|
 |
|

MEHMET TEZKAN
Terörün her çeşidiyle dolu hızlandırılmış yaşam..
Zaman zaman düşünüyorum.. Biz orta kuşakta yer alan gazeteciler şu 25 yıla ne kadar çok şey sığdırdık ..
Hızlandırılmış film gibi.. Yoksa hızlandırılmış yaşam mıydı?
Neredeyse görmediğimiz, bilmediğimiz şey kalmadı.. Durduk yerde terör uzmanı olduk..
İnanın bir çaba göstermedik, bizi buraya hayat sürükledi..
Cumartesi günü iki sinagogda eşzamanlı bombalar patladı..
Yorum hazır; "El Kaide'nin işidir."
Neden?
Daha önceki eylemlerinin kopyası..
Yerli olamaz mı? PKK, İBDA-C, Hizbullah?
Hayır.. Onların yöntemi değil..
Sanki herbirimiz gazeteci değil, gazeteci terör uzmanıydık..
Daha olayın sıcaklığı sürerken mutlaka yerli taşeron kullanmışlardır bile dedik..
Tahminler doğru çıktı..
Nereden biliyorduk?
Yanıt basit.. Bu ülkede gazetecilik yapan herkes, en az on bombalı eyleme tanıklık etmiştir..
Uğur Mumcu ile Ahmet Taner Kışlalı suikastları birbirinin benzeri değil mi?
Bahriye Üçok'a gönderilen bombalı paket ile Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu'nun (Hamido) havaya uçurulması, eylem türü olarak birbirinin kopyası değil miydi?
Geçen hafta Kaya Çilingiroğlu ayağından vuruldu..
Anında teşhis konuldu Saldırı değil, mafyavari eylem..
Neden?
Dizinden vurdular.. Mafya yöntemi..
Türkiye'de gazetecilik yapan, dizden vurlmanın ne anlama geldiğini bilir.. Vurulan sakat kalmasa bile ömür boyu acısını çeker..
Mesaj şudur Soğuk havalarda dizin sızlamaya başladığı zaman beni hatırla..
1980 öncesi bir kahvehane mi tarandı, siyası bir cinayet mi işlendi.. Polise sormadan örgütü bilirdik..
Her örgütün bir eylem türü vardı.. Bu, kartvizit bırakmak gibi bir şeydi..
Kartvizitler de hiçbir zaman karışmazdı..
12 Eylül sonrası hayatımıza PPK terörü girdi..
15 yıl boyunca da çıkmadı..
Adına 'düşük yoğunluklu savaş' dendi ama dağlarda-bayırlarda süren, resmen savaştı..
Kent merkezlerine de terörü getirdi..
Hatırlıyorum.. Bir ara her cumartesi günü bombalı eylem olurdu.. Çöp tenekelerine tahrip gücü çok yüksek olmayan bombalar bırakılırdı..
Parklar en uygun mekanlardı..
Bir ara direklere asılan, parklara, otobüs duraklarına konan bütün çöp tenekeleri kaldırıldı..
Sonra.. Kendilerine hamile süsü veren çarşaflı kadınların intihar eylemleriyle tanıştık..
Hamile kadınlara şüpheyle bakmaya başladık..
Neredeyse hamile kalmak suç olacaktı..
Türkiye o günleri de atlattı..
Tam bir oh çekecektik ki, bu kez yaşamımıza domuz bağı girdi..
Dağarcığımıza bir bilgi daha gönderdik.. Hiçbir Avrupalı meslektaşımızın işine yaramayacağı bir bilgiyi..
Artık hepimiz domuzbağı ile bağlanan bir kişinin kaç günde öleceğini biliyorduk..
Son 25 yılda terörün her çeşidini yaşadık.. Artık hiçbir eylem türü bizi şaşırtmıyor, paniğe sevk etmiyor..
Bu yaşadıklarımız mesleki gelişim açısından iyi de..
Ya Türkiye?
Düşünüyorum da 25 yılımız ne zor geçmiş..
Bu kadar süreye ne çok şey sığdırmışız..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|