|
 |
|

Sayın vali siz bu firmanın 'ortağı' mısınız?
Dönemin özelleştirme bakanı, Aksaray'da kurulu yabancı sermayeli firma ISE'nin ili terketmemesi için çabalayan ve bürokratik engelleri aşmak için çare arayan Aksaray Valisi Kadir Çalışıcı'ya böyle demiş
Aksaray Valisi Kadir Çalışıcı, kamuoyunda tanınmayan bir vali. 1945 Afyon doğumlu. 2000 yılında Adıyaman'dan Aksaray'a vali olarak atandı.
Mercedes'in Aksaray'daki fabrikasına gazetecilerin ziyareti sırasında üşenmedi, il hakkında detaylı bir brifing sundu. Klasik sunumu bittikten sonra, sohbet, Aksaray'a yerli ve yabancı yatırımcıları çekmek için neler yapıldığına kaydı. "Kara mizaha örnek" bir olay diyerek, Mercedes fabrikasına parça temin eden Alman ISE firmasının başına gelenleri anlattı.
Türkiye'ye neden yabancı sermaye gelmiyor? Gelen sermaye neden bıktırıcı bürokrasi karşısında pes ediyor? Pes etmeyenleri neler bekliyor?
Bu soruların yanıtı, Çalışıcı'nın anlattığı olayda kendini gösteriyor.
Bir valinin "ağır itham ve imalı laflara" muhatap olmasına rağmen, yönettiği kente yatırımcı çekme mücadelesi derslerle dolu.
Aksaray Valisi Kadir Çalışıcı, ISE firmasının Aksaray'da yaptığı yatırım sırasında karşılaştığı sorunları şöyle anlattı
* n Görev yaptığım illerde; iş, aş üretmek bundan sonra özel firmalar eliyle olacağına göre yapmam gereken de belli. Mevcut firmaların varsa sorunlarını çözmek, ayakta kalmalarını, yeni yatırımlarla gelişip büyümelerini sağlamak, yeni yatırım yapmak isteyen firmaları da özendirerek teşvik etmek.
* İlimize benden önce yatırım yapmış ISE firmasının sorunu basit görünüyordu. Kamuya ait olan bir arsa ve bu arsanın firmaya satışıydı. Arsa daha sonra Özelleştirme İdaresi'ne devredilmişti. ÖİB, hazır Almanya'dan gelmiş, üzerinde 200 kişinin çalıştığı, sanayi üretimi yapan, ihracat yapan, trilyonlarca lira vergi veren, know-how getiren, stopaj ödeyen yabancı firmaya değeri üzerinden, parasıyla bir arsa satacaktı. Şimdiye kadar bu sorunun çözülememiş olmasına da hayret ettim.
DEFOLUP GİTSİNLER
* Fakat firma yetkililerinin yıllarca her kademede uğraşmalarına, her kapıyı ve yolu denemelerine rağmen bütün teşebbüs ve ümitleri, Ankara bürokrasisinin ve ÖİB'nin sağır ve dilsiz duvarlarına çarparak paramparça olmuştu.
* Arsa mülkiyeti henüz firmaya intikal etmemesine rağmen devlete, hükümetlere güvenmişler, milyonlarca Euro'luk yatırım yapmışlar. İşi daha da büyütmek, istiyorlar ama neye, kime güvenerek?
* Nitekim, firmayı her türlü kolaylığı ve imkanı sağlayan Polonya veya Romanya'ya gitme planı yaparken buldum.
* Firma yetkililerine morallerini bozmamalarını belirterek, konuya bilfiil müdahil oldum.
* Sayın Mesut Yılmaz başta olmak üzere her kademede yetkili ve ilgililere konuyu bir kere değil, defalarca götürdüm. Ama nafile... ÖİB nuh diyor, peygamber demiyordu.
* Bu firmanın, aslında 150-200 milyar zor edecek (Bizzat piyasa araştırması yaptırdım) bir arsaya 1 milyon dolara yakın bir ücret teklif ettiğini, paranın da ötesinde bu firmanın hiçbir şekilde kaçırılmaması gerektiğini her kademede anlattım, anlattım...
* Konunun hukuki boyutunu bizzat kendim inceledim. ÖİB yetkili ve hukukçularının mazeret olarak ileri sürdüğü (arsanın üzerinde daha önce bina kurarak çalışan firma ile ilgili dava) gibi gayrimenkulün satışına mani (ipotek, haciz, intifa, irtifak vs.) hiçbir engel olmadığını tespit ettim.
* Hatta satışa hiçbir yasal engel bulunmadığına dair T.C. Aksaray 2 Nolu Tapu Dairesi'nden yazılı belge sundum ama nafile, nafile...
* ÖİB bir sayın başkan vekilinin 'Sayın Valim, neden bu firmayla bu kadar meşgul oluyorsunuz. Giderse defolsun gitsin' demesine bizzat tanık oldum ve hoş da olmayacak bir şekilde tartıştım.
* ÖİB'den sorumlu sayın bakanımızın 'Vali Bey, neden bu konu üzerinde bu kadar çok duruyorsun, yoksa bu firmaya ortak mısın?' sualine muhatap oldum, cevap veremedim ama sadece acı acı gülebildim.
SORUNU GÜL ÇÖZMÜŞ
* Firma yetkilisi Ergün Yıldız'a; ikimizin de bu ülkenin çocuğu olduğumuzu, firmanın Aksaray'ı terketmemesi için vali olarak bu arsanın mümkün olan en kısa zamanda kendilerine satılacağına, benim buna hem yazılı hem sözlü kefil olabileceğimi, şirketin Almanya'daki merkeziyle görüşmesini bir umut olur düşüncesiyle söyledim. Bu sayede geçici de olsa şirketin Aksaray'ı terketmesini önlemiştik. Ancak böyle bir taahhüte yasal yetkim ve hakkım yoktu. Risk aldım ve vicdan sahibi bir yetkili bulacağımı umdum.
* Neyse ki Başbakan Sayın Abdullah Gül'ün ilimizi ziyaretlerinde kendilerine bu traji-komik hikayeyi anlatmak fırsatı bulabildik. Talimat ve destekleriyle konu çözüldü. ÖİB'nin çok bilgiç (!) hukukçularının 'Hukuken satılamaz' dedikleri arsayı firmaya satabildik ve ben de bu kefaletten kurtulmuş oldum...
Uyanık avukatlar!
Yüzde 100 yabancı sermayeli ISE firması, 1999'da Aksaray Mercedes fabrikasının yanındaki SPS Parça Sanayi'ye ait binayı ekipmanları ile birlikte 5 milyon marka satın alır. İki firmanın Türk avukatları satın alınan binanın arsasının Tümosan'a ait olduğu detayını ne hikmetse atlarlar!
ISE, hem yanıbaşındaki fabrikaya hem de Daimler-Crysler'e stratejik malzemeler üretir. Ancak söz konusu arazinin hukuki boyutu vardır ve Tümosan, Özelleştirme İdaresi'ne devredildiği için muhatap Özelleştirme İdaresi'dir. Bu noktada avukatlarından ağzı yanan ISE firması, ÖİB'ye başvurarak arsanın kendilerine satılmasını ister. ÖİB hukukçuları ise önceki firma SPS ile davalık olduklarını belirterek, arsanın satışının mümkün olmadığını ileri sürer. Vali Kadir Çalışıcı devreye girmesine rağmen yıllardır çözülmeyen konu dönemin Başbakanı Abdullah Gül tarafından çözülür. Arsa önce özel idareye bedelsiz devredilir. Ardından ihaleye çıkarılır. ISE firması ve birkaç çantacı tabir edilen kişiler ihaleye girer. Çantacıların aradan para alarak çekilme isteği bir şekilde çözülür ve arsa 1 milyon dolara ISE'ye satılır.
Yavuz SEMERCİ
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|