|
 |
|

UMUR TALU
Felakette dogan insan
Toplumlarin bir an gercekten toplum olabildikleri, insanlarin bir an durup gercekten kendilerini asabildikleri anlar oluyor.
Hayat durakliyor, bir felaket yuzunden olsa bile, insanlar birbirine sokuluyor, ihtiras, hirs, bencillik sanki bir an kaziniyor, olulere saygidan yasayanlara da damla damla saygi suzuluyor, birbirini sakinmaya, otekini gozetmeye meyleden bir ruh hali icimizde dolaniyor.
*****
99'un deprem cokuntusu sonrasinda, cogumuzun omrunde gorebildigi en yogun, en icten, insan, en toplum halimiz olusmustu.
Her tur iktidar, otorite, resmiyet, cok bilmislik kiyasiya sorgulanirken, insanlar birbirlerini ve kendi yureklerindeki, vicdanlarindaki tozlanmis "iyi tohum"u kesfedivermislerdi.
Buyuk acinin, kayiplarin katmerlestirdigi kirilmanin icinden "sanki", pek bilmedigimiz, pek tatmadigimiz, pek yasamadigimiz bir "dayanisma" patlamis... En gundelik hareketlere, bir agirlik, bir tevazu, bir titizlik, bir sevgi, ne bileyim, bir iyilik hassasi oturmustu.
"Her an herkesin basina gelebilir"den, olumun bu denli yakin, sinsi, kolay olmasinin yarattigi sarsintidan, hayata ve insana saygiya uzanan... Olumun ayrimsiz paylasilmasi gibi, hayatin da paylasilabilecegine dair duygulara kadar.
****
Bes gunde 2x2 saldirinin ardindan, deprem sonrasindaki kadar buyumese, belki daha "Istanbullu" kalsa da, "bir an" oyle bir sey oldu.
Sanki, garip bir hizla, kimsenin kimseyi umursamadan dondurdugu film makarasi durdu, aci ve korku golgesi altinda, olenlere sayginin uzantisi olarak, yasayanlara karsi titizlenme de, gomuldugu icimizden disari dogru uc verdi.
Depremdeki insanlik patlamasi kadar degilse de, tedirginlik, korku, telas arasinda, "kendini sakinma"nin "baskalarini da sakinabilme" ile kardes olduguna dair bir ruh hali.
Ikinci patlamalarin ardindan, evimin yakinindaki bankadan, cocuklarimin okullarinin bulundugu konsolosluk bolgesine dogru kosturmam sirasinda, sadece aciyi, telasi ve kendi icime de yerlesen genel korkuyu gormedim.
Sadece, "ben de orada olabilirdim, filanca yakinim da olabilirdi" endisesi de degildi.
Hic tanimadiklari insanlarin olumune kahrolan, hic tanimadiklari insanlari kurtarmaya calisan, hic tanimadiklari insanlar tarafindan kurtarilabileceklerini, korunabileceklerini ve ancak o sekilde hayata sarilabileceklerini hissedenlerin gecidi vardi.
Her zaman vahsi safariye donusen trafik akisi, sadece yurek daglayan sirenlerle akip giden ambulans kervanlarina yol veren toplu saygi durusuyla degil, herkesin otekini sakinan saygili durusuyla da insanilesmisti.
Hic tanimadiklarinin gozlerine bakan, bildigini, endisesini, ogutlerini, imkanlarini paylasmaya hazir insanlarin ayakustu dostlasmalari vardi.
"Cok kotu"nun tozu dumani arasinda, yureklerindeki "iyi"yi esirgemeden salmaya, dayanismalara akitmaya hazir insanlar sanki birbirlerine sarilivermisti.
Medyanin yaptigi en iyi sey, "icimizdeki insan"in, "icimizdeki insanlar"in en kahramanlarini, en orneklerini...
Hastaneye yarali goturen 13 yasindaki cocuktan, sirtladiklari hic tanimadiklarini ilk yardima yetistirmeye kosturan genclere, yaslilara kadar, "icimizdeki iyi"yi ekranlara, sayfalara tasimak oldu.
Salt "olen biz de olabilirdik"le kalmayan, "kurtaran biz de olabilirdik"e uzanan, icimizde cogu zaman gomulu, unutulmus, yamultulmus, bastirilmis duran "iyilik, dayanisma, sakinma" terkipli insani da biraz kesfedebildik.
Hayatin, otekileri itekleyip durmak degil, oteki icin yuregini titretebilmek oldugunu da.
Lakin...
O kadar cabuk vazgeciyor, o kadar hizla ve yeniden yeniden kiriyoruz ki onu.
Mesajlariniz icin:
utalu@turk.net
Fax:212 280 05 51 Tel:0 537 660 71 21
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|