|
 |
|

ÖMER ÜRÜNDÜL
Hakan'a haksızlık
Milli takımın Portekiz'e gitme şansını kaybetmesi hepimizi büyük bir üzüntüye boğdu...
Türk futbolu 90 senesinden itibaren kıpırdanmaya başladı. İlk olarak Terim'le 96'da Avrupa Şampiyonası'na katıldı. Sekiz sene içerisindeki çıkış ve elde edilen başarılar çok büyük bir olaydı. Bu bütün dünya otoritelerinin ortak gürüşüydü.
Ama ne yazık ki kendimizi yeterli büyüteç altına alamadık. Daha çok eksiklerimiz olduğunu hissedemedik. Bizim İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Brezilya gibi belli bir ekolümüz yoktu. En canlı örnek milli takımımız dörtlü defans oynuyor, ümit takımımız üçlü defans.
Kendimizi iyi tanıyarak yola devam etmemiz gerekiyordu ama toplum olarak kendimizi dev aynasında gördük. Medya, futbolcular ve yöneticiler havalandı. Ülke futboluna katkı sağlayıp fikirler üretmek yerine bireylerle uğraştık. Dünya Kupası'ndaki başarıdan sonra dahi Şenol Güneş ağır eleştirilere hedef oldu.
10 senedir milli takıma en büyük hizmeti veren Hakan Şükür'e hiç haketmediği eleştiriler geldi. Hakan Şükür grupta attığı 8 golle milli takımı 96 Avrupa Şampiyonası'na taşıyan bir numaralı saha içi aktörüydü. G.Saray birbirinden güçlü takımları geçerek UEFA Kupası'nı kazanırken, Hakan Şükür yine en önemli etkendi. 2000 Avrupa Şampinası'nda gruptan çıkabilmemiz için ev sahibi Belçika'yı yenmemiz gerekiyordu. Hakan, kalecinin üzerinden kule gibi yükselerek attığı inanılmaz gole ikinci yarıda ikincisini ekleyerek final vizesini aldırdı. Dünya Kupası elemelerinde de emeği büyüktü. En sıkıntılı ve formsuz dönemiydi ama onun golüyle Slovakya'da kazandık. Çok kritik İsveç maçında da Hakan golünü yine attı ama o maçı son dakikada yitirdi. Ve de en son Letonya maçında en kritik anda turu getirecek golü attı. Ama iki dakika sonra amatörce bir gol yedik.
Işte böyle bir futbolcu Türkiye'de yerle bir ediliyor. Peki soruyorum Hakan Şükür gibi çağdaş pivot forvet tipinin ülkemizde bir alternatifi var mı? Ufukta gözüküyor mu?
Letonya kurada çıktıktan sonra herkes turu çantada keklik gördü. Ama Letonya, İsveç ve Polonya'yı deplasmanda yenmişti. Polonya belli ekole sahip bir ülke. 15 gün önce İtalya'yı 3 golle yendiler. Ben Letonya'nın maç özetlerini izledim. "Tehlikeli, başarıya susamış, savaşçı bir ekiple oynayacağız" dedim. En büyük endişem de takımımızın çok kötü bir dönemde yakalanmasıydı. Bilhassa iskeleti teşkil eden lejyonerlerde büyük sorunlar vardı.
Şimdi Şenol Güneş'in yanlışlarına bir göz atalım. Konfederasyon Kupası'ndan sonra bir değişime gidebilirdi. Ama gitmedi. Aslında fazla eleştirilecek bir şey değil. Ama İngilte'yle Kadıköy'de ve Letonya ile deplasmandaki maçlarda yanlışlar yaptık. Okan, Tugay, Emre'li bir orta sahaya Sergen'i ilave etmek İngiltere karşısında önemli bir yanlıştı. Sergen'i oynatacaksa Beşiktaş örneği değişik bir orta saha formatı denemesi gerekirdi.
Letonya kadrosunu açıklarken de hatalıydı. Tayfur Havutçu'dan Letonya'daki maçta faydalanması gerekirdi. Çünkü Tayfur pres yapan, devamlılığı olan bir orta saha. O maçta bir diğer hatası da Hakan Şükür'e görev vermeyişiydi. Son maçta ise Güneş'in bir hatası yok. Belki riskli bir takım kurmuştu ama yediğimiz gole kadar işler iyi gitti. Tek farklı skor avantajına sahipken tam zamanında Tümer-Gökdeniz değişikliğine gitti. 2-3 dakika sonra da Gökdeniz ikinci golün asistini yaptı ama her şey lehimize dönmüşken iki dakika sonra yediğimiz amatör gole Güneş'in yapabileceği bir şey yoktu.
Bugünden sonra ülkemiz şartlarında Şenol Güneş'in göreve devam edip başarılı olma şansı yok. Artık istifa etmesi gerekiyor. Ama üzülmemeli çünkü o dünya üçüncüsü takımın teknik direktörü unvanına sahip.
Benim korkum, futbolumuzun içindeki tüm birimlerin olaya bakış açıları ve yaklaşımları. Bütün temennim Avrupa ve Dünya Şampiyonaları'na katılmak için uzun seneler beklememek.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|