|
 |
|

İhtişamı görse utancından ölmezdi...
Kerem Yılmazer, sanat dünyasının en mütevazı isimlerindendi. Cenazesindeki kalabalığı gören bir arkadaşının sözleri karakterini gözler önüne seriyor Eğer Kerem bu cenaze töreninin ihtişamını görse utancından ölmezdi
Kerem'le arkadaşlığımız benim müzisyenlik yıllarımda başladı sonra da bir Sovyetler Birliği turnesinde canciğer olduk. 1978 yılında komünizmin en sıkı olduğu günlerde Kültür Bakanlığı'nın görevlisi olarak konserler vermeye Sovyetler Birliği'ne gitmiştik. Ben orkestra şefiydim, Kerem Yılmazer de solistlerden biri. Grupta solist olarak Kerem'in yanı sıra Melike Demirağ, Ercan Turgut, Banu Kırbağ da vardı... Bizimle birlikte eşi Göksel Kortay da Sovyetler Birliği'ne gelmişti konuk olarak. O zaman evli değillerdi. Moskova, Aşkabad ve Bakü'de 30 konser verdik... İnanılmaz sevgi gösterileri, binbir macera!..
DENİZLİ'DE BÜYÜDÜ
Kerem Denizliliydi. Denizli'yi çok severdi. Geçtiğimiz yıl okullarından mezuniyetlerinin 40. yılını organize etmişlerdi. Bana bu yolculuğunu; "Organizasyonu yapanlardan biri Pamukkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Önder Güçkün. Hem mahalle hem de sınıf arkadaşım. 4-5 öğretmenimiz de geldi. Aralarında beni müziğe başlatan İngilizce hocamız Gönül Hanım da vardı. Ne kadar mutlu oldum anlatamam. Oradan çıkıp Denizlispor binasına gittim. Öyle bakarken bir de baktım biri (Oooo Muhittinciğim) diye boynuma sarıldı" diye anlatmıştı. Kulüp Müdürü Ünver çocukluk arkadaşı çıkmıştı. Normal olarak da ona Muhittin diye hitap ediyordu.
ANKARA'YA VEDA
Kerem, Ankara Meydan Sahnesi'nde çalışırken Dormen Tiyatrosu Ankara'ya turneye geldi. Haldun Dormen de misafir olarak bir oyun koydu. Kerem yaşamında çok önemli yeri olan Haldun Dormen'le böyle tanıştı. Dormen, Haldun'a "Ankara'da sanatçı olarak yapabileceğin çok şey yok. Kalk İstanbul'a gel. Bizimle birlikte önemli işler yaparsın" dedi. İstanbul'a döndükten sonra da bu ısrarını devam ettirdi. Ve Muhittin 1968 yılında İstanbul'a taşındı.
ADI KEREM OLUYOR
Dormen Tiyatrosu ile birlikte Göksel Kortay'la da tanıştı. Önceleri sadece dosttular, iyi iki dost... Haldun Dormen ilk iş olarak Kerem'in adını değiştirmeye karar verdi. "Hem şarkıcısın hem de fotoroman ve tiyatro oyuncusu... Muhittin diye isim olmaz" dedi. Göksel'le birlikte isim aramaya başladılar ve sonunda Kerem adında karar kıldılar. Göksel böylece eşinin adını da tespit ettiğini bilmiyordu o zamanlar. Ama Kerem bu değişikliği nüfusuna işlemedi. Çünkü bu adı ona babası 8 yıl Yemen'de askerlik yaparken komutanlığını yapan Muhittin Paşa'yı anarak vermişti.
Bu arada Kerem, Göksel'e aşık olmuştu. Hem de ne aşk... Gelgelelim Göksel ne arkadaşlığını bozuyor, ne de olur diyordu... Aşık Kerem, müstakbel eşi için bir sürü beste de yaptı. Tiyatrodakiler de Kerem'in bu şarkılarını ezbere bilir olmuşlardı. Bu araya ufak bir saptama yapmak istiyorum. Dün Göksel'in evi çok kalabalıktı. Söz eskilerden açılınca Erol Günaydın'la Haldun Dormen birlikte bu şarkıların sözlerini söyleyiverdiler ve bir anda herkesin kanı çekildi.
Şarkılarının birinde Kerem,
Ama kapandı kapılar
Binlerce anıyla diyordu,
Bir diÄŸerinde ise
Hayat BoÅŸ...
Aşık Kerem'in yanıklığını, Göksel'in nazlanmasını, Haldun Dormen, "Aşık oldu, bunu ayan beyan ortaya koydu ama sağolsun bizim Göksel biraz zor karar veren bir insan olduğu için evet demesi birkaç yıl aldı" diye özetliyor.
Sonunda Göksel "Olur" dedi. Ve ünlü Göksel Kortay, Kerem Yılmazer çifti o melun olaya kadar birbirlerinden hiç ayrılmadılar...
40 YILLIK DOSTU ZİHNİ GÖKTAY ANLATIYOR
Dört yıl aynı evi paylaşmıştık...
Kerem'in en eski arkadaşlarından Zihni Göktay'ı Kanlı Nigar'ın kulisinde yakaladık. Cenazeden matine oynamak için Kadıköy'e koşmuş, sinir içinde sağa sola verip veriştiriyordu "Çok üzgünüm, çok sinirliyim. Kırk yıllık arkadaşıma doğru dürüst görev yapamadım. Sanki cenazeyi ablukaya almışlardı. Tanıyan tanımayan, uzaktan merhabası olan bile beyanatlar veriyordu. Dört yıl aynı evi paylaştık biz Kerem'le. Hayatımda böyle kibar bir adam görmedim, duymadım. İnanılmaz ama ağzından bir kere "Ulan" lafı çıkmamıştır. Öylesine doğuştan beyefendi bir adamdı rahmetli. Onunla 1964 yılında Ankara Meydan Sahnesi'nde birlikte çalışmaya başladık. O Fantastik Müzikali'nde oynuyordu. Sonra Eşeğin Gölgesinde, Kenan Işık, Uğur Erkır, Kerem ve ben birlikte oynadık. 1968 yılına kadar hem sahneyi hem aynı evi paylaştık Kerem'le...
Tiyatronun dekorları evimizin mobilyasıydı. Dekor değişti mi, mobilyaları yenilemek gibi bir lüksümüz vardı o zaman!.. Evde de dört arkadaştık. Rahmetli Erdinç Üstün, Selçuk Uluergüven, Kerem ve ben Kerem efendiliğinin yanı sıra tertipli düzenli pırıl pırıl bir adamdı da. Ben de biraz düzenli bir adamımdır. Erdinç'le Selçuk ise acayip derbederdiler. Yaşları da bizden büyüktü. İkide bir, çorabın var mı, donun var mı?" diye bizden otlanırlardı. Yahu bir sefer de kız be birader, kız da bir kötü laf söyle. Sadece bana bakar gülümserdi. 1968-69 sezonunda Haldun Dormen geldi Ankara'ya, Sasafra Dallarında Rüzgar oyununu koymaya. Bizim Muhittin'i de beğendi ve birlikte İstanbul'a götürdü.
Adını da Kerem diye değiştirdi. Sonraları biz de alıştık bu Kerem ismine. İstanbul'da Eski Çamlar Bardak Oldu oyununda oynadı ilk. Göksel Kortay'la tanışmaları da aynı oyunda oldu
Onu daha sonra da hep çalışan, hep üreten biri olarak gördüm. Kişiliği de hiç ama hiç değişmedi. Kısacası çok yazık oldu.
MÜZİSYEN-OYUNCU
Başarılı işlerin abartısız adamı
Kerem Yılmazer tam 12 plak yaptı. Bunlardan "Hayat Boş" haftalarca liste başı olarak kaldı. Sanatçı Eurovision'un Türkiye'nin gündemini işgal ettiği günlerde Grup Sekstet adlı bir toplulukla birlikte Eurovision'a da katılmıştı. Şarkının adı "İnsanız Biz"di, bestecisi ise Şanar Yurdatapan. Grup Sekstet'de şimdi Kerem gibi rahmetli olan Ertan Anapa'yla Esmeray, Funda Anapa "Postacı", Melike Demirağ ve İskender Doğan vardı. 1 puan farkla ikinci oldular. Eurovision'a Nilüfer gitti. Müzik türleri değişince bu özlemini sadece müzikallerde şarkı söyleyerek giderdi.
YARIN
Nasıl duydu?
Turgay NOYAN
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|