|
 |
|

GÜNTAY ŞİMŞEK
Mavi Akım ortak akıl birliği
Hafta başında Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) Başkanı Natık Aliyev, Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı'ndan (BTC) ilk petrolün, Nisan 2005'te ihraç edileceğini açıklarken, BTC projesine yönelik Avrupa'da çeşitli bankalarda finans temini noktasında olumlu gelişmeler yaşandı. BTC projesinin aksamadan yürümesi, petrolle beraber Azeri doğalgazının da Anadolu'ya gelecek olması Türkiye'nin elini başka açılardan güçlendirmektedir.
Türkiye'de birçok kişinin ve özellikle Tansu Çiller'in iktidarı dönemindeki ilgili yetkililerin dahi inanmayarak 'erken petrol boru hattı' diye Bakü-Supsa Hattı'nı desteklemeleri BTC'yi geciktirmiş olsa bile bugün gelinen noktada azmin ve inancın başarısı olarak görülebilir. Tabii bu başarıda bilinçli/bilinçsiz olarak eleştirilen bazı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bürokratlarının katkılarını da unutmamak gerekir.
Enerji Bakanlığı'nda Türkiye'yi önemli noktalara taşıyacak projelere imza atan bürokratlar olduğu gibi, elini kolunu bağlayan işlere imza koyanlar da söz konusu. Mesela, birileri BTC'nin olması yönünde inanılmaz uluslararası çalışmalar yaparken, yabancılarla ortak hareket etmeyi marifet sayanlar da BTC'yi kullanacak petrol konsorsiyumunun en büyük hissedarı BP adına hareket etti.
Türkiye içinde bugün inşaatı devam eden BTC projesine müdahale edilemiyorsa, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı konuyu tahkik etmeye kalktığı esnada, BP liderliğindeki BTC Konsorsiyumu tarafından çeşitli argümanlarla püskürtülüyorsa bunda geçmiş dönemde siyasilere çalışan bürokratların parmağını aramak gerekir.
Benzeri durum Mavi Akım ve Balkanlar üzerinden Rusya'dan alınan doğalgaz alım anlaşmalarının yeniden gözden geçirilmesinde de yaşanıyor. Fakat, Türkiye'nin elindeki en önemli kartlardan birisi çeşitli kanallardan ve kaynaklardan doğalgaz teminini sağlayan anlaşmalardır.
Rusya ile yapılan doğalgaz anlaşmalarında BOTAŞ eli zayıf kalsa dahi diğer doğalgaz anlaşmalarıyla geleceğe projeksiyon tutması halinde Rusya ile ciddi pazarlık yapması söz konusu. Neticeyi bugün yapılacak açıklamalarda görmeyi arzu ediyoruz.
MSB'nin açıklaması
27 Ekim 2003 tarihli, 'Özelleştirme Kazıkları' başlıklı yazımıza Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Genel Sekreterliği bir açıklama göndererek, kendi taraflarından konunun bizim yazdığımız gibi görünmediğini ifade ediyor.
Deniz Nakliyat'ın özelleşirtilmesi esnasında yaşanan gelişmelere paralel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri de (TSK) yüklerini, Deniz Nakliyat'ın özelleştirilmesinden sonra kendilerine büyük indirim önerilmesine rağmen bu kuruluştan almak yerine, daha küçük ve az sayıda gemisi olan bir firmaya verdiğini yazmıştık.
Cevaben gelen açıklama şöyle
'Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyacı için yurt dışından tedarik edilen malzemenin, yurt dışı limanlardan Türk limanlarına veya Türk limanlarından yurt dışına sevkıyatını sağlamak amacıyla yapılan deniz taşıma hizmeti, 1999 yılına kadar, kamu kuruluşu niteliğinde olan ve Maliye Bakanlığı'nca uygun görüş verilen kurumlar arasında yer alan Deniz Nakliyat T.A.Ş. ile MSB arasında 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 71'inci maddesi hükümlerine göre yapılan protokollerle gerçekleşmiştir.' Açıklamanın devamında Deniz Nakliyat'ın özelleştirilmesi sonrası yapılan ihaleyle, en düşük navlun teklifini veren şirketle yeni bir anlaşma yapılıp hizmet alınmaya başlandığı belirtiliyor.
Ne diyelim. Eğer öyleyse 'Vira Bismillah'.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|