|
 |
|

ÖMER ÇELİK
İstanbul öğretiyor...
İnsan "vahşet"e nasıl direnir?
Vahşet sadece insanoğlunun hayatını ortadan kaldırmaktan ibaret değil, sadece insanın fiziki varlığını hedef alan şeyden çok ötesine "vahşet" diyoruz.
Gündelik hayatımızda kol gezen, basit insan ilişkilerinde gizlenen "şiddet"ten başlıyor, var oluşu anlamlandırma biçimimize kadar uzanıyor.
Erich Fromm'un adlandırmasıyla, "sahip olmak ya da olmak" arasındaki önce basit gözüken, ama içine girdikçe kalınlaşan o büyük fark da vahşetin bir başka yüzünü oluşturuyor.
İnsanın başkalarının müdahalesinden korunması çabasının örgütlü biçimi olan "iktidar"a karşı, tek tek insanlar arasında eşitsizliği temellendiren, oradan yürüyüp örgütlü bir gücün her türlü insan iradesi karşısındaki "keyfiliğini" ifade eden "iktidar" da şiddetin bir başka biçimini oluşturuyor.
Basit ve sıradan görünen şiddetten güç alıyor ve onun örgütlenmesi ile sahneye çıkıyor "vahşet". İnsan olmanın anlamına kastetmeden, insan canına kastedemiyor.
Bundan dolayı, "vahşet"e direnmek için, öncelikle Andre Gide'in dediği anlamıyla "insan olmanın biricikliği"ne yaslanmak gerekiyor.
****
"Hayat"a kasteden bir şey karşısında, insanın kendi zihnini yolculuğa çıkmaktan, rasyonel bağlantılarından boşandırmaktan kaçınması mümkün olmuyor.
Terörün vurduğu İstanbul'a gündüz ve gece bakınca, İstanbul'un yaralı bir aslanla yaralı bir ceylan gibi verdiği değişken portrelere daldıkça, bu okyanusun içinde akıp gitmekten uzak durmak mümkün değil.
Yaptığımız işler bundan kaçınmamızı emrediyor, soğukkanlı olmak, açık bir zihinle düşünmek ve binlerce ilmeği birbirine zamanla yarışarak bağlamak zorundayız.
Ama bu zorunluluk bile, zihnimizin, ona biçtiğimiz sınırların ve faaliyet alanlarının dışına çıkma arzusuna direnemiyor.
İstanbul...
İstanbul'u hiç tek bir kelimeyle anamıyorum. İstanbul'un yüzüne bakmıyorsam eğer, O'na sadece "İstanbul" demek mümkün.
Fakat İstanbul'un yüzüne baktığımda, O, "aziz İstanbul" oluyor hemen.
Aşkı ve acıyı harmanlamış "bir tepeden" bakılan, hep bir önceki zamandan bugüne gelinmesi gerektiği için, O'na "tarihsiz" bakılmayacağı için mutlaka "dün gece"den başlayarak anımsanan, insanlık nehrinin "delta"sı gibi duran "aziz İstanbul".
İstanbul'a bakınca, vahşete direnen bu şehre, hayat veren her şeyin ne kadar özel bir tılsımı olduğu görünüyor bir kere daha.
****
Dünyanın çeşitli yerlerinden "hayat"ı hatırlatan sahnelere akıyor zihnim. En çok da, nedendir bilmiyorum, bu sefer St. Petersburg'taki Hermitage Müzesi asılı kalıyor gözlerimin önünde.
Tam bir insalık mabedi gibi, çeşitli coğrafyalarda ve zamanlarda insanoğlunun yaşadığı "biricik hikaye"nin çok farklı senaryolarla anlatıldığı bir şölen, bir anı; var oluşun serüveni.
Değişik labirentlerinde, yüzlerce resmin, yüzlerce heykelin ve bunlara eşlik eden insanlık mirasına ait parçaların eşliğinde tek bir hikaye konuşuyor; insanın kendi içinden çıkan vahşete karşı kendi eliyle "biricikliğini" üretme iradesi.
Vahşete, güçten önce sanatla, yazıyla ve onurla direnen "insan"ın hikayesi...
Hermitage, sanki İstanbul'un bütün hikayelerinin, parçalara bölünerek resme, heykele ve diğer eserlere dönüşmüş haliydi. İnsan eserlerinin sergilendiği en büyük müzelerden biri, İstanbul gibi bir insanlık müzesinin mütevazı bir anlatımı gibiydi.
Ve, belleğimde en yakıcı iz bırakan tablo... En karanlık salonda sergilenen, sanki görülmesi için ışığa ihtiyacı olmadığı düşünülen o tablo... Kan denizinin ortasından uzanan, kime ait olduğu belli olmayan, ama kime ait olduğu belli olmadığı için insanoğlunu en çıplak ve "sıfatsız" haliyle temsil eden bir elin, kan deniziyle tamamen zıt bir kapıyı aralayan mavi göğe doğru uzanışı, olan biten karşısında "aziz İstanbul"un aklından geçenleri anlatıyor gibi şimdi.
Evet, gece ayrı, gündüz ayrı portreler veren İstanbul, kan denizinin ortasından göğün maviliğine nasıl bakılacağını öğretiyor bir kere daha.
Vahşete karşı aradığımız tüm çarelerin, sadece parçalara, tek bir resme ya da tek bir heykele bakmayı aşamayacağını, vahşete karşı insanın ne yapacağının İstanbul'u İstanbul yapan şeylerde saklı olduğunu hissettirerek.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|