|
 |
|

MEHMET BARLAS
Kalbimizin sesini değil, aklın gereklerini dinleyelim!
Artık kalbimizin sesini kısıp, beynimizi çalıştırmanın zamanıdır.
Önce somut gerçeklere eğilelim.
Terörizmin İstanbul saldırılarındaki maddi kayıp, çok büyük rakamlarla ifade edilmesi gereken ölçüde değil.
Önceki gün CİNE 5'in "Başka Yerde Yok" programına katılan Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreteri Bilge Kongar, somut rakamları verdi.
20 Kasım Perşembe günkü terörist saldırıların hedefi olan HSBC gökdeleni, BDDK'ya ait... Bu bina, Başak Sigorta'ya 30.8 trilyon liraya sigortalanmış.
Bina içindeki donanım da, Koç Allianz sigorta şirketine, 2 milyon dolara sigortalanmış.
HSBC'nin karşısındaki Metrocity'nin tümü, 57 milyon dolara sigortalanmış. Bunun için oluşturulan sigorta konsorsiyumunda, yüzde 40 Güneş, yüzde 40 AXA-Oyak, yüzde 20 Finans sigorta şirketleri yer almış.
Metrocity'de, camların kırıldığını biliyoruz.. Bunun sigortası da, 1 milyon dolara yapılmış.
15 Kasım Cumartesi günü terörist saldırılara hedef olan sinagoglar da sigortalı.
Osmanbey'deki Beth İsrael Sinagogu, bina olarak İsviçre Sigorta'ya 535 milyara, muhteviyat olarak Yapı Kredi Sigorta'ya 380 milyara sigortalanmış.
Neve Şalom Sinagogu ise, bina ve muhteviyat olarak İsviçre Sigorta'ya 1 milyon dolara sigortalı.
İngiliz Konsolosluğu'nun sigortasının İngiltere'de yapılmış olması muhtemel. Burada kaydı yok.
Yani hedef alınan bütün binalar, topyekun yıkılmış olsa bile, bu, ekonomiyi veya sigorta sektörünü sarsacak düzeyde bir parasal sonuç doğurmazdı.
Örneğin büyük İzmit depreminde, sigorta sistemi 450 milyon dolar ödeme yapmıştı.
Veya 11 Eylül 2001'de ABD'yi hedef alan terörist saldırılar, reasürans sistemi yoluyla, tüm dünyanın sigorta sektörüne yansıdı. Örneğin Türkiye'de sigorta yaptıran herkesin ödediği primler, o dönem sonrasında arttı.
Özetle, terörist saldırılara uğrayan ülkelerin ekonomileri, doğan maddi zararları onarabiliyor.
Burada önemli olan, terörizme karşı korunmak ve hazırlıklı olmak.
Hatırlarsınız.. Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, Kıbrıs'ı değerlendirirken, "Kıbrıs stratejik bir hat üzerinde. İngiltere'den başlar. Cebelitarık, Malta, Kıbrıs, Süveyş, Hindistan, Singapur... İngiltere bu yüzden Kıbrıs üslerini AB müktesebatına sokmaz" demişti.
Ve sonra şu yargıyı seslendirmişti Org. Özkök
- Kıbrıs'ta üslenecek muhasım bir güç, hava gücünü kullanarak, Türkiye'nin bütün doğusundaki, şu anda uçakla ulaşamayan yerlere ulaşabilir... Vizyonumuz derindir. Coğrafya olarak baktığımızda, oraya konan bir hava gücü Türkiye'yi çok büyük açıdan tehdit eder.
Son terörist saldırılar ertesinde, Org. Özkök'ün ve Genelkurmay'ın, stratejik vizyonlarını yenilemeleri gerekiyor.
İngiliz sömürge imparatorluğunun 20'nci yüzyılda geçerli olan stratejik hattının yerini, Singapur'dan, hatta Cakarta'dan başlayıp, İstanbul'dan geçen, Londra'yı aşıp, New York'a uzanan yatay ve Çeçenistan'dan başlayıp yine Türkiye'den (veya İstanbul'dan) geçen, tüm Ortadoğu'yu aşıp, Mısır'ı, Kahire'yi de aşan ve Güney Afrika'ya kadar uzanan, uluslararası dikey terörist saldırı hatları almıştır.
Soğuk savaşta, devletler terörizmi besler ve kullanırdı.
İlk defa El Kaide, Afganistan yönetimine Taliban ile ortak olarak, terörizmin devleti yönetmesini başlattı.
Bütün gelişmiş dünya, bu yeni stratejik gerçeklere göre, savunma politikalarını yeniliyor.
Kıbrıs'tan kalkacak düşman savaş uçakları varsayımından öteye, bazen, teröristlerin ele geçirdiği sivil yolcu uçakları ve hatta kamyonetler, şimdi daha öncelikli tehdit oluşturuyor.
Yani deÄŸiÅŸmeyen tek ÅŸey deÄŸiÅŸimdir.
ÅžAKA
Haksız eleştiri!
Cumhurbaşkanı Sezer'in, önemli olaylarda toplum önüne çıkmaması eleştiriliyor.
Bu eleştiriler haksız bence.
Yasaları veto etmek, atamaları engellemek gibi önemli olaylarla uğraşılırken, başka şeylere nasıl vakit bulunabilir ki?
TERÖRE KARŞI
Devlet ve toplum yapı değiştirmeli!
Uluslar arası terörizmle savaşta artık cephe ülkesi olduğumuza göre, toplumsal yaşamımız da, devlet ve güvenlik sistemimiz de, buna göre yeniden yapılandırılacaktır.
Okurken, haberleri izlerken görüyoruz.
Örneğin Amerika'da, "sarı alarm", "kırmızı alarm" gibi, uyarı ve korunma duyuruları yapılır.
OkumuÅŸ veya izlemiÅŸsinizdir.
Washington'a yaklaşan bir yolcu uçağı yüzünden, üç gün önce Beyaz Saray boşaltıldı.
Acaba bizde böyle bir uyarı sistemi var mı?
İstihbarat örgütleri, güvenlik güçlerini ve toplumu, önceden uyarabiliyor mu?
Bir de "Sözcülük" kurumu eksiği var Türkiye'de.
Siyasetin ve idarenin yetkilileri, sürekli medyaya çatacaklarına, medyayı sağlıklı biçimde aydınlatacak "Sözcülük"leri oluştursalar, daha doğru yaparlar.
Ancak bu arada, "yorumcu" kimliği ile yazan ve konuşanların da, terörizmin ideolojik gevezeliklere konu olmayacak kadar ciddi bir tehdit olduğunu anlamaları şart.
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|