmıştır.
Bu gün de böyledir, tarihte de böyle olmuştur.
Neticede, kültürler ve dinler arasındaki çatışma (veya savaşlar), bir noktada, aynı kültürün ve aynı inancın sahipleri arasında, daha yoğun yaşanmıştır.
Örneğin Hindistan'ın kurucusu Mahatma Gandi, Hindu inancının temel yazıtı olan Mahabharata (muhaberat) ve Ramayana'daki savaşları, iyi ve kötü arasındaki mücadele biçiminde yorumlamış ve Hindistan'ın bağımsızlık mücadelesinde bile, şiddete başvurmayı inancının gereği olarak yasaklamıştır.
Ve Gandi, bir Hindu militan tarafından öldürülmüştür.
Alın Hıristiyan dinini mesela...
Hz. İsa'nın söylemi, "Düşmanını da sev ve sana eziyet edene acı" şeklinde değil midir?
Ama Hıristiyanlık Roma devletinin yerine geçip, "Devlet Dini" olduktan sonra, din adına savaş doktrinleri de üretilmiştir.
Aquina'lı Aziz Thomas'ın "Adil Savaş" teorisi, buna en önemli örnektir.
İspanyol engizisyonu da, Haçlı Seferleri de, anti-semitizmin devlet terörü haline dönmesi de, Hıristiyan gerekçeli şiddet eylemleridir.
Amerika'da Oklahoma City'nın Federal binasını yerle bir eden (1995) bombalı aracın patlatıcısı Timothy Mc Veigh, "Christian İdentity" (Hıristiyan Kimliği) hareketinin öğretisinden hareket etmiyor muydu?
1984-89 arasında Amerika'da 7 tane çocuk aldırma (abortion) kliniğini yakan veya havaya uçuran Michael Bray, bir rahipti ve çocuk aldırmak din kurallarına aykırı olduğu için eyleme geçmişti.
İsrail Başbakanı İzak Rabin'i, 1995'in Kasım'ında vurup öldüren Yigal Amir, Araplar ve Filistinliler'le yapılan barışın, "Yahudilik"i tehdit ettiğine inanan bir fanatikti.
Aynı şekilde, 1994'ün Noel günü, üç dinden azizlerin mezarlarının bulunduğu El Halil'deki tapınağı basıp, dua edenlerden 30'unu öldüren Baruch Goldstein de, bunu din adına yapmıştı.
Ya da, İslam adına şiddet eylemi koyanları hatırlayın.
"İkiz Kuleler" diye bilinen New York'taki gökdelenlere, 11 Eylül 2001'den önce de, 26 Şubat 1993'te, Mahmut Abuhalima'nın güdümündeki Remzi Yusuf, bombalı eylem koymamış mıydı?
1982'de, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'ın öldürülmesi ertesinde, İslam'ı şiddete cevaz verir biçimde yorumlayan Faraj'ın, Mawdudi'nin, Seyid Kutb'un öğretileri, bir anda dikkat odağına gelmedi mi?
Hem İndra Gandi'yi, hem Rajiv Gandi'yi öldüren Sih militanları, Japonya'da metro istasyonlarına zehirli gaz püskürten "Üstad Ashara"nın Budist eylemcileri, Kuzey İrlanda'nın bombalı sabotajlarının failleri olan Katolik militanlar...
Neticede her dinin ve her inancın, şiddete gerekçe olabileceğini düşünenler ve bunu eyleme dönüştürenler var.
"Dar ül harb" kavramı, Müslümanlar'ın Müslümanlar'ı öldürmesini dinen meşrulaştırmak için kullanılmıyor mu mesela?
Dünya gerçekleri, tüm yönetimlerin uyanık ve bilinçli olmasını gerektiriyor.
Terörün dini olmaz ama, teröristlerin de dini olabilir.
ŞAKA
Cep burjuvazisi...
Cep telefonlarının 0532'li olanları ve "2" rakamı ile başlayanları, itibar simgesi olduğu için, yüksek fiyata müşteri buluyormuş.
Çünkü bunların sahiplerinin, yıllardan beridir cep telefonunu kullandıkları düşünülüyormuş.
Demek, bizim burjuvazimiz de teknolojiden üretildi.
AYŞE ARMAN'A
Şam Fıstığı değil, Antep Fıstığı...
İnsan bazen ne yediğini, bazen de neye uğradığını bilemez.
Örneğin Ayşe Arman, Hürriyet'te çocukluğunun bayramlarını yazarken, Adana'da yedikleri arasında "Şam Fıstığı"nın bulunduğunu, üç kez vurgulayarak yazmış.
O yediği fıstığın, Şam'dan değil Antep'ten geldiğini hala bilememesi, "Antep Fıstığı"nın tanıtım eksikliğinden kaynaklanıyor.
Dileriz bundan sonra, Antep Fıstığı, Adanalı fıstıklara da tanıtılır. Gözlerini Şam'a değil, Antep'e çevirirler.
Bir başka durum da, "Şark Çıbanı"na ilişkin.
Tatarcık adı verilen sineğin, kan emerken bulaştırdığı mikrop (veya bakteri) ile oluşan bu çıban, başta Antep olmak üzere tüm Güneydoğu insanının yüzüne, bölgesel bir damga vururdu.
Uzun süredir bu çıbanlar yok olmuştu.
Ama 2002'de, 2736 kişide görülmüş bu çıban.
Sebep kent içi çöplükler, ahırlar ve sineklere karşı hoşgörü politikası izlenmesiymiş.
Güneydoğu haberleri bu kadar bugün.
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|