kapat
23.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



SOLİ ÖZEL


Huzur aramak

Türkiye, tarihinin savaşlar dışındaki en kanlı Ramazan ayını bu gece geride bırakıyor. Daha Perşembe günkü yazının mürekkebi kurumadan Britanya Konsolosluğu ve HSBC Bankası'na yapılan vahşi ve hain saldırılarda 27 kişi daha hayatını yitirdi, 450 kişi yaralandı. Beş gün içinde ard arda gelen saldırıların ardından toplum bayrama, yaşanan acıların etkisinde giriyor. Bayramda herkesin kendi iç sesini duyabileceği bir huzur ortamının yaşanması bu nedenle galiba çok gerekli.

Yaşanan olayların nasıl yorumlanması gerektiği konusunda bilinen farklılıklar gene kendini gösterdi. Olayları yurtiçi veya dışından komploların parçası olarak görmek isteyenler olduğu gibi, meseleye 11 Eylül'ün taşıdığı anlam ve dünyadaki yeni sorunlar açısından bakanlar da oldu. Toplumun çoğunluğunun komplo teorileri üzerinden yapılan açıklamalara itibar etmiş olması da kuvvetle muhtemel.

İstihbarat zaafı yaşandı mı?
Bunlarla ilgili olarak geçen zaman içinde gerçeklerin ortaya çıkmasını ummak gerek. Aynı zamanda çeşitli yorumcuların dikkat çektiği gibi bir istihbarat zaafı yaşanıp yaşanmadığının da anlaşılması şarttır. Bilgilerin doğru değerlendirilmemesi, bilgileri değerlendirmede kullanılan yöntem ya da konulara bakışa hakim olan zihniyet bu bağlamda hayli önemlidir.

Başımıza gelen olayları kontrol edemediğimiz ya da bizim dışımızdaki güçlere bağlama alışkanlığının en azından iki kötü sonucu var. Asla kendi hayatımızın öznesi olamayacağımız inancı perçinleniyor. Bu da kendi hayatımızı düzenleme irademizi ve bunun için gerekli morali aşındırıyor. Türkiye'nin kendine bu denli güvensiz olması için geçerli neden yoktur. İkinci olumsuzluk ise gözümüzün önünde var olan sorunları, gördüğümüz yanlışları "kol kırılır yen içinde" mantığıyla saklamaktır. Ya da karşımızda olduklarına inandıklarımıza puan vermeme amacıyla kendimizden bile gizlemektir. Bunun sonucunda yanlış karşısında net tavır almamak söz konusudur.

Korkulacak tek ÅŸey korkudur
Kendimizi yakın hissettiğimiz başkalarının oyununa istemeden düşmek mümkün hale gelir. Haluk Şahin'in de dün yazdığı gibi bu mantık Türkiye'de ve başka yerlerde solun başını yemiştir. Hükümete düşen en önemli görev, yaşadığımız faciaların demokratikleşme, yenilenme ve siyasi modernleşme hamlemize sekte vurmasına imkan tanımamaktır. Üstelik bu AKP'nin kendi bekasının da gerektirdiği bir duruştur.

Türkiye kendini ulusötesi nihilist şiddetten elbette korumak zorundadır. Ancak işleyen istihbarat ve güvenlik örgütleri için otoriter yönetim asla şart değildir. Amerikan başkanlarından Roosevelt'in 1930'larda kendi halkına dediği gibi "Korkulacak tek şey korkunun kendisidir".

Acımızı unutmadan huzur içinde bir bayram dileğiyle.

Özel, saldırılarla ilgili Herald Tribune gazetesine şu makaleyi yazdı

Ilımlı İslam'dan nefret eden radikaller
Türkiye binalardan yükselen dumanlar ve tüm her şeyiyle kendi 11 Eylül'ünü yaşadı. Musevi toplumunun İsrail'le olan ilişkileri onları Musevi devleti ve potikilarından nefret edenlerin hedefi yaptı. İngiliz hedefleri Bush'un İngiliz gezisi sırasında saldırıya uğradı. Geriye saldırılar için neden İstanbul'un seçildiği sorusu kaldı. Türkiye Irak'ta savaşan koalisyonun bir parçası olmadı. El Kaide'nin nihilistleri İslam'ın habercileri olarak hareket ettiklerini iddia ediyor. Fakat insan hayatı için kaygıları yok. Türkiye hedef oldu çünkü belki de operasyon için kolay bir hedefti. Türkiye hedef oldu çünkü NATO üyesi ve Amerika'nın müttefiki. İsrail'le iyi ilişkiler geliştiriyor ve dış politikasında batı yanlısı bir tutum sergiliyor. Fakat dış politikalarından ya da müttefiklerinden daha çok Türkiye modern kimliği ve bunun canlı, çok kültürlü parçası İstanbul nedeniyle şiddet için yaşayan fundementalistlerin avı oldu.

Türkiye için asıl mesele ulusötesi terörizmle mücadele ederken yolunu kaybetmemektir. Avrupa Birliği açısından asıl soru ise bugün ya da bundan 10 yıl sonra nasıl bir değer taşadığını anlayacak uzak görüşlülüğe sahip olup olmadığıdır. AB, reformlarını tamamlamış bir Türkiye'yi üye olarak alacak mıdır? Bu soruya verilen cevap sadece Türkiye'nin kaderinden çok daha fazlasıdır.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır