kapat
22.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



MEHMET BARLAS


"Habercilik" ve "İstihbaratçılık", böyle dönemlerde önem taşır!

İki önemli meslek, "Türkiye'nin 11 Eylül"ü (20 Kasım) dolayısıyla ön plana çıktı.

Bu mesleklerden biri "Habercilik", diğeri ise "İstihbaratçılık"tır.

Birbirlerine çok benzeyen, ama birbirleri ile asla karıştırılmamaları gereken iki meslektir habercilik ve istihbaratçılık.

İstanbul'u ve Türkiye'nin istikrarını hedef alan terörist saldırılarda, "Haber" denilen olgunun, ne kadar değerli, ne kadar somut bir şey olduğu iyice anlaşıldı.

Hayatın ve trafiğin en yoğun olduğu saatlerde, Levent ve Galatasaray'da, her İstanbullu ve her İstanbullu'nun yakını bulunabilirdi.

Nitekim patlamalar ertesinde, telefonlar kilitlendi, herkes televizyon başına koştu. İnternet haber siteleri inanılmaz yoğunluklar yaşadı. Bu yükü "Server"ler zor taşıdı.

Herkesin haberden öncelikli beklediği şey, teröre kurban giden ölülerin ve yaralıların isimleriydi. Sonra da, terörist eylemin hedefi olan bölgelerdeki durum ve bu durumun, günlük yaşamı nasıl etkileyeceğiydi.

Terörist eylemleri yapanlar, bu eylemin arkasındaki dürtü ve örgüt, geniş kitlelerden çok, yönetenleri öncelikle ilgilendiriyordu.

Gerek cumartesi günkü sinagoglara dönük terörist eylemlerde, gerekse perşembe günü HSBC'yi ve İngiliz Konsolosluğu'nu hedef alan eylemlerde, "Habercilik" mesleği, açıkçası iyi not aldı.

Ölenlerin, yaralananların isimleri, en hızlı biçimde verildi. Olayın çapı ve yıkıntı bölgeleri, iyi yansıtıldı.

Bence tek hata, kanlı görüntülerin çok fazla verilmesiydi.

Neticede haberciler de, bu ülkenin yurttaşları. Onlar da, birey ve kitle psikolojisini bilmeleri gereken birer "İnsan"dır.

Bu kanlı görüntülerin, toplum psikolojisinde nasıl bir yıkıntıya sebep olduğunu bilmeleri gerekir.

Onlar bunu, olayın sıcaklığı ile hissetmeler bile, haberi yayına sokan televizyon haber müdürleri, bunu bilebilirdi.

Yani habercilik, sadece, bu kanlı görüntülerin defalarca gösterilmesi açısından iyi not almadı.

"İstihbaratçılık" mesleğinin notuna gelince.

İstihbaratçılar, cumartesi günkü sinagoglara dönük ilk dalga eylemin ertesinde, çok başarılı oldular.

Zanlılar, çok hızlı biçimde açığa çıkarıldı.

Ama istihbaratçılık, olay sonrasında değil, olaylar öncesinde de kendisinden iş beklenen bir meslektir.

Cumartesi eylemi sonrasında yeni bir eylemin geleceği, anlaşıldığı kadarı ile, istihbar edilemedi.

Birinci eylemde elde edilen bilgi ve bulgular, bir beyin tarafından değerlendirilip, gerekli sonuçlar çıkarılamadı.

Bizim Gaziantep'in özdeyişinde, "Adamın Ömer diyeceği, ağzını büzmesinden belliydi" denilir.

Gübreden yapılan bombalar.. Uluslararası bağlantı.. Eylemde kullanılan kamyonetler.. Bush'un Londra ziyareti..

Bütün bunları bir denkleme yerleştirip, öngörüler yapmak, profesyonel istihbaratçıların işidir.

Bu yapılamadı.

Sonuçta İstanbul, devlet ve halk kitleleri, 2'nci eylemle, daha derinden ve hazırlıksız olarak vuruldu.

Durum böyle.

ŞAKA

İki Cihan!
Başbakan Erdoğan, "Teröristler iki cihanda da cezalandırılırlar" dedi.

Galiba önemli olan, teröristleri "Bu cihan"da hemen cezalandırmak. İşi Mahkeme-i Kübra'ya bırakırsak, bu cihanda yaşamak çok zorlaşır.

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır