kapat
22.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



MEHMET ALTAN


İsveç kibritleri

Stockholm- Türkiye'deki İnsan Haklarını destekleyen İsveç Komitesi'nin düzenlediği "Gelecekteki Avrupa'da Türkiye" üst başlıklı toplantının bir bölümü de ifade özgürlüğüne ayrılmış.

Siz bu yazıyı okurken, toplantı muhtemelen yapılmış olacak. Orada yaptığım konuşmanın kısa bir özetini sizlerle paylaşmak istedim.

Yoldayken öğrendiğim o korkunç saldırıyı gerçekleştiren saldırganların nasıl dar düşünce kalıplarının içine hapsolduğunu, düşüncenin nasıl oluştuğunu incelediğimizde daha iyi görebiliyoruz çünkü.

****

Düşünce özgürlüğünden söz edince önce bizim nasıl "düşündüğümüz" sorusu akla geliyor... Düşünme aracımız olan beynin nasıl düşüneceğini, neleri düşüneceğini belirleyen ölçüler nelerdir? Bu ölçüleri kim oluşturur?

Doğduğumuz ortamın kendisi...

Doğduğumuz ortamın gelenekleri, görenekleri, varsayımları, alışkanlıkları bizim düşünme dünyamızın sınırlarını oluşturuyor... Aile, okullar, çevre, bu önkabulleri, bu ölçüleri daha biz çocukken içimize yerleştiriyor, o yönde ve çerçeve içinde düşünmemizin ilk harcını koyuyor. Beynimiz, bu önkabuller nedeniyle, içine yerleştirilmiş bir tür "toplum ajanlarının" denetiminde düşünüyor. Bu denetimi kolayca aşamıyor.

İnsanın düşünme modelini oluşturan egemen paradigmayı sosyal ortam şekillendiriyor. Demek ki düşüncenin ve ifade özgürlüğünün ilk sınırları sosyal ortam ile oluşmakta.

****

Bugün uzmanlar beynin üç farklı şekilde çalışabileceğini söylüyorlar. Elektrik akımını nasıl farklı farklı bağlayabiliyorsak, beynin çalışmasını da farklılaştırabileceğimizi de öğreniyoruz böylece. Ama statükonun etkisi nedeniyle bunu kolayca yaptığımız söylenemez.

Çağ değişiyor. Sanayi döneminden sanayi sonrası döneme geçiyoruz. Artık "aklı yeniden kurmaktan" ve "kuvantum düşünce modelinden" söz edilmekte...

"Aklı yeniden kurmak" mevcudu algılayıp, devam ettirmekten çok daha büyük enerji istiyor. Size aile, okul, çevre tarafından verilen tüm bağlantıları yeniden gözden geçirmek, gerekirse kaldırıp atmak kolay değil. Bırakın beynin nöronlarını yeniden bağlamayı, mevcut düşünce kalıplarının değişmesine karşı bile büyük tepki gösteririz. Bu konularda tutucuyuzdur...

Kuvantum düşünce modeli ise bu tutuculuğumuzu aşmaya yardım edebilecek gibi gözüküyor. Kuvantum düşünce modelini "yaratıcı, içgörülü, sezgisel" olarak tanımlıyorlar. Varsayımlarımızı sorgulamada, alışkanlıklarımızı ya da zihinsel modellerimizi, paradigmalarımızı, değiştirmede kullanacağımız yeni bir düşünme biçimi bu.

"Bir masanın üzerinde duran bir bardağa baktığımızda" beyin onu bir bütünün parçası olarak algılıyor, "bardağı görürken onun masanın üstündeki ve odanın içindeki yerini" de tespit ediyor. Kuvantum düşünme modeli, bu yeteneği soyut kavramları ve düşünceleri de kapsayabilecek bir biçimde geliştirmeyi öngörüyor. Bütünü algılamak, yekpare bir anlama alanını iyice genişletmek, kavramları ve fikirleri bu geniş alanın parçası olarak o alanla birlikte değerlendirmek, nöronların eş zamanlı titreşimlerini yeniden örgütleyerek gerçekleşiyor. Akıl kendi kendini yeniden örgütlüyor...

Bunu yapamadıkça en geniş düşünme bile mevcudun sınırları içinde kalıyor.

****

Yerkürede yaşayan tüm insanların düşünme sorunlarındaki ortak dertlerini bir yana bırakır, ülkelerin bu konudaki tek tek sorunlarına gelirsek...

Jean-Paul Sartre "Düşünce özgürlüğünün olmaması, düşüncenin ifade edilememesi değil, insanın düşünmemesidir" der. Sartre'ın söyledikleri ile çağın kuvantum modeli ile aradığı arasında bire bir bir bağlantı var... Aklınıza gelmeyeni düşünemezsiniz. Aklınıza gelenler ise mevcut ile sınırlıdır.

İnsanoğlu henüz kendini tamamıyla keşfetmiş değil. Kestirmeden söylersek kısıtlı bir kapasiteyle çalışıyor. Biz bir de buna ayrıca sınırlar getiriyoruz.

Düşünce yasakları paradoksal bir biçimde "düşüncenin" kıt olduğu ülkelerde var. O diyarlarda, farklı bir düşünce statükoyu çok çabuk sarsıyor.

****

Bu yasakları kaldırabilmek için bir yandan politik baskılara karşı direnirken, bir yandan da düşüncenin çoğalması ve çeşitlenmesi için uğraşmak gerekir. Böyle bir mücadelede, politik bir cesaretin ve direncin yanı sıra değişik düşünme modellerine ihtiyaç duyarız.

Bugün bizi kucaklayan yeni çağ, geliştirdiği kuvantum düşünce modeli gibi yeni düşünme modelleriyle sadece açık bir biçimde görülen politik yasakları değil, beynimizdeki görünmez yasakları ve duvarları da yıkacak bir gücü bize bağışlayacak gibi gözüküyor.

Ben insanoğlunun sorun yaratma kabiliyeti kadar sorun çözme kabiliyetine de güvendiğim için gelecek adına ümitli ve iyimserim.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır