|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
Cerrah'ın baltasına sığınmak
Karşılıklı aşırı beyanlar, terörün yol açamayacağı kadar ağır bir karamsarlık yaratmaya aday olan polis-medya çatışmasını derhal durdurmalı.
Bir toplumun polisi ve medyası böyle ise orada güvenlik hak edilemez!
Aslında İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah'ın basını suçlamasını uzunca tartışmak içime sinmiyordu. Sebebi, polisin nihayet birkaç ağzı, medyanın ise binbir dili olması.. Bu derece dengesiz bir kavgada, mensubu olmama rağmen kalabalık tarafın tepki tufanına ortak olmak yüreğime zıt. Hem de, polisin A'dan Z'ye her yanıyla ilgili milyonlarca eleştiri ve rahatsızlığım olmasına rağmen! Ancak, Cerrah'ın beyanındaki aşırı sertlik ve küçük kurnazlık sabrımı taşırdı.
Bir kere "basın öyle yapmasaydı bu insanlar ölmeyecekti" diyebilecek kadar azgın yargıda bulunabilen bir Emniyet Müdürü, halk için ürkütücü bir olgudur. Bizim medyamız gibi, istediği zaman şirretlikte aşılmazlaşan bir cepheye böyle bodoslamadan saldırabilen polis şefi karşısında sade bir vatandaş olarak kendinizi rahat hissedemezsiniz. İkinci ve daha da korkutucu olanı ise, geliştirilen mazeretin mantık açısından içerdiği vahim perişanlıktır.
"Basın açıklayınca belirlediğimiz uzantıları yakalayamadık, onlar da bu ikinci eylemleri gerçekleştirdiler."
Güvenliğinizden sorumlu makamın bu kadar tutarsız, kolaycı ve aciz bir beyanda bulunabilmesi yüz bombaya bedel!
Bu dalaşma derhal kesilmeli. Hatta bunu hiç yaşamamış sayabilmek için kendimizi aptal yerine koysak büyük akıllılık etmiş oluruz.
Tedavisi zor olan
İnşallah bu şamata ansızın noktalanır ve birkaç günlük sükuttan sonra polisle medya arasında barış rüzgarları estirecek kanallar açılır.
Ne var ki, böyle mucizevi bir sulh gerçekleşse bile, medyanın bu ve benzeri olayları yansıtma tarzını tartışmamız farz. Oysa, Cerrah'ın sözlerindeki aşırılık yüzünden bu elzem tartışmayı ıskalama ihtimalimiz yüksek.
Nitekim, değerli başkanımız Oktay Ekşi bile bütün soğukkanlılığına rağmen bu aşırılığın gölgesinde kalarak "Suçlamadan Konuşmak" başlığıyla çok şeyler vadeden yazısında, -neredeyse- suçlayanı suçlamakla yetindi. Bunda Cerrah'ın aşırı beyanı kadar, ilk tepki anlarına özgü duygusallığın da etken olduğunu düşünüyor ve Ekşi'nin gençliğini koruduğuna hükmederek kayda değer bir meslektaş tesellisi çıkarıyorum.
Can alıcı soru şu
Beyanındaki aşırılık ve olayları önlemedeki becerisini birlikte değerlendirerek Cerrah'a dürüstçe vereceğimiz not, medyanın bu bir hafta içindeki karnesinden daha düşük mü olmalı?
Hiç emin değilim.
Kaldı ki, Emniyet Müdürü'nü kolayca değiştirebilir, bir gecede daha iyisini bulabilirsiniz. Ama, dünyayı en yakından izleyen gözümüz olan medyamızın, Batı'daki bu tür olaylarla ilgili yayın anlayışından nasipsizliğini ne kadar zamanda telafi edebilirsiniz?
Başkasının hatasıyla örtünmek
İtiraf edelim ki, habercilik ile -hem sadist, hem mazoşist- sapkın teşhircilik arasındaki sınırı olsun koruyabilme duyarlılığına sahip sorumlular istisna varlıklar haline geldiler. Sanki insanları ürpertmeyi sosyal bir görev sayıyoruz. Öyle görüntüler veriyoruz ki, ardında tek bir anlam olabilir
"Vatandaş bakıp ürpersin, böylece terörü daha iyi anlayıp lanetler!"
Oysa dayattığımız görüntülere bakılamıyor bile! İnsan doğası böyle görüntüleri izlemeye elverişli olamaz. Ancak vahşete kanıksatırcasına sabah-akşam önüne sürerseniz, en sağlıklı insanın bile ürperti sinirleri körelir.
Normal bir insanın, vahşetten ürpermesi için kitle arasında bir bombanın patladığını sadece haber olarak duymuş olması yetmez mi?
Doğrusu Cerrah'ın neşter yerine balta ile basın yarasını deşmeye kalkışması ne kadar ağır bir kabahat olursa olsun, medyadaki bu teşhir hastalığının toplum sağlığına verdiği zararla kıyaslanamaz.
Tamam; ilk olaydan beş gün sonra gelen iki bombanın önlenemeyişinden medyayı sorumlu tutmak abartıdan öteye abestir. Ancak tartışmayı sadece bu aşırılığa düğümleyerek vahşeti neredeyse aşk ile resimlemeyi ve vatandaşın ruhuna dökmeyi sorgulamaktan kaçamayız. Bu görev için öncelikle Basın Konseyi başkanımızın himmetlerine muhtacız.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|