|
 |
|

BÜLENT TUNCAY
Arz-talep ikilemi
Fatih Terim'in geçen asırda inşa ettiği bina öylesine görkemli ki, kendi bile yeni eserini eskisine bir türlü benzetemiyor. "Mimarı ben değil miyim, yine yaparım" diyor, tekrar tekrar deniyor ama mükemmele alışan insanları bir türlü tatmin edemiyor. Galatasaray'daki asıl sorun burada. Galatasaray, geçmişte Fenerbahçeliler'in yaşadığı sendromu yaşıyor Beklemesini bilmiyor; hep başarı, sürekli başarı istiyor.
Beklenti içindeki insanlar, kulübün içinde bulunduğu ekonomik durumu da umursamıyor. Varsa yoksa kupa. Ne şartta olursa olsun kupa. İkinci bir baskı unsuru da stat. Fenerbahçe'nin yenilediği Şükrü Saracoğlu Stadı sanki G.Saray'ın içine atılmış bir el bombası. Tamam, Ali Sami Yen Stadı köhne, ömrünü doldurmuş bir futbol mabedi. Ama kulübün içinde bulunduğu ekonomik darboğazda "hemen, şimdi" mantığı ile stat işine soyunmak kördüğüme yol açıyor.
Real Madrid satmıştı
Galatasaray önce sabretmesini bilecek, sonra da adımlarını dikkatli atacak. Bir süre öncesine kadar ekonomik darboğazda bulunan Real Madrid, şehir merkezinde kalan tesislerini satarak borçlarının önemli bir bölümünden sıyrılmış, transferlerde büyük oynayarak büyük kazanmıştı.
Galatasaray'ın da Riva'daki, Florya'daki ekonomik olarak atıl durumdaki kıymetli gayrimenkullerini nakte çevirmesinin zamanı geldi. Başkan Özhan Canaydın "Gayrimenkul satan başkan" sıfatının üzerine yapışmasından korkuyor ama borcu borçla kapatarak bir yere varamayacağını da biliyor. Bu tarzıyla varacağı tek nokta, kendisine devredilen "Borç prangalı" kulübü "Ha bir eksik, ha bir fazla" olarak bir sonrakine devretmek.
'Eski Açık' filmine gitmedi
Ve G.Saray'ı dünya takımı yapan Terim'in adımlarını dikkatli atması gerekiyor. Milli takımlara 10 futbolcu gönderdi. Bunların 5'i direkt oynuyor. Yani ideal 11'inin yarısı yok. Ama dünkü idman maçında 18 oyuncuya forma giydirebiliyor. Bu, elinde bol alternatifli bir kadro olduğunu gösterir. Kendisinin seçtiği, mali imkanlar doğrultusunda G.Saray'a yakıştırdığı isimler bunlar. Ve bu kumaştan bir elbise dikmeye mecbur. Üstelik bu kıyafet yerli malı olacak gibi. 1.5 yılda 15 yabancı transfer edip hiçbirinden tam verim alamamak onu yerliye mahkum kılıyor. Fatih hocanın tempoyu artırmak için gençlere, forma aşkı için Türkler'e dayanması gerektiğini de görmesi gerekiyor.
Son bir not da Galatasaray tribünlerinin cefakar bölümü olan "Eski Açık"a. G.Saray Kulübü'nün desteklediği ve kârdan pay aldığı "Eski Açık Sarı Desene" filmine İstanbul'da topu topu 35 bin kişi gitmiş. Yani filmi Olimpiyat Stadı'nın açıkları kadar insan izlemiş. Neden acaba?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|