|
 |
|

Ekonomide ertelenen işler gündeme damgasını vuracak
Geleceğe yönelik olumlu bekleyişlerle ivme kazanan ekonomide geçen hafta ilginç tartışmalar, dedikodular ve dikkat çekici temaslar vardı. Tatilden sonra ise ekonomiyi yoğun bir gündem bekliyor
Uzun bayram tatiline endekslenen ekonomi bir anda, terörün yarattığı şok dalgası içinde buldu kendini. Siyasi gündem, uzun aradan sonra yeniden ön plana çıktı. Oysa, aralık ayına ertelenen öylesine önemli işler var ki. Bunların bir bölümü önümüzdeki günlere de damgasını vuracak.
Siyasi istikrardan güç alan, geleceğe yönelik olumlu bekleyişlerle ivme kazanan ekonomide, geride bıraktığımız hafta ilginç tartışmalar, şaşırtıcı dedikodular, dikkat çekici temaslar vardı.
Gelin, perdeyi birlikte arayalım. Bürokrasi koridorlarına, AKP Genel Merkezi'ne, Başbakanlığa, sivil toplum kuruluşlarına birlikte göz atalım.
BAŞARIYA ENDEKSLİ KADRO
İstanbul'da ardı ardına yaşanan bombalı saldırılardan sonra, Başbakanlık Merkez Binası'na koşar adımla giren, hükümetin etkili bir bakanı ile konuştum. "Biz, başarıya endeksli bir kadroyuz. Henüz, kriz yönetimi tecrübemiz yok" dedi. Olayın sıcaklığı içinde gerçekleşen güvenlik zirvesinde çarpıcı bulgular ortaya kondu. İşte kısa bir özet
* İstanbul'daki eylemler, 11 Eylül'ün artçı depremi niteliğinde.
* Bu tür saldırılar azalarak da olsa devam edebilir.
* Belirsizlik ortamından farklı örgütler yararlanabilir.
* Terör eylemlerinin yarattığı gerilim, hükümete karşı harekete dönüştürülebilir!
Kurda son durum
Son Bakanlar Kurulu Toplantısı ise "kur hesaplaşmasına" sahne oldu. Merkez Bankası, kanunu gereği, hükümete brifing verdi. Gözler, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'le Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'ye çevrildi. Tüzmen yüklendikçe, Başbakan devreye girdi. Erdoğan'ın, "Merkez Bankası, piyasadan 10 milyar dolar çekmiş, daha ne yapsın?" dediği kamuoyuna yansıdı. Bu arada Tüzmen'in sözleri pek duyulmadı. Eksik kısmı biz tamamlamaya çalışalım.
Tüzmen, "TL değerli mi, değil mi?" diye sordu. "O konu, ele aldığınız tarihe göre değişir" yanıtı verildi. Tüzmen, "Dolar 1.2 milyon lira olsaydı ihracat bu düzeyde artar mıydı?" diye sordu. Yorum yapılmadı. Kürşad Bey, ısrarlı tutumunu sürdürdü ve...
"Bir dönem kur çapasını savunanlar, şimdi aynı argümanlarla dalgalı kurun yararlı olduğunu söylüyorlar. Demek ki tek doğru yok. Madem müdahale edilebiliyor. Bu iş, zamanında ve etkili yapılsaydı, ihracatçı da önünü görebilir, hesabını kitabını bilirdi!"
"MÜFETTİŞ" PAZARLIĞI
Siyasi kulislere, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in kamuyu küçültme projesine, Ak Parti yönetiminden gelen tepkiler de yansıdı. Parti kurmayları, Prof. Dinçer'e, neler söylemediler ki...
* Değişim önerisi çok teorik.
* Devlet, şirket gibi düşünülmüş ama Anayasal sorunlar ihmal edilmiş.
* Performans denetimi, hesap denetimi ve iç denetim öngörülmüş. Ancak organize suçların soruşturulmasında boşluk yaratılmış.
* Bürokrasiye eleman yetiştiren geleneksel teftiş kurulları korunmamış. Bu kurullar, yeniden yapılandırılmalı. Müfettişlerin de hesap verebilmesi sağlanmalı.
Telekom özelleştirmesi
Gelecek yılın ajandasında, telekomünikasyon sektörü bir hayli geniş yer tutacak. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, 2004 yılında ses tekelinin kalkacağının farkında. Bakan, Türk Telekom AŞ'nin, geleceğine ilişkin kaygıları paylaşmıyor. Binali Bey'in penceresinden manzara şöyle görünüyor
"Türk Telekom'un altyapısı çok güçlü. Bu yapı, yeterince verimli kullanılamıyor. Telekom imkanlarının özel sektöre açılması ile pazar daha da büyüyecek. Tekel kalksa bile Telekom'un etkinliği bir süre daha devam edecek. Bu arada oluşacak kayıpları, ben kayıp olarak görmüyorum. Sektördeki yeni aktörler, yeni istihdam, yeni katma değer, yeni vergi kapasitesi demek!"
ESK MODELİ DEĞİŞİYOR
Başbakan Tayyip Erdoğan, Ekonomik ve Sosyal Konsey modelini de değiştirmek üzere düğmeye bastı. ESK, sivil toplum kuruluşları ile bazı bakanların, önceden belirlenen gündemle biraraya geldiği resmi kimlikli yapıdan kurtarılacak. Gerekli yasal değişiklikten sonra ESK sadece, sivil toplum temsilcilerinden oluşacak. Kendi içinde özel ihtisas birimleri kuracak. Fransa'da olduğu gibi öncelikli konularını Hükümet ve Meclis düzeyinde takip edecek.
Sözün özü... İşler iyiye gidiyor. Yapılacak çok iş sırada bekliyor. Herkesin bayram tadında günler yaşaması için daha çok badire atlatılacağı görülüyor...
İsrail Daveti
Sivil kuruluşlara gelince... TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, birkaç gün önce İsrail'e gitti. İsrail Başbakanı Şaron, iki ayrı mektupla Hisarcıklıoğlu'nu ülkesine davet etti. Kudüs'te, "AB Genişleme Stratejisi" konulu toplantıda konuşan Hisarcıklıoğlu, Türkiye'de, farklı inançtan insanların hoşgörü ortamında yüzyıllardır birlikte yaşadığını anlattı. Türkiye'nin, AB'ye tam üye olmasının dinler ve medeniyetler çatışması tehlikesini ortadan kaldıracağı mesajını verdi. Hisarcıklıoğlu, Filistin Başbakanı ile de görüştü.
Tevfik Bilgin'in ataması Sezer'de
Engin Akçakoca'nın istifasının ardından BDDK'da sahipsizlik havası hakim. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Halkbank Genel Müdürlüğü'nden, bankaların patronluğuna önerilen Tevfik Bilgin'in kararnamesini henüz onaylamadı. AKP'lilerin, "düzgün ve sağlam karakterli" olarak tanımladığı Bilgin için, Sezer'in, "Böylesi kritik ve ağır bir göreve göre hem genç hem de yeterli deneyim sahibi değil" dediği anlatılıyor. BDDK İkinci Başkanı Ahmet Şirin, emanetçi olarak kurumu derleyip toparlamaya çabalıyor.
Bankalar Yasası değişikliğinin mimarlığını ise Nazım Ekren-Murat Ulus ikilisi üstleniyor. Sayfalarca önerge yazılıyor. Hazır yasa değişecekken, partiye akıl hocalığı yapan bazı isimlerin yargıya gidecek dosyaları rafa kaldırılmak isteniyor. IMF, şüphelendiği için önergeleri Ankara'dan talep ediyor. IMF ile Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in kararlı tavrı arasında sıkışıp kalan Devlet Bakanı Ali Babacan, ağırlığını hissettiremiyor. Yasanın görüşmeleri gecikiyor. IMF Direktörleri, Niyet Mektubu'nu ele alamıyor. Özelleştirme aksıyor. Cari açık artıyor. Piyasa ajanları, bir bir risk toplayıp pusuya yatıyor!
Okan MÜDERRİSOĞLU
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|