|
 |
|

REFİK DURBAŞ
Bugün bayram arefesi...
Çocukluğumuz kaç yaşındaydı geçmiş zamanların arefesinde? Sözlüklerde her ne kadar adı, "bayram öncesi" diye geçse de "arefe", çocukluğumuz için "bayram"dan daha değerli, daha güzel, daha da cazipti.
"Arefe", bayram için yapılan hazırlıkların bir başka adıydı çünkü...
Çünkü babamızın alın terinden süzülmüş ya bir çift kunduranın hayaleti, ya beli çocuk bedenlerimize bol gelen bir pantolonun gölgesi, günler öncesinden gezinmeye başlardı evimizin aydınlığında...
Bir de ninelerimizin sevgileriyle kolaladığı mendillerin kokusu...
Ve dedelerimizin tütün tabakalarında sakladıkları "kuruş"ların neşesi...
Bu yüzden de bayramlardan çok, arefe günlerinin heyecanıyla çalkalanırdı çocukluğumuzun düşleri...
****
Her ev, bayram için kendi özel hazırlığı yanında arefe günü için de ayrı bir itina göstermek zorundaydı sanki...
Bayram şekeri dışında bir de "arefelik" tabir edilen fındık, fıstık, dut kurusu, sarı leblebi, leblebi şekeri gibi kuru yemişler alınırdı.
Anneler, bu kuru yemişlerin içine konulacağı, başları iple büzgülü "arefelik" torbalarını günler öncesinden dikiş makinesinden geçirip hazır ederlerdi.
Çocuklarla arefe günü, turna kuşları misali sokaklara dökülürdü.
Her çocuğun elinde bir torba...
Ve kapı önlerinde çınlayan sesleri
"Abla, arefeliÄŸimi versene!"
Sesi duyan ev sahibi de ya bir avuç şekerli leblebiyle dut kurusunu, ya bir avuç kuru üzümle ceviz içini "Arefeliğiniz kutlu olsun" diyerek torbalara doldururdu.
Hele bir de hali vaktinin iyi olmasına göre kuru yemişlerin arasına beş-on kuruş da karıştırmışsa...
Sokaklar, çocukların "Abla arefeliğimi versene" sesleriyle gerçekten bir bayram yerine dönerdi.
****
O günler, böyle bir sevincin hamuruyla yoğrularak geldi geçti işte...
Üstat Ahmet Rasim'e sorsanız, o da bir başka türlü anlatacaktır.
Sermet Muhtar Alus bir başka türlü, Sadi Yaver Ataman bir başka türlü...
Herkesin arefesi ve bayramı bir başka, çocukluğu bir başka çünkü...
Değişen zamanla gelenek ve görenekler aşınıma uğrasa da o günleri Refik Durbaş, çocuk belleğiyle böyle hatırlıyor işte...
Şimdi, kalkıp Erzurum'a gitse, çocukluğunun Yenikapı mahallesinde oturdukları evi bulsa, "bibi"sinin torunlarına misafir olsa...
Acep nicedir arefe günleri?
"Bibi"si kese kağıtlarına çerezleri doldurmuş mudur?
Torunlar, "arefelik" cengine çıkmışlar mıdır?
Penceresini kar bezemiş odasındaki yatağı altında bir çift siyah kundurası ile beyaz mintanı öylece duruyor mudur?
****
Evet, bugün arefe...
Sizin ve çocukluğunuzun arefesi kutlu olsun...
Bayramınız da...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|