|
 |
|

UMUR TALU
Hiç kimsesizliğiniz oldu mu?
Koştururken ne çok çocuğu yere düşürüyoruz.
Göç çocuklar...
Kaporta çocuklar...
Mendil çocuklar.
Analı babalı büyüsün, büyümeden para getirsin, avuç kadarken avuç açsın çocuklar.
Açlığın, yoksulluğun, doğurup doyuramamanın büyümüş de yorulmuş çocukları.
Dayak çocuklar, taciz çocuklar, hırpalanmış çocukluktan rüyalara firari, sille tokat kabuslarda ağır yaralı çocuklar.
İlkaileden terk, öksüz ve yetim ve hiçkimsenin olmuş, boşanmada, üveylikte yırtılmış, yarılmış, defedilmiş, çocukluğu defnedilmiş çocuklar.
Yüreklerimiz üstlerinden atlayıp hızla, değivermeden geçiyor.
Bir sokakta, gece ayazında, mazgal buharında kıvrım kıvrım, tiner çocuklar; jilet-bıçak korku çocuklar.
Avluda bebek, karakolda kundak, özürlülüğünden sıvışılan, yasak sevişmelerden, utanç tecavüzlerden çürük meyve gibi çöplüğe düşen çocuklar.
"Şimdi reklamlar"a sığınan, kimsesizlikte ses, sessizlikte kimse arayan, gözü kapıda, kapalı kapıları evinize reklamla aralanan çocuklar.
Yurdumun kifayetsiz yurtlarında resmi şefkat ile derin şiddet arasında dolanan...
Denk gelirse sevgi yudumlayan, ekseriyetle kana kana öfke dolan çocuklar.
****
Varlıklı, orta halli ya da yoksul belki, sıcak, ılık, serin yuvalarda büyüdük de adam olduk ve benzer, daha iyi, belki az kötülerinde, uyusun da büyüsün, asker olsun, gelin olsun, mürüvvet olsun, memlekete hayır olsun, hayrımı bilsin canım çocuklar büyütmeye koyulduk.
Çok meşguldük.
Cehaletlerde, sütsüzlüklerde, aşısızlıklarda, aşsızlıklarda, ıssızlıklarda bebek bebek kayıpların arasından hayata sıyıranların bir kısmını da karanlıkta kaybettik.
Birkaç iyi adam, birkaç iyi kadın, ellerinde fener, pek azına, azıcık devlet, birazcık sivil toplum, okşayan el, öpen dudak, doyuran sofra, yatacak yatak, bayramlık üst baş, kışlık pabuç, sevinçlik oyuncak, tahta sıra mektep olurken...
Çoğumuz; rehavet çöktüydü uyuduk, keyif keka eğlendik, dert baştan aşkındı gizlendik, kendi yavrumuz vardı, yüreğimiz rezerve, vicdanımız tutulmuştu, vaktimiz yoktu, hiç aklımıza gelmedi, işimiz çoktu, hayat kısa, yol uzundu, devlet neredeydi, sadaka vermiştik, mendil almıştık, zekattı, fitreydi, vergiydi, vah vahtı, acımaydı, acı amaydı, ne üzülmüştük, doğurmasalardı hayatım, nasıl terk ederlerdi, canımdı, pek şekerdi, çok pisti, yani imkanım olsaydı, esirgeme kurumunu esirgesinlerdi, evlatlıkmış ayoldu...
****
Çocuklarımıza; tabaktaki yemeğinin, evim güzel evinin, süpürge saçımızın, cebindeki harçlığının, öteki cepteki telefonunun, giydiğinin, bi daha giymediğinin, bindiğinin, güldüğünün kıymetini bilsin diye ibretlikti.
Tabii hortum vardı, rant vardı, faiz vardı, borç vardı, gelir dağılımı, dağılamaması vardı, sosyal devlet anayasada vardı, anayasada metelik yoktu.
Birlik beraberliği korkma sönmez, bayrak bayrak sevip de toplumsal dayanışmaya depremden depreme uğrayan, terörden teröre korkuyla kol kola giren, hayra ve ille duasına bayılsak da sahici ve sahiden dayanışmadan bihaber, fazlasıyla kendi halinde olmayı, kendimize kalmayı tercih edegeldik.
Sosyallik niyeti de, kimseye pek hayrı da kalmayan bütçenin, kimsesizliğe ayıracak ne nakdi, ne takati vardı.
Lakin onlar varlar, yokçocuklar çoklar... Siz de varsınız, "Biz" varız. Kalabalığız.
Belki toplumlaşıp çok çocuğa kucak açmaya kafa-yürek yorar, imkanımızca daha vicdan, bir sokakta şefkat, bir yurtta baba, bir kimsesizle ana...
Bir bayramda "kimse"; küçük küçük umut oluruz.
Bir sürü çocuğumuz, ne çok sevincimiz olur.
Kocaman oluruz. Kimsesiz kalmayız.
Hiçkimsesizliklerde kaybolup durmayız.
Mesajlarınız için:
utalu@turk.net
Fax:212 280 05 51 Tel:0 537 660 71 21
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|