|
 |
|

ALİ KIRCA
İçinizdeki bayram
Yine çok sancılı, yine çok acılı bir virajdan daha geçerek bayrama ulaştık, çok şükür..
Bomba sesleri, dumanlar, alevler, çığlıklar, korkular geride kaldı..
Sisler de dağılır nasıl olsa birkaç saate kalmaz..
Güneş aydınlatır toprağımızı..
İçimize bayram gelir..
****
Her bayramda; bir "iç bayram manifestosu"" gibi tekrarlayıp duruyorum bu satırları, bıkmadan usanmadan
Her şey değişti her şey.. Değerler çöktü sarsıldı..
Ama bayrama özgü sevinçler, yüreklerin bir köşesinde, günü geldiğinde açılıp saçılmak için saklı kaldı hep.
Azaldı belki ama yok olmadı..
Çoğu zaman, dinsel inançların da ötesinde tek başına bayram olgusu toplumsal yaşama arada bir enerji veren dinamoya dönüştü.
Ama yüreklerin bir köşesinde onu hep canlı tutan da geçmişe yönelik özlemler oldu.
Hani ÅŸu "nerede eski bayramlar" efsanesi..
Bizim kuşaktan önce de söylenirdi o sözcükler. Şimdi biz söylüyoruz. Belli ki yarın ki kuşaklar da bugünkü bayramları arayacak.
Aranan eski bayramlar değil aslında.
Eski "biz"iz..
Eski "gençliğimiz", eski "enerji"miz, eski "sevda"larımız.. Eski "tutku"larımız.. Eski "dost"larımız.. Eski "isyan"larımız, eski "yalan"larımız.. Eski "bildiklerimiz" ve bir daha hiçbir bayramda "bir daha elini öpmemek üzere" yitirdiklerimiz..
Bayramların suçu ne?
Her bayramda onları anımsıyoruz, hepsi bu..
Aslında şimdiki bayramlar gibisi var mı?
Teknoloji gelişmiş; telefonlar, elektronik mektuplar ve mesajlar sizi bir anda bağlıyor sevdiklerinize.. Uçaklar, olmazsa otoyollar ve de hızlı trenler. Varsa imkanınız, bir güne kalmadan yanındasınız özlediklerinizin..
Rengarenk televizyonlara ne demeli? Ya tatil yerleri, ya sinemalar, büyük alışveriş merkezleri; çoluk-çocuk cüzdanınızı çok da sarsmadan karnınızı doyurabileceğiniz renkli mekanlar?..
Ama akşam eve dönünce yine bir hüzün, sevincinize katılan buruk duygular
"Nerede o eski bayramlar?" deÄŸil..
Nerede o yitirdiklerimiz?
Nerede?
****
Ama bugün bayram..
Bugünün sevincini azaltmadan, şu anda sahip olduğunuz her şeyin tadına vararak yaşayın bayramı..
Değerini bilin yaşadığınız zamanın..
Çünkü geçip gidince onu da arayacaksınız..
****
Belki sizden habersiz geçip giden bayramlara hükmetmeye yetmez gücünüz..
Lakin.. Yaşatabilirsiniz içinizdeki bayramları kendinize sunacağınız armağanlarla..
Bu bayram bir değişiklik yapın mesela..
Kendinize bir armaÄŸan sunun..
"Bila ücret".. Para-pul harcamadan yani..
Ödeyeceğiniz "yegane" bedel sevgidir alacağınız kocaman armağanın karşılığında..
Bir Çocuk Esirgeme Kurumu'na düşsün yolunuz, mesela.... Kimsesiz ve "sevgisiz kalmış" çocukların yanına..
"Kimsesiz çocuklar sorunu"nu çözemezsiniz belki.. Ama yıkabilirsiniz işte "kimsesizliğin duvarları"nı,birkaç saatliğine.. Az şey midir bu da?
Daha kapıyı açtığınızda küçücük adımlarıyla koşarak boynunuza sarılan çocuğun yüreğinin sıcaklığını duyun içinizin en "derin"inde....
Hayatında ilk kez gördüğü bir yabancıya; "Babacığım!" diye bağıran bir çocuk masumiyetinin "karşılıksız" sevgi okyanusunda yaşayın hayatınızın en "unutulmaz" bayramını..
Ve.. Yaşatın..
Yapın bunu yapın!..
Gözyaşlarınızdan başka kaybedecek bir şeyiniz yoktur!
****
Mutlu bayramlar efendim...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|