kapat
18.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

ALİ KIRCA


İlk saldırı değildi!..

Türkiye'de insan aklının "nisyan ile malul" yani Türkçesiyle "unutma özürlü" olduğunu bilirdik; lakin her şeyin bu kadar çabuk unutulmuş olabileceğini düşünemezdik..

Cumartesi günkü terör olayından sonra denildi ki

"Bu olay,Türkiye'ye karşı bombalı araçlarla düzenlenmiş ilk intihar saldırısıdır."

Acaba?

Oysa "Kanlı Cumartesi"den tam tamına bir ay önceydi..

Bağdat'taki Türk Büyükelçiliği binası önüne gelen intihar komandosu, bombalı aracı kendisiyle birlikte havaya uçurdu..

Büyükelçilik binası büyük hasar gördü..

Aslında elçiliğin önüne gelen bombalı araçta, binayı tümüyle havaya uçurmaya yetecek ölçüde patlayıcı vardı..

Ancak, birkaç gün önce konulan beton bariyerler, daha büyük bir facianın meydana gelmesini önlemişti..

O açıdan bakıldığında eylemin tam olarak amacına ulaşamadığı hatta -teröristler açısından- başarısız olduğu bile söylenebilirdi..

"Terör"ün, o günkü "bilanço"ya ulaşabilmesi için o kadar yüklü patlayıcıya ihtiyacı yoktu..

"İntihar komandosu"na ise "hiç mi hiç" ihtiyacı yoktu..

Bir el bombasını atıp kaçarak ta aynı "sonuç"a ulaşılabilirdi..

****

Bağdat'taki saldırıdan tam bir ay sonra..

Tam bir ay sonra iki bombalı araç bu kez Türkiye'deki sinagoglara yöneldi..

İki araçta da "muazzam" miktarda patlayıcı vardı..

Bu kadar yüklü patlayıcının, İstanbul'daki iki sokak boyunca uzanan ev ve işyerlerinde tahribata yol açmak ve yoldan geçen insanları öldürmek için hazırlandığını söylemek inandırıcı olur mu?

Veya sinagoglara "sırf saldırmış olmak için" saldırıldığı söylenebilir mi?

Sokaktan geçenleri öldürerek "korku" yaratmak için, herhangi bir saatte "mütevazı" bir kaç "bombalı paket" yeterli olabilirdi..

"İntihar komandosu"na dahi ihtiyaç yoktu..

Asıl amaç tartışılamayacak kadar açıktı

Sinagogları tümüyle havaya uçurarak "yüzlerce Musevi"yi "aynı anda" katletmek..

Hem saldırı "dakikaları", hem de kullanılan patlayıcının miktarı başka bir olasılığı düşünmeye imkan bırakmıyor..

Tıpkı, tam bir ay önce Bağdat'taki saldırının asıl hedeflediği "bilanço" gibi..

****

Bir "tek" masum insanın yaşamını hedef almış olsa bile terör, şiddete karşı insanlar ve barışsever halklar tarafından aynı ölçüde kınanırdı elbet.. Bir tek kişi bile ölmüşse, hiçbir saldırı "ucuz" atlatılmış bir saldırı olamazdı.. İnsan hayatının "paha"sı yoktu çünkü..

Ancak, terör eylemini düzenleyenler açısından durum farklıydı. Onlar için eylemin zamanlaması ve şekli kadar "bilançoyla doğru orantılı olan asıl amaçları" da önemliydi..

Eğer, her iki eylemin nasıl bir "sonuç"a ulaşmak için hazırlandığı iyi tahlil edilebilirse "neden" ve "kimler" tarafından düzenlendiği de daha iyi anlaşılacaktır kuşkusuz..

Şükürler olsun öyle bir sonuç olmadı; şükürler olsun istedikleri sonucu tam olarak elde edemediler..

Ancak, Bağdat'ta Büyükelçilik binasının havaya uçurulduğu ve -Allah korusun- Büyükelçi dahil herkesin hayatını kaybettiği..

Ya da, İstanbul'da iki sinagog"un havaya uçurulduğu ve -Allah korusun- "beşyüz"ü aşkın insanımızın bir anda hayatını kaybettiği bir olayın bölgedeki ve dünyadaki etkileri aynı mı olurdu sizce?

Göreceli olarak daha büyük bir "felaket"i yaşamadığımıza dua edelim, evet.. Ama "aynı güçler" tarafından düzenlendiği "apaçık" olan bu iki saldırıyı, bize göre "yeteri kadar trajik" görünen "mevcut" "fotoğraflar"la değil; teröristlerin yaratmak istedikleri asıl "büyük fotoğraf"la tahlil edelim..

Trajedinin arkasındaki "karanlık silüet"leri o "sanal" fotoğrafta görmeye çalışalım.. O silüetler kimleri mi işaret ediyor?.. Bir sonraki yazıda...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır